Ugolino ve Çocukları: Açlık Mı, İnsanlık Mı?

Manşet Sanatın Akışı

13. yüzyıl İtalyan siyasetinde, entrika ve ihanet neredeyse sıradanlaşmıştı. O dönemde Pisa Cumhuriyeti’nin önde gelen figürlerinden biri olan Kont Ugolino della Gherardesca, politik hırsları ve taraf değiştirmeleri nedeniyle kendi halkı arasında nefretle anılmaya başlamıştı.

Ugolino, hem iç savaşlarda hem de dış tehditlerde kurnazca saf değiştirerek zaman zaman düşmanla iş birliği yaptı. En sonunda 1288’de, Pisa’da güç dengeleri yeniden değiştiğinde, rakipleri —özellikle baş düşmanı Başpiskopos Ruggieri degli Ubaldini— ona ihanet etti. Ugolino, çocukları ve torunlarıyla birlikte bir kuleye hapsedildi. Bu kule sonradan “Açlık Kulesi (Torre della Muda)” olarak anılacaktı. Kilit vurulan kapılar bir daha açılmadı. Günler süren sessizlik… Ardından yalnızca cansız bedenler kaldı.

Bu trajedi, yalnızca tarih kitaplarına değil, edebiyatın en sarsıcı sayfalarına da kazındı.

Dante’nin Kaleminden Ölümün En Sessiz Hali

1300’lerin başında Dante Alighieri, İlahi Komedya’nın “Cehennem” bölümünde bu olayı unutulmaz kıldı. Dante, Ugolino’yu Cehennem’in en derin çemberine, yani Caina’ya (hainlerin yeri) yerleştirir. Orada Ugolino, ölümsüz bir ceza olarak Başpiskopos Ruggieri’nin kafasını dişleriyle kemirmektedir.

Ama asıl tüyler ürpertici anlatı, Ugolino’nun Dante’ye çocuklarının açlıktan birer birer öldüğünü ve sonunda… onların etini yemiş olabileceğini anlatmasıdır:

“Sonra açlık, kederden güçlü çıktı…”

Ugolino çocuklarını yedi mi? Dante cevabı açık bırakır. İşte bu belirsizlik, yüzyıllar sonra Jean-Baptiste Carpeaux’nun heykelinde taş kesilir.

Carpeaux’nun Heykelinde Donmuş Bir An

Jean-Baptiste Carpeaux, 1860’larda Roma’da Michelangelo’yu ve antik Yunan heykellerini çalışırken, Dante’nin bu unutulmaz sahnesinden esinlendi. Sonuç: Ugolino ve Çocukları adlı mermer bir başyapıt.

Bu heykelde Ugolino, başını ileriye —belki de delilik ya da çözüm arayışıyla— çevirmiştir. Çevresindeki dört çocuk, acı ve çaresizlik içinde bedenine sarılmıştır. En küçüğü ayaklarının dibinde, muhtemelen cansızdır. Ugolino’nun vücudu açlığa rağmen kaslıdır —tıpkı Michelangelo’nun Laocoön figürleri gibi. Ama onun kasları direnişi değil, suçluluk ve iç çatışmayı taşır.

Uzağa bakar, ama asla görmez. Çocuklarına dokunmaz, çünkü dokunursa… yıkılacaktır. Heykel, Dante’nin bıraktığı soruyu bir kez daha sorar: Bir baba, açlık ve çılgınlık arasında ne kadar insan kalabilir?

Heykelin Yolculuğu ve Etkisi

Carpeaux bu eseri 1860’ların başında Roma’daki Fransız Akademisi’nde tamamladı. 1863’te bronz bir versiyonu Tuileries Bahçesi’nde sergilendi ve büyük ilgi gördü. 1867 Paris Uluslararası Sergisi için mermer versiyonu hazırlandı. Bu versiyon daha sonra Metropolitan Museum of Art (New York) koleksiyonuna girdi.

Heykelin getirdiği şöhret, Carpeaux’ya Paris Operası’nın ünlü “La Danse” cephesini yapma fırsatını getirdi. Yani Ugolino sadece bir trajediyi değil, bir sanatçının kaderini de dönüştürdü.

İç Rahatlatacak Bilimsel Analiz

2002 yılında paleoantropolog Francesco Mallegni, kısa süre önce gün yüzüne çıkarılan Ugolino ve çocuklarına ait olduğu düşünülen iskeletler üzerinde DNA testleri gerçekleştirdi. Analiz sonuçları, kalıntıların bir baba, oğulları ve torunlarına ait olduğu yönündeki varsayımla örtüşüyor. Günümüzde yaşayan Gherardesca ailesi üyelerinden alınan DNA örnekleriyle yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Mallegni %98 oranında doğru tanımlama yaptığına inandığını belirtti.

Ancak adli tıp incelemesi, kanibalizm iddialarını çürütüyor. Ugolino’nun iskeletine ait kaburga kemikleri üzerinde yapılan analizlerde magnezyum izlerine rastlanırken, çinko bulunamadı. Bu da ölümünden önceki aylarda et tüketmediğini gösteriyor. Ayrıca Ugolino’nun çok az sayıda sağlam dişi kaldığı ve hapsedildiği dönemde 70’li yaşlarında olduğu düşünülüyor. Bu durum, hem çocuklarından uzun süre hayatta kalma hem de onları yeme olasılığını daha da düşürüyor.

Mallegni ayrıca, Ugolino’ya ait olduğu düşünülen kafatasında hasar tespit edildiğini, dolayısıyla onun açlıktan değil, başka bir nedenden de ölmüş olabileceğini belirtti.

Gerçek farklı olsa da Ugolino ve Çocukları yalnızca bir tarih sahnesinin değil, insanlık tarihinin en karanlık anlarından birinin yontulmuş halidir. Açlığın sınırlarında gezinen bir babanın sessiz bağırışı, taşta, edebiyatta ve insan belleğinde yankılanmaya devam ediyor.

Soru tek: “Açlık mı daha güçlü, insanlık mı?”

Tagged