Iphigenia: Truva Savaşı’nın İlk Kurbanı

Manşet Tarihin Akışı

Truva Savaşı’nın kıvılcımı, tanrıların oyunuyla atıldı. Thetis ile Peleus’un düğününde Eris yani nifak tanrıçası ortalığı karıştırır diye davet edilmemişti. Öfkelenen Eris, sofraya altın bir elma attı: üzerinde Ti Kallisti (En güzele) yazıyordu. Hera, Athena ve Afrodit elmayı sahiplenince tanrılar arasında büyük bir tartışma çıktı. Zeus, hakemlik görevini Troya prensi Paris’e verdi. Paris, Afrodit’i seçti çünkü Afrodit ona dünyanın en güzel kadını Helen’in aşkını ve sadakatini vaat etmişti. Helen, Sparta kralı Menelaos’un karısıydı. Paris, Sparta’ya misafir olarak gelip Helen’i kaçırınca Yunan dünyası ayağa kalktı. Menelaos, kardeşi Agamemnon’u ve diğer kralları çağırdı.

Homeros’un İlyada destanına göre, Helen’in eski talipleri bir “yemin” etmişti: Helen kiminle evlenirse onu hep birlikte koruyacaklardı.

Böylece Agamemnon önderliğinde dev bir ordu kuruldu: Akhilleus, Odysseus, Ajax, Diomedes gibi kahramanlar hep oradaydı. Donanmanın büyüklüğü o kadar inanılmazdı ki Homeros, “bin gemilik” der.

Ama bir sorun vardı: Donanma denize açılamıyordu. Aulis limanında günler geçti, rüzgâr esmedi. Binlerce asker sıkışmış, yiyecek ve sabır tükenmeye başlamıştı. Ordunun morali çökmüş, komutanlar Agamemnon’un üzerine yürüyordu.

Delphi kahinleri kehaneti ve durumu açıkladı: Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürmüştü. Kimi kaynaklarda “Artemis bile benim kadar iyi nişan alamaz” diyerek tanrıçaya meydan okuduğu anlatılır. Bu küstahlık yüzünden Artemis, rüzgârları durdurmuştu.

Kehaneti açıklayan kâhin Calchas en acı kehaneti de ardından söyledi:

“Rüzgâr ancak Agamemnon’un en sevdiğini Artemis’e sunmasıyla esecek. Bu da kızın İphigenia’dır.”

Agamemnon önce reddetti. Ama ordu isyanın eşiğine geldi. Truva’ya gidemezlerse namları sönecek, onurlarını kaybedeceklerdi. Agamemnon’un en büyük trajedisi bu noktada başlar. Kendi kızıyla ordu arasına sıkışır. Truva’ya saldırı bir kadının kurban edilmesine bağlıdır. Agamemnon, karısı Klytaimnestra’ya ve İphigenia’ya bir mektup yollar:
“İphigenia, kahraman Akhilleus ile evlenecek.”

Klytaimnestra ve kızı büyük bir sevinçle Aulis’e gelirler. Aulis kıyılarında koca ordu toplanmıştı. On binlerce savaşçı nefesini tutmuş, Kral Agamemnon’un ne yapacağını izliyordu. Kimi askerler “Rüzgâr esmezse biz ölürüz, tek bir kızın ölümü binlerce erkeği kurtarır” diye fısıldıyor, kimileri ise “Kendi evladını tanrılara sunmak mı? Bu nasıl bir krallıktır?” diye öfkeyle bakıyordu.

Klytaimnestra, kocasının yalanını duyunca dehşete kapıldı. “Kızımı gelinlik hayaliyle kandırdın!” diye bağırdı. Agamemnon ise başını öne eğdi: “Ordunun kaderi buna bağlı.”

İphigenia’nın gözleri yaşlıydı ama kısa süre içinde bakışları sertleşti. Euripides’in anlattığına göre kız, annesinin kollarından ayrılırken şöyle dedi:

“Bir kızın ölümüyle ordu kurtulacaksa, ben ölmeye hazırım. Yurdum için, halkım için, kahramanların yol alması için… Bırakın kanım özgürlük rüzgârına karışsın.”

O anda Akhilleus da ortaya çıktı. Çünkü adının yalan bir evlilik planında kullanılmasına öfkelenmişti. “Benim adımı kullandınız, ama ben bu kızı koruyacağım!” diye haykırdı. Fakat ordu öyle bir baskı altındaydı ki Akhilleus’un sözü bile fayda etmedi.

İki Ayrı Son

Bundan sonrası farklı yazarlara ait efsanelerde, farklı versiyonlarla geçer.

Tam bıçak İphigenia’nın boğazına yaklaşırken, gökten ani bir ışık indi. Herkes gözlerini kamaştıran bu sahneyi unuturcasına dondu. Bir anda kurban taşında İphigenia’nın yerine bir geyik belirdi.

Kimilerine göre bu bir mucizeydi: Artemis, kızı son anda kurtarmıştı. İphigenia ise görünmez bir rüzgârla oradan alınarak Tauris’e, yani bugünkü Kırım kıyılarına götürüldü. Orada Artemis’in başrahibesi yapıldı. Ama rahibeliğin bedeli büyüktü: Tapınağa gelen her yabancı kurban edilmek zorundaydı. Bir masum, başka masumların ölümünü buyurmakla cezalandırılmıştı.

Kimi rivayetlerde ise Artemis hiç müdahale etmedi; bıçak gerçekten indi ve İphigenia öldü. Onun kanı denize karışınca rüzgârlar esmeye başladı, donanma Truva’ya doğru yol aldı.

Tagged