Şarkıların Öyküleri: Luka (Suzanne Vega)

Manşet Notaların Akışı

Suzanne Vega, müzik yaşamı boyunca yalnızca güzel melodiler söyleyen, dinleyiciyi sakin sesiyle büyüleyen bir sanatçı olmayı seçmedi. Gitar tınılarının, zarif düzenlemelerin ve akılda kalan ritimlerin arasına küçük öyküler yerleştirdi. Şarkılarında New York sokaklarını, yalnız insanları, görünmez kalan hayatları ve kimsenin sormaya cesaret edemediği meseleleri anlattı.

1987 tarihli Solitude Standing albümünde yer alan Luka, bu anlatıcılığın en güçlü örneklerinden biri oldu. Şarkının hareketli ritmine ve sıcak melodisine dikkatsizce kulak verildiğinde, sıradan bir komşuluk ya da ilişki hikâyesi dinleniyormuş hissi doğabilir. Sözlere yaklaşıldığında ise karşımıza ailesinden fiziksel ve duygusal şiddet gören bir çocuğun sessiz dünyası çıkar.

Luka Şarkısının Hikâyesi

Şarkının anlatıcısı, kendisini aynı apartmanda yaşayan bir komşusuna tanıtır. Üst katta oturduğunu söyler ve geceleri duyulabilecek kavga seslerinin sorulmamasını ister. Yaşadığı şiddeti açıkça anlatmak yerine, bir yere çarptığını, sakar olduğunu ya da fazla konuşmaması gerektiğini söyleyerek üzerini örter.

Suzanne Vega, anlatıyı şiddeti dışarıdan gözlemleyen bir yetişkin üzerinden kurmadı. Sözü doğrudan çocuğa verdi. Luka, başına gelenleri tam olarak dile getiremez; şiddetin sorumluluğunu kendi davranışlarında arar, yetişkinlerin sıkça duyduğu mazeretleri tekrarlar ve komşusundan uzak durmasını ister.

My name is Luka
I live on the second floor
I live upstairs from you
Yes I think you’ve seen me before
If you hear something late at night
Some kind of trouble, some kind of fight
Just don’t ask me what it was
Just don’t ask me what it was
Just don’t ask me what it was

Çocuğa yönelik şiddet, tüm dünyada komşuların, diğer aile fertlerinin, öğretmenlerin karışmak ve dahil olmak istemedikleri bir konu… Unicef rakamlarına göre ağır şiddet ve taciz mağduru çocukların sadece yüzde 1’i sosyal yardım görevlileri tarafından korumaya alınabiliyor. Suzanne Vega’nın şarkıyı yayınladığı yıldan 35 sene geçmesine rağmen bu konu pek değişmedi. Devletler çocukların sürekli dayak yese bile ailelerinin yanında daha rahat edeceği gibi bir garip önyargıya sahipler.
Şarkının en ağır tarafı, çocuğun yardım istememesi değil, yardım istememeyi öğrenmiş olmasıdır.

Gerçek Luka Kimdi?

Suzanne Vega, Luka adını 1980’lerin başında New York’un Chelsea semtinde yaşadığı apartmandaki bir çocuktan aldı. Yanlışlıkla kendi posta kutusuna bırakılan bir çocuk dergisinin üzerinde Luka adını gördü. Daha sonra asansörün önünde karşılaştığı çocuğun aynı kişi olduğunu öğrendi.

Gerçek Luka’nın şiddet gördüğüne dair hiçbir bilgi yoktu. Vega yalnızca çocuğun adını ve sokakta büyümüş izlenimi veren tavrını aldı; şarkıdaki karakteri tamamen farklı bir hikâyenin içine yerleştirdi. Çocuk istismarı üzerine bir şarkı yazma fikri ise uzun süredir zihnindeydi.

Aydınlık Müziğin Altındaki Karanlık

Luka’yı unutulmaz yapan unsurlardan biri, anlatılanlarla müziğin arasındaki çelişkidir. Şarkı, ağır ve dramatik bir düzenleme yerine dinleyiciyi kolayca içine alan aydınlık bir folk-pop melodisiyle ilerler. Vega’nın sakin sesi de yaşananları büyüterek anlatmaz.

Bu ölçülü anlatım, şiddetin aile içinde nasıl gizlenebildiğine yaklaşır. Yaralar bahanelerle açıklanır, sesler duyulmamış gibi yapılır ve çocuk, başına gelenlerin konuşulmaması gerektiğine inanır.

Luka, ABD listelerinde üçüncü sıraya kadar yükseldi ve Suzanne Vega’nın en büyük uluslararası başarılarından biri oldu. Daha da önemlisi, çocuk istismarı gibi dönemin popüler müziğinde nadiren açıkça konuşulan bir meseleyi milyonlarca dinleyicinin karşısına çıkardı.

Suzanne Vega’nın yumuşak sesi burada rahatlatıcı değildir. Luka’nın kimsenin dikkatini çekmeden konuşabilmesini sağlayan ince bir perdenin arkasından gelir.

I think it’s because I’m clumsy
I try not to talk too loud
Maybe it’s because I’m crazy
I try not to act too proud
They only hit until you cry
And after that you don’t ask why
You just don’t argue anymore
You just don’t argue anymore
You just don’t argue anymore

Vega’nın şarkının ilerleyen satırlarında anlattığı gibi, annelerini, babalarını ve diğer aile fertlerini koşulsuz seven çocukların büyük bölümü suçu kendilerinde buluyor ve travmalar uzun süre tedavi olmayacak şekilde derinleşiyor. Vega, şarkıyı kendi evinin önünde oynayan ve diğer çocuklardan farklı görünen Luka isimli bir çocuktan esinlenerek yazmış. Gerçek Luka’nın şiddet görüp görmediğini Vega da dahil kimse bilmiyor.

Yes I think I’m okay
I walked into the door again
If you ask that’s what I’ll say
And it’s not your business anyway
I guess I’d like to be alone
With nothing broken, nothing thrown
Just don’t ask me how I am
Just don’t ask me how I am
Just don’t ask me how I am

Yaşanan dayak olaylarının çok büyük bölümünün üstü kapatılıyor. Son bölümde Vega “Zaten sizin probleminiz, işiniz değil” diyerek toplumların duruma nasıl baktığını da özetliyor. Michael Patterson ve Candice Reckinge’in çektiği klipte Luka’yı görüyoruz ancak başına ne geldiğini, neler çektiğini görmüyoruz. Vega ve yönetmenler nasıl ilgilenmediğimizi, kafamızı çevirdiğimizi şarkı ve kliple anlatmışlar.

Bir de ilginç not; klipte Luka’yı oynayan çocuk Jason Cerbone’yi yıllar sonra The Sopranos’ta Jackie Aprile Jr. karakteriyle izledik.

Tagged