Ken Loach, Son Filmini Mi Çekti?

Görüntü Hızlı Akış

Ken Loach, Cannes Film Festivali’nde The Old Oak için kamera karşısına çıktığında en çok karşılaştığı sorulardan biri yine sinemayı bırakıp bırakmayacağıydı. İngiliz sinemasının politik damarını onlarca yıl boyunca ayakta tutan yönetmen, bu sorulara kesin bir veda cümlesiyle değil, kendi karakterine uygun sade bir yanıtla karşılık verdi: “Her seferinde bir gün.” 1936 doğumlu Loach, gücü yettiği sürece anlatmaya devam edeceğini söylerken, sinemanın değişen üretim koşullarına dair eleştirilerini de saklamadı.

Politik Sinemanın Zorlaşan Alanı

Ken Loach’a göre bugün film yapmanın önündeki en büyük sorunlardan biri, genç yönetmenlerin ve yazarların karar mekanizmalarından giderek uzaklaştırılması. Günlük meselelere kendi politik bakışını getirmek isteyen genç sinemacılar için kapıların daha baştan kapandığını söylüyor. Loach, sosyal filmlerle politik filmler arasında önemli bir fark olduğunu vurguluyor. Ona göre sistemleri başarısız olan iktidar sahiplerinin, kendilerine meydan okuyan filmleri desteklemesini beklemek gerçekçi değil.

Bu nedenle Loach için mesele yalnızca film çekmek değil, muhalefetin nasıl örgütleneceğiyle de ilgili. Sinemanın seyircisiyle, halkla ve gündelik hayatla bağını kaybetmemesi gerektiğini düşünüyor. Politik sinema, onun gözünde yalnızca bir tür tercihi değil; işsizlik, yoksulluk, savaş, göç ve sınıf gerilimi gibi gerçek meselelerin perdede yer bulma mücadelesi.

The Old Oak Ve Kuzey Doğu İngiltere

Ken Loach’un son filmi The Old Oak, yönetmenin önceki filmleri I, Daniel Blake ve Sorry We Missed You ile aynı toplumsal coğrafyadan besleniyor. Film, Kuzey Doğu İngiltere’de, eski maden bölgelerinden birinde geçiyor. Bir zamanlar sanayiyle ayakta duran bu yerleşimler, madenlerin kapanması ve uzun yıllara yayılan ihmal sonrası yalnızlığa, yoksulluğa ve öfkeye terk edilmiş durumda.

Loach, The Old Oak için esin kaynağının bu bölgede çalışırken gördüğü toplumsal çözülme olduğunu söylüyor. Suriye Savaşı’ndan kaçan mültecilerin de bu bölgeye yerleştirilmesi, filmdeki temel gerilimi oluşturuyor. Yoksullaşmış yerel halkla yeni gelen mülteciler arasında oluşan mesafe, Loach sinemasının tanıdık ama hâlâ yakıcı meselelerinden birine dönüşüyor.

Ken Loach’un Mülteci Eleştirisi

Loach, İngiltere’nin mülteci politikalarına yönelik eleştirisini Tony Blair üzerinden de sertleştirdi. Irak işgaline verilen desteğin bugünkü mülteci krizinin temellerinden biri olduğunu söyleyen yönetmen, Blair’in Lahey’de savaş suçları mahkemesi önünde olması gerektiğini savundu.

The Old Oak, Ken Loach sinemasının uzun yürüyüşünde yoksulluk, savaş, göç ve dayanışma başlıklarını bir kez daha aynı masaya getiriyor. Yönetmen için sinema hâlâ kamusal bir mesele; yalnızca izlenen değil, taraf tutan, rahatsız eden ve konuşulması gereken şeyleri açıkta bırakan bir alan.

Tagged