Sofia Coppola, Bill Murray ile yeniden çalışmanın kendisi için uzun süre kolay bir karar olmadığını anlattı. 2003 yapımı Lost in Translation, hem Coppola’nın kariyerinde hem de Murray’nin geç dönem oyunculuğunda özel bir yere sahipti. Film, Tokyo’da yolları kesişen iki yalnız insanın sessiz yakınlığını anlatırken, aradan geçen yıllarda modern sinemanın en sevilen melankolik hikâyelerinden birine dönüştü.
Bu nedenle Coppola, aynı oyuncuyla yeniden bir film çekmenin büyük bir baskı yaratacağını düşündü. Lost in Translation’da özel bir şey yakaladıklarını, bu havayı tekrar üretmeye çalışmanın yanlış olabileceğini söyledi.
Lost in Translation Sonrası Çekingenlik
Coppola, Bill Murray ile yeniden çalışmak konusunda yaşadığı tereddüdü açıkça dile getirdi. İlk filmlerinde yakaladıkları duygunun izleyiciler için çok özel olduğunu biliyordu. Aynı etkiyi ikinci kez yaratmak neredeyse imkânsızdı.
“Lost in Translation’ın ardından Bill Murray ile yeniden çalışmaya çok korktum. O filmde özel bir şey paylaştık ve başarılı olduk. Bir daha başaramayacağımızı düşünüyordum.”
Coppola’nın çekincesi, Murray ile çalışmak istememesinden değil, tam tersine o iş birliğinin değerini fazla iyi bilmesinden kaynaklanıyordu. Lost in Translation’ın atmosferi, oyuncular arasındaki ölçülü kimya ve filmin neredeyse fısıltıyla ilerleyen duygusu kolayca taklit edilebilecek şeyler değildi.
On the Rocks Ve Farklı Bir Enerji
Sofia Coppola ile Bill Murray, 17 yıl sonra On the Rocks için yeniden bir araya geldi. Bu kez hikâyenin merkezinde yalnız bir otel karşılaşması değil, baba-kız ilişkisi, evlilik şüphesi, orta yaş kaygısı ve New York’un hafif nostaljik havası vardı.
Coppola, aradan geçen yıllarda hem kendisinin hem de Murray’nin hayatında farklı evrelere geçtiğini söyledi. Lost in Translation’ın aynısını yapamayacaklarını biliyordu; ama bu kez başka bir şey kurabileceklerine inandı.
On the Rocks, Rashida Jones’un canlandırdığı Laura ile Bill Murray’nin hayat verdiği çapkın, zeki ve yorucu baba Felix arasındaki ilişkiyi izliyor. Laura, eşinin kendisini aldattığından şüphelenirken, babası bu şüpheyi neredeyse bir dedektif oyununa dönüştürüyor.
Rashida Jones Ve Bill Murray Kimyası
Coppola, Rashida Jones ile Bill Murray arasındaki uyumu daha önce bir Noel özel programında fark ettiğini anlattı. İkilinin birlikte yarattığı rahat, komik ve doğal enerji, On the Rocks’ın çıkış noktalarından biri oldu.
“Rashida ile Bill’i bir Noel özel programında gördüm. Birbirleriyle acayip bir kimya yakalamışlardı. Sonrası geldi zaten.”
Bu kimya, filmin tonunu da belirledi. On the Rocks, Lost in Translation gibi ağır bir yalnızlık filmi değil; daha hafif, daha konuşkan ve daha şehirli bir komedi-dram. Yine de Coppola sinemasının tanıdık meselelerini taşıyor: kadınların iç sıkışmaları, aileden gelen gölgeler, ilişkilerde görünmeyen çatlaklar ve büyük şehirlerin romantik ama yorucu atmosferi.
Sofia Coppola, On the Rocks beğenilmese bile Bill Murray ile bir kez daha çalışmak isteyeceğini söyledi. Bu açıklama, ikilinin iş birliğinin yalnızca nostaljiye dayanmadığını gösteriyor. Coppola için Murray hâlâ yeni hikâyeler açabilen, sahneye beklenmedik bir ritim getiren ve yönetmenin dünyasında özel bir yere sahip bir oyuncu.
