Nietzsche ve Irkçılıkla İmtihanımız

Manşet Tarihin Akışı

Friedrich Nietzsche’yi tanımıyor olabilirsiniz ama eminiz ona yapıştırılan bir söze internette rastlamışsınızdır: “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.” Bu sözüyle motivasyon posteri bastıran da oldu, spor salonuna yazan da… Ancak aynı Nietzsche bugün, ne yazık ki, beyaz üstünlükçülerin, neo-Nazilerin ve internetin karanlık köşelerinde dolanan “alt-sağ” (alt-right) tayfanın kutsal kitabı hâline geldi. Ve buna Nietzsche mezarından kalkıp, “Yok artık!” dese yeridir.
Ama gelin baştan alalım.

Nietzsche: Felsefe Dâhisi mi, Nazizmin Babası mı?

Nietzsche, 19. yüzyıl sonlarında yaşamış, Batı felsefesinin en çarpıcı ve sarsıcı düşünürlerinden biri. Sistemsizdi, parçalı yazdı, çokça soru sordu ama net cevaplar vermekten kaçındı. Ahlakı, dini, toplumu yerinden oynatan bir düşünce dünyası kurdu. Hristiyanlığı köle ahlakı olarak tanımladı. Evrensel doğrulara inanmıyordu, mutlak hakikat kavramını reddediyordu. Ona göre dünya; değişken, yoruma açık ve kaotik bir yerdi — tıpkı kendi bıyık ve saç stili gibi.

Ancak Nietzsche’nin en bilinen kavramları —“Üstinsan”, “Güç İstenci”, “Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi”— yıllar içinde yanlış ellere düştü. Özellikle Naziler, onun notlarını ve aforizmalarını aldı, çekiştirdi, sündürdü ve Heil Hitler! dedirtmeye kadar götürdü.

Red-Pill Nietzsche mi Dediniz?

Günümüzde Richard Spencer gibi aşırı sağcılar, Nietzsche için “Beni red-pill yapan odur” diyor. (Red-pill: Matrix’teki o meşhur kırmızı hap. Gerçeği görüyorsun, ama işler sarpa sarıyor.) Bu tayfa, Nietzsche’yi politik doğruculuğa karşı çıkan, sistemi yıkmak isteyen asi bir figür olarak görüyor. Bir noktaya kadar doğru: Nietzsche gerçekten de mevcut ahlak düzenini sorguladı. Ama Spencer ve türevleri, Nietzsche’yi okuyup da “Ha, demek ki beyaz ırk en üstün!” sonucuna nasıl ulaştı, orası hâlâ gizemini koruyor.

Gelelim asıl meseleye. Nietzsche antisemit miydi?

Hayır. Açık, net ve bilimsel destekli bir hayır. Nietzsche, antisemitizmi çok kez ve çok sert şekilde eleştirdi. “Antisemitik yaygaracılar ülke dışına atılmalı” dediği bile oldu. Evet, bazı yazılarında Yahudilikle ilgili sert eleştiriler yer alır ama bunlar Yahudilere nefret kusmaktan çok, Hristiyan ahlakının tarihsel kökenlerine yönelttiği kültürel sorgulamalardır.

Nietzsche’nin kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche tam anlamıyla işin suyunu çıkardı. Antisemitik ve Nazi sempatizanı olan bu hanımefendi, Nietzsche’nin ölümünden sonra notlarını düzenledi (!), bazı cümleleri çıkardı, bazılarını ekledi ve ortaya Güç İstenci adlı “uydurulmuş” bir kitap çıkardı. Hitler de bu kitabı alıp, sanki Nietzsche onun için yazmış gibi kullandı. Hatta Elisabeth, Hitler’le samimi pozlar verip, Nietzsche’nin mirasını Nazizme “armağan etti.”

Nietzsche bu durumu görse muhtemelen şunu derdi:
“Beni kendi ideolojisine alet edenlerden tiksiniyorum — hele bir de ailedense!”
Bu cümleyi mektubunda neredeyse kelimesi kelimesine kurdu zaten.

Nietzsche’yi Kimler Neden Yanlış Anlıyor?

Nietzsche, insanlara “kendi değerlerini yaratın” derken, kastettiği şey kesinlikle “Irksal üstünlüğünüzü ilan edin” değildi. Ama bazı kişiler Nietzsche’yi, kendi kafalarındaki fikirleri doğrulamak için okuyor. Yani Nietzsche’yi anlamaya değil, ondan onay almaya çalışıyorlar. Bu, filozof okumak değil, kendi egosunu tatmin etmek olur.
Üstinsan mı? Nietzsche’ye göre üstinsan, iradesini kendisi belirleyen, yaratıcı ve özgür bireydi — Aryan bir savaşçı değil.
Güç İstenci mi? Nietzsche için bu, yaşama yönelmiş yaratıcı bir enerji. Yani “Güç bendedir, o zaman ez geç herkesi” değil, daha çok “Kendini aş, tembelliği bırak, değer üret.”

Sonuç: Nietzsche Kimin Tarafında?

Nietzsche’nin eserlerini gerçekten okuyan, onu “aforizma makinesi” değil bir düşünür olarak gören biri, onun beyaz üstünlükçü ideolojilerle zerre ilgisi olmadığını kolayca anlar. O, ulusçuluğa karşıydı, antisemitizme öfke duyuyordu ve ırkçı söylemleri kültürel hastalık olarak görüyordu.
Bugün, Nietzsche’ye “bizden” diye sarılanlar aslında onu hiç anlamamış kişiler. Bu da ironik şekilde Nietzsche’nin sık sık eleştirdiği o sürü ahlakının bir başka versiyonu: düşünmeden takip etmek, sloganlara kapılmak, kendi düşüncesini üretmemek.
Nietzsche’yi anlamak, zordur. Ama çarpıtmak, kolaydır.
Kendinizi “aydınlandım” sanarak onu kullanıyorsanız, belki de asıl karanlıkta kalan sizsiniz.
Nietzsche’yi okumak sizi üstinsan yapmaz.
Ama gerçekten okursanız, en azından insan kalabilirsiniz.

Tagged