İnsanların kişiliğini yalnızca aileleri, eğitimleri veya bireysel tercihleri belirlemiyor. Yaşadıkları ülkenin ekonomik şartları, güvenlik düzeyi, siyasal sistemi ve toplumsal kültürü de davranışlarını etkiliyor. Yüz binlerce kişinin katıldığı araştırmalar, narsisizm, manipülasyon ve duygusal duyarsızlık gibi özelliklerin ülkeler arasında farklı oranlarda görülebildiğini gösteriyor.
Psikolojide bu özellikler “karanlık üçlü” adıyla inceleniyor. Narsisizm, kişinin kendisini üstün görmesi, hayranlık beklemesi ve özel davranılmak istemesi anlamına geliyor. Makyavelizm, insanları kişisel çıkar için yönlendirme ve ilişkileri bir güç mücadelesi olarak görme eğilimini anlatıyor. Psikopati ise empati eksikliği, suçluluk duymama, dürtüsellik ve başkalarının haklarını önemsememe gibi özellikleri kapsıyor.
Bunlar yalnızca kişilik bozukluğu yaşayan insanlarda bulunmuyor. Her insan bu özellikleri farklı düzeylerde taşıyabiliyor. Araştırmalar da bütün bir ülkenin aynı kişiliğe sahip olduğunu değil, ülkelerdeki ortalama eğilimleri karşılaştırıyor.
Narsisizmin En Yüksek Olduğu Ülkeler
2026 yılında yayımlanan ve 53 ülkeden 45 binden fazla kişinin katıldığı bir araştırmada en yüksek ortalama narsisizm puanları Almanya, Irak, Çin, Nepal ve Güney Kore’de görüldü. En düşük puanları ise Sırbistan, İrlanda, Birleşik Krallık, Hollanda ve Danimarka aldı.
Ülkelerin büyük bölümünde gençler, erkekler ve kendisini yüksek sosyal statüde gören kişiler daha narsisistik cevaplar verdi. Daha zengin ülkelerde de narsisizm puanları genellikle daha yüksekti. Bunun, başarı, rekabet ve kendini gösterme davranışlarının ödüllendirilmesiyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.

Araştırmanın şaşırtıcı sonucu, bazı kolektivist toplumlarda da narsisizmin yüksek çıkmasıydı. Narsisizm uzun süre daha çok bireyselliği öne çıkaran Batı toplumlarıyla ilişkilendirilmişti. Oysa grup uyumunun önemli olduğu ülkelerde de güçlü hiyerarşiler ve sert statü mücadeleleri bulunabiliyor.
Bireyci toplumlarda narsisizm açıkça övünme, başarılarını sergileme ve farklı olduğunu gösterme biçiminde ortaya çıkabilir. Kolektivist toplumlarda ise grup içinde yükselme, saygınlık kazanma ve nüfuzlu kişilerle yakınlık kurma şeklini alabilir.
2003 yılında yapılan daha eski bir araştırmada en yüksek narsisizm puanını ABD almıştı. Yeni çalışmalar ABD’yi ilk sıraya koymasa da ülke hâlâ dünya genelinde narsisistik olarak algılanıyor. Çin, Türkiye ve Birleşik Krallık’taki katılımcılar bile Amerikalıları kendi toplumlarından daha narsisistik değerlendirmişti. Hollywood, ünlü kültürü, profesyonel sporcular ve siyasetçilerin yüksek görünürlüğü bu algıyı güçlendiriyor.
Ulusal Narsisizm ve Komplo Teorileri
Narsisizm yalnızca kişilerde değil, topluluklarda da görülebiliyor. Ulusal narsisizm, kişinin kendi ülkesini üstün görmesi ve bu üstünlüğün başka ülkeler tarafından da sürekli kabul edilmesini istemesi anlamına geliyor.
56 ülkede yapılan bir araştırma, ulusal narsisizmi yüksek kişilerin COVID-19 dönemindeki komplo teorilerine daha fazla inandığını ve bunları daha çok paylaştığını gösterdi. Salgın, devletlerin sağlık sistemlerindeki sorunları ortaya çıkardığında bazı insanlar kendi ülkelerinin başarısızlıklarını kabul etmek yerine yabancı güçleri veya gizli örgütleri suçlamaya yöneldi.
Araştırmacılar bunun kesin bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemiyor. Yine de ülkenin imajını koruma isteğinin yanlış bilgilere inanmayı kolaylaştırabildiğini belirtiyorlar.

Psikopati Ülkeden Ülkeye Değişiyor
58 ülkeden 33 binden fazla kişinin incelendiği bir araştırmada psikopatinin farklı yönlerinin farklı bölgelerde öne çıktığı görüldü.
Orta Doğu, Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde insanları kandırma ve yönlendirme eğilimi daha yüksekti. Kuzey Amerika ve Okyanusya’da dürtüsellik ve riskli yaşam tarzı öne çıktı. Batı Avrupa’da ise duygusal soğukluk, suçluluk duymama ve başkalarının hislerini önemsememe puanları daha yüksekti.
Anne ve bebek ölümlerinin fazla olduğu bölgelerde manipülatif ve antisosyal özelliklerin de daha yüksek olması dikkat çekti. Güvenliğin düşük olduğu yerlerde insanların uzun vadeli iş birliği yerine kısa vadeli çıkarlarını korumaya yöneldiği düşünülüyor.
49 ülkeyi kapsayan başka bir araştırmada da çocukluk döneminde yüksek cinayet oranları ve düşük yaşam süresiyle karşılaşan kişilerin yetişkinlikte daha yüksek narsisizm ve Makyavelizm puanları verdiği görüldü. Tehlikeli ortamlarda sertlik, risk alma ve manipülasyon, zamanla korunma yöntemine dönüşebiliyor.
Manipülasyon ve Ekonomik Mücadele
Birleşik Krallık, Yunanistan ve Çin’de yapılan karşılaştırmalı araştırmada Çinli katılımcılar en yüksek Makyavelizm puanını aldı. Erkekler üç ülkede de kadınlardan daha yüksek karanlık üçlü puanları verdi. Ancak kadınlarla erkekler arasındaki fark Birleşik Krallık’ta en yüksek, Çin’de ise en düşüktü.
Araştırmacılar, ekonomik belirsizliğin ve kaynak rekabetinin yoğun olduğu toplumlarda kadınların da daha rekabetçi ve manipülatif davranışlar geliştirebildiğini düşünüyor. Çalışmada narsisizmin kişisel gelirle de bağlantılı olduğu görüldü. Bu ilişki Çin ve Yunanistan’da, Birleşik Krallık’tan daha güçlüydü.
Yolsuzluk Dürüstlüğü Aşındırıyor
23 ülkede yapılan bir deneyde katılımcılardan kimsenin göremeyeceği şekilde zar atmaları ve çıkan sayıyı bildirmeleri istendi. Yüksek sayı bildirenler daha fazla para kazanıyordu.
Yolsuzluk ve kural ihlallerinin yaygın olduğu Tanzanya, Fas ve Guatemala gibi ülkelerde katılımcılar ortalamada daha yüksek sayılar bildirdi. Avusturya, Hollanda ve Birleşik Krallık gibi kurallara daha fazla uyulan ülkelerde sonuçlar dürüst zar dağılımına daha yakındı.
İnsanlar siyasetçilerin, şirketlerin ve kurumların sürekli kuralları çiğnediğini gördüğünde küçük yalanları daha normal kabul edebiliyor. Dürüstlük, ödüllendirilmeyen ve kişiye zarar veren bir davranış gibi görünmeye başlayabiliyor.
Demokrasi ve Karanlık Kişilik
75 ülkeden 200 binden fazla insanın katıldığı bir araştırma, siyasal sistemle kişilik arasında da bağlantı buldu. Otoriter ülkelerde yaşayanlar daha yüksek manipülasyon, acımasızlık ve çıkarcılık puanları verdi.
Demokratik ülkelerde yaşayanlarda ise dürüstlük, güven, hoşgörü ve başkalarının değerine saygı daha yüksekti. Bu kişiler aynı zamanda daha yüksek yaşam memnuniyeti bildirdi.
İlişki iki yönlü olabilir. Baskıcı sistemler insanları daha kuşkucu ve sert hâle getirebilir. Karanlık kişilik özellikleri yüksek kişiler de güçlü ve otoriter liderleri destekleyerek bu sistemlerin devamına katkı sağlayabilir.
Yine de bu çalışmalar ülkeleri iyi ve kötü olarak sıralamıyor. Ülkeler arasındaki ortalama farklar küçük, aynı ülke içindeki bireysel farklar ise oldukça büyük. Sonuçlar, insanların değişmez bir ulusal karaktere sahip olduğunu değil; şiddet, eşitsizlik, yolsuzluk, demokrasi ve güven gibi şartların kişilik üzerinde etkili olabildiğini gösteriyor.
