Artakalan: Yeşim Ustaoğlu’dan Başka Bir Hayat İhtimali

Görüntü Hızlı Akış

Yeşim Ustaoğlu’nun sinemasında yolculuk, çoğu zaman bir yerden başka bir yere ulaşmaktan fazlasını ifade eder. Yola çıkan karakter, geride bıraktığı hayattan bütünüyle kurtulamaz; bastırılmış hafızasını, suskunluğunu, ailesini ve ait olduğu dünyanın ağırlığını da yanında taşır. Artakalan da bu kez şair Elif’in yaşama ve yaratma isteğini yeniden bulabilmek için çıktığı yolculuğu takip ediyor.

Yeşim Ustaoğlu’nun yazıp yönettiği film, dünya prömiyerini 18–26 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 74. San Sebastián Uluslararası Film Festivali’nde yapacak. Artakalan yalnızca festivalde gösterilmeyecek; Altın İstiridye için yarışan Resmî Seçki filmleri arasında yer alacak. Ustaoğlu böylece Pandora’nın Kutusu ile kazandığı Altın İstiridye’den tam 18 yıl sonra aynı yarışmaya dönüyor.

Artakalan Film Künyesi

Özgün adı: Artakalan
Uluslararası adı: What Remains
Yönetmen ve senarist: Yeşim Ustaoğlu
Oyuncular: Öykü Karayel, Metin Akdülger, İlyas Salman, Ali Kayra Kul
Görüntü yönetmeni: Kiril Prodanov
Sanat yönetmeni: Osman Özcan
Kurgu: Mathilde Muyard
Müzik: Şevket Akıncı
Şiirler: Birhan Keskin
Süre: 130 dakika
Dünya prömiyeri: 74. San Sebastián Uluslararası Film Festivali
Türkiye gösterim tarihi: Henüz açıklanmadı

Filmin yapımcılığını Yeşim Ustaoğlu ile Anna Maria Aslanoğlu üstlenirken Türkiye tarafındaki ortak yapımcılar arasında Irmak Pakdemir ve Yağmur Ünal da bulunuyor.

Konu

Artakalan, İstanbul’da yaşayan 38 yaşındaki şair Elif’in hikâyesini anlatıyor. Elif dışarıdan bakıldığında gündelik hayatını sürdürüyor olsa da içten içe tükenmeye başlamıştır. Yazma gücünü kaybetmekte, yaşama iştahı azalmakta ve alıştığı düzenin giderek kendisini boğan bir yapıya dönüştüğünü hissetmektedir.

Ailesi, ilişkileri ve şehirle kurduğu bağ Elif’e güvenli bir alan sunmak yerine onun hareket kabiliyetini sınırlar. Elif’in İstanbul’la ilişkisi de filmin temel gerilimlerinden birini oluşturur: Şehir hem onun evi hem de kendisini kapana kısılmış hissettiği yerdir. Elif, bu döngünün içinden çıkabilmek ve uzun zamandır duyamadığı iç sesine yeniden ulaşabilmek için başka bir hayatın mümkün olup olmadığını araştırmaya başlar. Öykü Karayel’in Elif’i, Metin Akdülger’in ise Mehmet’i canlandırdığı yapım, iki yaratıcı insanın yalnızca birbirleriyle değil, üretme arzularını aşındıran hayat düzeniyle kurdukları ilişkiye odaklanıyor. İlyas Salman ile Ali Kayra Kul’un karakterleri hakkında ayrıntılar ise henüz açıklanmadı.

Yaratma İsteğini Kaybeden Bir Şair

Yeşim Ustaoğlu filmi anlatırken özgürleşmek, sadeleşmek, bakmak, duymak ve dokunmak gibi temel eylemlerin üzerinde duruyor. Bu vurgu, Elif’in yolculuğunun büyük ve gösterişli bir kopuştan ziyade duyularını ve yaşama kapasitesini geri kazanma çabası olacağını düşündürüyor. Karakter yalnızca yaşadığı ortamı değiştirmeye değil, dünyayı algılama biçimini de yeniden kurmaya çalışıyor.

San Sebastián tarafından yayımlanan özet de Elif’in kararlarının yalnızca kendi hayatında kalmayacağını, ailesinin diğer üyeleri için de yeni yollar açacağını belirtiyor. Bu nedenle Artakalan, bireysel kurtuluş fikrini aileden ve toplumsal bağlardan tamamen koparmıyor. Elif’in özgürleşme girişimi, çevresindeki insanların uzun süredir sorgulamadan sürdürdüğü düzeni de sarsıyor.

Yeşim Ustaoğlu Sinemasında Artakalan

Artakalan, Yeşim Ustaoğlu’nun İz, Güneşe Yolculuk, Bulutları Beklerken, Pandora’nın Kutusu, Araf ve Tereddüt’ten sonraki yedinci uzun metraj kurmaca filmi. Yönetmenin son kurmaca filmi Tereddüt 2016’da gösterime girmişti. Artakalan bu nedenle Ustaoğlu’nun kurmaca sinemaya yaklaşık on yıllık bir aradan sonra dönüşü anlamına geliyor.

Ustaoğlu’nun filmlerinde kişisel görünen krizler genellikle daha geniş toplumsal yapıların içinde şekillenir. Güneşe Yolculuk’ta kimlik ve devlet şiddeti, Bulutları Beklerken’de bastırılmış geçmiş, Pandora’nın Kutusu’nda aile ve büyükşehir yalnızlığı, Araf’ta taşra ile gelecek arasında sıkışan gençler, Tereddüt’te ise farklı sınıflardan kadınların bedenleri ve hayatları üzerindeki baskılar öne çıkmıştı.

Birhan Keskin’in Şiirleri

Artakalan’ın en dikkat çekici yaratıcı tercihlerinden biri, filmdeki şiirlerin Birhan Keskin tarafından yazılması. Böylece Elif’in şairliği yalnızca senaryoda belirtilen bir meslek olarak kalmıyor; karakterin sesi yaşayan bir şiir diliyle kuruluyor.

Keskin’in şiirlerinde beden, kayıp, aşk, mesafe, şehir, yara ve insanın kendinden geriye kalan parçaları sık sık iç içe geçer. Bu şiir dünyası, hayatla bağını kaybetmeye başlayan Elif’in iç yolculuğuyla doğal bir yakınlık taşıyor. Şiirlerin filmde iç ses, okuma, yazma süreci ya da anlatının başka bir parçası olarak nasıl kullanılacağı henüz açıklanmadı.

Birhan Keskin’in Artakalan adını taşıyan daha eski bir şiiri de bulunuyor. Filmin adıyla bu şiir arasındaki ilişkinin doğrudan mı kurulduğu, yoksa yalnızca aynı kelimede buluşan daha geniş bir şiirsel yakınlık mı olduğu şimdilik bilinmiyor. Filmde kullanılacak metinlerin özellikle senaryo için kaleme alındığı yönündeki açıklamalar, şiirin hazır bir süsleme unsuru olarak değil, dramatik yapının içinde düşünüldüğünü gösteriyor.

Müziğin Hikâyedeki Yeri

Filmin müziklerini deneysel müzik, caz ve doğaçlama alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan gitarist ve besteci Şevket Akıncı hazırladı. Ana karakterlerden Mehmet’in müzisyen olması, müziğin yalnızca atmosfer kuran bir dış unsur olarak değil, hikâyenin ve karakterlerin yaşam biçiminin parçası olarak kullanılabileceğini düşündürüyor.

Bir şair ile bir müzisyenin merkezde bulunduğu filmde kelime, ses ve sessizlik arasındaki ilişkinin özel bir önem taşıması beklenebilir. Elif’in yeniden bakmayı, duymayı ve dokunmayı öğrenmesi üzerine kurulan yolculukta müzik, karakterin dünyayla yeniden bağlantı kurmasının yollarından biri olabilir. Görüntüler ortaya çıkmadan bu yapının kesin biçimini bilmek mümkün değil; ancak şiir ve özgün müziğin aynı anlatı ekseninde buluşması Artakalan’ı klasik bir aile dramından ayıran başlıca unsurlardan biri olacak.

Oyuncular

Öykü Karayel, filmin ağırlık merkezini oluşturan Elif karakterini canlandırıyor. Karayel’in daha önce tiyatro, televizyon ve sinemada iç dünyasını kolaylıkla dışarı açmayan karakterlere verdiği ayrıntılı performanslar düşünüldüğünde, Elif’in sessiz tükenişini ve giderek değişen ruh hâlini taşıyabilecek güçlü bir tercih olduğu görülüyor.

Metin Akdülger, müzisyen Mehmet rolünde Elif’in yolculuğuna eşlik ediyor. Mehmet’in bu yolculuktaki konumu henüz açıklanmış değil: Bir sevgili, dost, yol arkadaşı ya da Elif’in başka bir yaşam ihtimalini görmesini sağlayan kişi olabilir. Filmin ilişkinin adını şimdilik saklaması, karakterler arasındaki bağın basit bir romantik anlatıya indirgenmeyeceğini düşündürüyor.

Uluslararası Ortak Yapım

Artakalan, Türkiye, Fransa, Lüksemburg ve Bulgaristan ortak yapımı olarak gerçekleştirildi. Filmin Türkiye yapımını Ustaoğlu Film, Fransa ayağını Cité Films, Lüksemburg ayağını Tarantula Luxembourg, Bulgaristan ayağını ise RFF International üstlendi. Proje, geliştirme ve yapım aşamalarında uluslararası fon desteği de aldı.

Dört ülkeye yayılan bu yapı yalnızca finansal bir model değil. Yeşim Ustaoğlu’nun Güneşe Yolculuk’tan itibaren filmlerini uluslararası ortak yapımlarla gerçekleştirmesi, eserlerinin Avrupa festival ve dağıtım ağlarında güçlü bir karşılık bulmasına yardımcı oldu. MUBI’nin ortak yapımcı olarak filme katılması da Artakalan’ın San Sebastián’dan sonra farklı ülkelerde gösterilme ve daha geniş bir seyirciye ulaşma ihtimalini güçlendiriyor.

San Sebastián’a Dönüş

Pandora’nın Kutusu, 2008’de San Sebastián’da yalnızca Altın İstiridye’yi kazanmadı; Alzheimer hastası Nusret’i canlandıran Tsilla Chelton’a da En İyi Kadın Oyuncu dalında Gümüş İstiridye getirdi. Film, birbirlerinden uzaklaşmış üç kardeşi annelerinin kaybolmasıyla yeniden bir araya getiriyor ve aile içindeki görünmez çatlakları açığa çıkarıyordu.

Artakalan’da da aile yapısı ve İstanbul merkezde. Ancak bu kez anlatıyı yaşlı bir annenin kayboluşu değil, orta yaşlarına yaklaşan bir kadının kendi hayatında kaybolduğunu fark etmesi harekete geçiriyor. Pandora’nın Kutusu’nda çocuklar annelerini bulmaya çalışırken Artakalan’da Elif kendisini bulmaya çalışıyor.

Bu nedenle Ustaoğlu’nun 18 yıl sonra San Sebastián’a dönüşü yalnızca kariyerine ilişkin törensel bir buluşma değil. Yönetmenin aile, kent, aidiyet ve özgürlük meselelerine yıllar sonra hangi noktadan baktığını görme imkânı sunuyor. Artakalan, festivalde Mike Leigh, Nicole Garcia, Pablo Larraín, Hans Petter Moland ve Benjamín Naishtat gibi yönetmenlerin yeni filmleriyle birlikte Altın İstiridye için yarışacak.

Artakalan Neden Önemli?

Artakalan, Türkiye sinemasının en güçlü yönetmenlerinden birinin uzun bir aradan sonraki ilk kurmaca filmi olması nedeniyle şimdiden 2026’nın en önemli yerli yapımlarından biri. Ancak filmi merak uyandırıcı hâle getiren yalnızca Yeşim Ustaoğlu’nun dönüşü değil.

Merkezinde yaratma yetisini kaybeden yetişkin bir kadın bulunması, kadın karakterlerin özgürleşme anlatılarında sık karşılaşılan gençlik ve başlangıç kalıplarının dışına çıkıyor. Elif’in arayışı, her şeyi geride bırakıp sıfırdan başlama hayalinden çok, hayatın içinde kaybolmuş duyuları, kelimeleri ve ilişkileri yeniden bulma çabası olarak şekilleniyor.

Birhan Keskin’in şiirleri, Şevket Akıncı’nın müzikleri ve Kiril Prodanov’un görüntüleri bu arayışın üç ayrı ifade alanını oluşturacak. Filmin 130 dakikalık süresi de Elif’in dönüşümünün hızlı kararlarla değil, gündelik hayatın ayrıntıları ve ilişkilerin ağır ağır değişmesi üzerinden anlatılacağını düşündürüyor.

Henüz fragmanı yayımlanmayan Artakalan hakkında kesin hükümler vermek için erken. Fakat açıklanan hikâye ve yaratıcı ekip, karanlığın içinde kalmakla yetinmeyen, yaşama isteğinin nasıl geri çağrılabileceğini araştıran bir Yeşim Ustaoğlu filmiyle karşılaşacağımızı gösteriyor.

Artakalan, geride ne kaldığını sormakla başlamıyor yalnızca. İnsan kendisinden geriye kalanlarla başka bir hayat kurabilir mi, asıl olarak bu ihtimalin peşine düşüyor.

Tagged

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *