Chrysippus: Kendi Esprisine Gülmekten Ölen Filozof

Manşet Tarihin Akışı

MÖ 3. yüzyıl… Klikya’nın güneşli kıyılarında bir çocuk doğar. Adı: Chrysippus. Henüz Stoacı olmadan önce bir sporcuydu. Uzun mesafe koşardı. Babası Apollonius zengin biriydi ama kralların o dönemki hobilerinden biri olan “Sürpriz! Her şeyine el koyduk” alışkanlığıyla bütün servetlerini kaybettiler. Chrysippus, “Zaten zenginlik geçicidir, esas olan erdemdir” diyerek bu kaybı felsefi avantaja çevirdi. Ardından soluğu Atina’da aldı. Cleanthes’in öğrencisi oldu. Ve Cleanthes öldüğünde, Stoacı okulun başına geçti.

Günde 500 satır yazar, ama çok da anlaşılmazdı. Günümüzde yaşasa kesin Twitter’da kimsenin sonuna kadar okumadığı 300 tweetlik flood’lar yapardı. Yazılarında hem kendisiyle hem rakipleriyle kavga eder, “Ama esas olan doğaya uygun yaşamaktır” diyerek konuyu kapatırdı. Eleştirmenleri onu “başkasından alıntı yaparak kitap dolduran adam” diye eleştirirdi ama yine de Stoacılığın ikinci kurucusu kabul edildi. (Birincisi Zeno’ydu. Üçüncüsü Google olabilir.)

Chrysippus’un hayatı boyunca sorduğu sorular şunlardı:
Evrende her şey kaderle mi olur?
İnsan kendi iradesiyle ne yapabilir?
Duygular ruhu neden bozar?
Ve nihayetinde:
– Bir eşek incir yerken neden bu kadar komik olur?

Zira en çok konuşulan başarısı yazdığı 705 kitap değil, nasıl öldüğüdür.

Tarihçi Diogenes Laertios’a göre iki ölümüyle ilgili iki senaryo var:
Birincisi, kutlamada şarabı biraz fazla kaçırdı, başı döndü, düştü ve öldü.
İkincisi (ve herkesin favorisi): Bahçede otururken bir eşeğin incir yediğini gördü. Çok güldü. O kadar çok ki, “Şimdi de eşeğe biraz şarap verin, incirleri güzelce sindirsin” diye espri yaptıktan sonra kahkahadan öldü.

Ve aynı zamanda Stoacılığın temel ilkesi olan “ölümü kabullenmek” konusunda pratik bir örnek sundu.

Chrysippus bize iki şey bıraktı:

Stoacı felsefeyi sistemleştirerek evreni anlamaya çalışan dev bir entelektüel miras,
Ve kahkahadan ölmüş olmanın garip onuru…

Tagged