Japonya’nın Dünya Kupası kadrosunda bulunan oyuncuların isimleri Türkçeye çevrildiğinde ortaya bir futbol takımından çok, eski bir destanın kahramanları çıkıyor. Kaleyi Çan Ağacının Renkli Parıltısı koruyor; savunmada Rüyaya Yürüyen Adam ile Sağlam Okyanus bekliyor; orta sahayı Ritmin Kanunu yönetiyor; hücumda ise Tarlanın Ortasındaki Turkuaz, Deniz Teknesi ve Üstünlüğü İnşa Eden Adam dolaşıyor.
Üstelik bu isimler yalnızca kulağa güzel gelmiyor; bazıları oyuncuların sahadaki özellikleriyle şaşırtıcı biçimde uyuşuyor. Japonca isimlerde anlam okunuştan değil, ismi yazmak için seçilen kanjilerden doğuyor. Bu nedenle aşağıdaki karşılıklar oyuncuların aileleri tarafından açıklanmış resmî isim anlamları değil; kanjilerin temel anlamlarından hareketle hazırlanan şiirli ve biraz da eğlenceli Türkçeleştirmeler. Japonya Futbol Federasyonu ile Japon Kanji Yeterlilik Vakfının Dünya Kupası kadrosundaki 26 futbolcuyu isimlerindeki kanjiler üzerinden tanıtan özel bir çalışma da hazırladı.
Japonya turnuvaya Hollanda karşısında aldığı 2-2’lik beraberlikle başladı. Golleri Keito Nakamura ile Daichi Kamada attı; başka bir deyişle Japonya’yı maçta tutanlar, birazdan göreceğimiz Türkçe karşılıklarıyla Orta Köyün Saygıdeğer Yıldızı ve Orak Tarlasının Büyük Toprağı oldu.
Kalede Çan Ağacının Renkli Parıltısı
Japonya’nın birinci kalecisi Zion Suzuki, serinin afişine tek başına çıkabilecek bir isme sahip. Suzuki soyadındaki 鈴 “çan”, 木 ise “ağaç” anlamını taşıyor. Zion adını oluşturan 彩艶 ise renk, parlaklık, cazibe ve göz alıcılık çevresinde dolaşıyor. Böylece Parma’da oynayan güçlü kalecinin adı Türkçede Çan Ağacının Renkli Parıltısı gibi okunuyor.

İsmin narinliğine rağmen Suzuki’nin kaleciliği oldukça fiziksel. Geniş bir alan kaplıyor, yakın mesafeden gelen toplarda güçlü refleksleriyle öne çıkıyor ve savunmanın arkasına atılan toplarda ceza alanından çıkmaktan çekinmiyor. Bazen topu ayağıyla kullanırken fazla cesur davranabilse de Japonya’nın geriden oyun kurmasında önemli bir yeri var. İsmi renkli ve zarif; kaleciliği ise çoğu zaman kapıyı omzuyla tutan bir muhafız kadar sert.
Yedeklerden Tomoki Hayakawanın soyadı 早川, “erken veya hızlı nehir” anlamına gelebiliyor. Adındaki 友 “dost”, 基 ise “temel” veya “dayanak” demek. Hayakawa böylece Hızlı Nehrin Dostluk Temeli oluyor. Kashima Antlers kalecisi daha sakin, daha ölçülü bir profil taşıyor; pozisyon alışı ve çizgi üzerindeki güvenilirliğiyle öne çıkıyor.
Keisuke Osako ise 大迫 soyadıyla “büyük baskı” veya “güçlü yaklaşma”, 敬介 adıyla da “saygılı yardımcı” fikrini birleştiriyor. Ortaya Büyük Baskının Saygılı Yardımcısı çıkıyor. Osako’nun özellikle uzun paslarla oyunu başlatabilmesi, Japonya’nın yalnızca kurtarış yapan değil, hücumu ilk dokunuşuyla kurabilen kaleci arayışına uyuyor.
Savunmada Rüyaya Yürüyenler
Savunmanın en güzel ismi hiç kuşkusuz Ayumu Sekoya ait. Seko’nun adındaki 歩 “yürümek”, 夢 ise “rüya” anlamına geliyor. Bu nedenle onu Türkçede fazla zorlamadan Rüyaya Yürüyen Adam diye çağırabiliriz. Seko topu yalnızca uzaklaştırmayı değil, savunmadan pasla çıkarmayı seven bir stoper. Baskı altında doğru açıyı bulması ve geriden oyun kurarken gösterdiği sakinlik, ismindeki yürüyüş duygusuna da yakışıyor: Koşarak her şeyi dağıtmak yerine, adım adım doğru yolu arıyor.

Takehiro Tomiyasu’nun adı daha da görkemli. 冨安 “zenginlik” ile “huzuru”, 健洋 ise “sağlamlık” ile “okyanusu” bir araya getiriyor. Tam adı böylece Zengin Huzurun Sağlam Okyanusu gibi okunabiliyor. Tomiyasu’nun stoperde, sağ bekte ve sol bekte oynayabilmesi; iki ayağını da kullanması ve farklı savunma rollerine uyum sağlaması bu “okyanus” fikrini tamamlıyor. Tek bir kıyıya bağlı değil; savunmanın ihtiyaç duyduğu her yere ulaşabiliyor.
Sol ayaklı Hiroki Ito, 伊藤 soyadındaki mor salkım anlamlı 藤 ile 洋輝 adındaki “okyanus” ve “parıltı” kanjilerini taşıyor. Bu nedenle ona Mor Salkımın Okyanus Işığı diyebiliriz. Ito’nun uzun pasları ve savunmanın solundan çizgi kıran topları, Japonya’nın geriden çıkarken kullandığı en değerli silahlardan biri. Sert bir savunmacı olmasına rağmen oyunundaki asıl farkı kaba kuvvetten çok, topu doğru noktaya taşıması yaratıyor.
Ko Itakura, 板倉 soyadı nedeniyle kelimenin tam anlamıyla “tahta ambarı”na yakın bir anlam taşıyor. Adındaki 滉 ise engin veya geniş suyu çağrıştırıyor. Böylece karşımıza Tahta Ambarından Çıkan Engin Su gibi tuhaf ama unutulmaz bir kahraman çıkıyor. Itakura savunmadan orta sahaya çıkarak rakibini karşılamayı seven, pas konusunda çekingen davranmayan ve gerektiğinde ön liberoya yaklaşabilen bir oyuncu. Adı kadar oyunu da iki farklı maddeyi birleştiriyor: Bir yanda tahtanın sertliği, diğer yanda suyun akışkanlığı.
Tsuyoshi Watanabenin 渡辺 soyadı geçmek, karşıya ulaşmak ve kıyı anlamlarına; 剛 adı ise kuvvet ve sağlamlığa açılıyor. Onu Kıyıyı Geçen Güç diye çevirmek mümkün. Hava toplarındaki etkinliği, ikili mücadeleleri ve doğrudan savunma tarzıyla Japonya’nın daha fiziksel stoperlerinden biri. Rakibin hücumunu şiirle değil, çoğu zaman omuz temasıyla kesiyor.
Shogo Taniguchinin soyadı “vadi ağzı” veya “vadi girişi”, adı ise açıklık, görünürlük ve kavrayış düşüncelerini taşıyor. Bu nedenle Vadi Girişindeki Berrak Kavrayış, onun için uygun bir karşılık. Taniguchi oyunu okuyarak pozisyon alan, savunmada paniği azaltan ve genç oyuncuların yanında düzen sağlayan tecrübeli bir isim.
Kanatta yıllara meydan okuyan Yuto Nagatomo, 長友 soyadıyla “uzun süreli dost” fikrini taşıyor. 佑都 ise yardım ile başkent veya büyük şehir anlamlarını birleştiriyor. Böylece Japon futbolunun bu bitmeyen enerji kaynağına Başkentin Yardımına Koşan Eski Dost diyebiliriz. Nagatomo’nun en belirgin özelliği zaten budur: Kuşaklar değişir, teknik direktörler değişir, Japonya’nın oyun sistemi değişir; o yine çizgide belirir, koşar ve takımın enerjisini yükseltir.
Yukinari Sugawara, “sazlık ova” anlamına yaklaşan 菅原 soyadı ile kaynak, neden ve kuvvet taşıyan 由勢 adını bir araya getiriyor. Sazlık Ovadan Doğan Kuvvet, hücuma çıkmayı seven bek için hayli uygun. Sugawara çizgi boyunca bindirmeleri, ortaları ve duran toplarıyla klasik bir savunmacıdan çok, kanat hücumuna dışarıdan katılan ikinci bir oyun kurucu gibi davranabiliyor.
Savunmanın genç isimlerinden Junnosuke Suzuki ise yine “çan ağacı” soyadını taşıyor. 淳之介 adı içtenlik, saflık ve yardım fikrine açılıyor; böylece Çan Ağacının İçten Yardımcısı ortaya çıkıyor. Henüz takımın en tanınmış savunmacısı olmasa da fiziksel gelişimi, farklı savunma pozisyonlarına uyumu ve Avrupa futbolunda kazandığı deneyim onu Japonya’nın gelecek kuşağının önemli parçalarından biri haline getiriyor. Japonya’nın dokuz savunmacısı, Endo’nun ayrılmasının ardından oluşan güncel kadroda yer alıyor.
Orta Sahada Ritim, Turkuaz Ve Deniz Tekneleri
Japonya’nın hücumdaki en yaratıcı oyuncularından Takefusa Kubo, 久保 soyadında “uzun süre” ile “korumayı”, 建英 adında ise “inşa etmek” ile “üstünlük veya seçkin yeteneği” birleştiriyor. Bu nedenle Kubo’nun Türkçe kahraman adı Üstünlüğü İnşa Eden Adam olabilir. Kısa boyu ve alçak ağırlık merkezi sayesinde yönünü çok çabuk değiştiren Kubo, sağdan içeri girerek rakibin savunma ile orta saha arasındaki boşluklarını buluyor. Dar alanda top saklayabiliyor, rakibini ilk hareketiyle yanıltabiliyor ve pası vermeden önce savunmayı kendi üzerine çekiyor. Japonya’nın hücumunda en fazla “bir şey olacak” duygusu yaratan oyunculardan biri.
Ritsu Doanın tek kanjilik adı 律, yasa, disiplin, ölçü ve ritim anlamlarını taşıyor. Bu nedenle ona doğrudan Ritmin Kanunu demek gerekiyor. Sol ayağını kullanan Doan, sağ kanattan içeri girerken oyunun temposunu bir anda değiştirebiliyor. Kubo daha kıvrak ve yaratıcı görünürken Doan’ın futbolunda daha fazla kararlılık var; topu aldığında şut mu atacağı, pas mı vereceği veya çizgiye mi yaklaşacağı konusunda fazla zaman kaybetmiyor.

Kaishu Sano’nun adı 海舟, “deniz” ve “tekne” kanjilerinden oluşuyor. Bundan daha doğrudan bir çeviri bulmak zor: Deniz Teknesi. Sano orta sahada geniş alan kaplıyor, rakibin ayağındaki topa yanaşıyor ve kazandığı topları hızlı biçimde takım arkadaşlarına aktarıyor. Teknenin bir kıyıdan diğerine yük taşıması gibi, o da topu savunmadan hücuma götüren görünmez işçiliği üstleniyor.
Daichi Kamada’nın 大地 adı doğrudan “büyük toprak” veya “yeryüzü” anlamına geliyor. 鎌田 soyadı ise “orak tarlası” gibi okunabiliyor. Böylece Kamada, Orak Tarlasının Büyük Toprağı oluyor. Sahadaki oyunu da sabit bir pozisyona sığmıyor; orta saha ile forvet arasındaki boşluklarda dolaşıyor, rakibin göremediği ceplere yerleşiyor ve ceza alanına geç koşular yapıyor. Hollanda karşısında 89. dakikada attığı beraberlik golü, bu sessizce doğru yere ulaşma özelliğinin güzel bir örneğiydi.
Keito Nakamura, 中村 soyadıyla “orta köyü”, 敬斗 adıyla “saygı” ile eski bir ölçü kabını ve Büyük Kepçe’yi çağrıştıran 斗 karakterini birleştiriyor. Türkçede ona Orta Köyün Saygıdeğer Yıldızı diyebiliriz. Sol kanattan içeri girip sağ ayağıyla kaleyi araması, oyunundaki en belirgin hareketlerden biri. Hollanda maçında Japonya’nın ilk golünü atması da yıldızlı çeviriyi daha ilk karşılaşmada haklı çıkardı.
Junya Ito, 伊東 soyadındaki “doğu” ile 純也 adındaki saflık ve doğrudanlık fikrinden hareketle Doğunun Saf Adamı oluyor. Ito’nun futbolunda gerçekten de dolambaç azdır: Topu alır, hızlanır, çizgiye iner veya savunmanın arkasına koşar. Rakibine ne yapacağını bazen önceden gösterir fakat hızı o kadar yüksektir ki savunmacı bunu bilse bile engelleyemez.
Daizen Maedanın adı 大然, “büyük doğallık” veya “olduğu gibi büyük” düşüncesine açılıyor. 前田 soyadı da “öndeki tarla” anlamına geliyor. Ön Tarladaki Büyük Doğallık, sürekli pres yapan forvet için garip biçimde çok uygun. Maeda’nın oyunu süslü hareketlerden çok koşu, baskı ve rakibi hataya zorlama üzerine kurulu. Top ayağında değilken de maçın içinde kalabilen ender hücumculardan biri.
Santrfor Ayase Ueda, 上田 soyadıyla “yukarıdaki tarla”, 綺世 adıyla “güzel dünya” veya “zarif nesil” fikrini taşıyor. Bu nedenle Yukarı Tarlanın Güzel Dünyası, Japonya’nın ceza alanı golcüsüne yakışıyor. Ueda’nın en önemli özelliği topun nereye düşeceğini sezmesi; stoperlerle boğuşurken bir anda ön direğe veya penaltı noktasına hareketlenebiliyor. Oyuna uzun süre dokunmasa bile tek bir koşuyla pozisyonun merkezine yerleşebiliyor.
Koki Ogawa, 小川 soyadıyla “küçük nehir”, 航基 adıyla yolculuk, seyir ve temel düşüncelerini birleştiriyor. Böylece Küçük Nehrin Seyrüsefer Üssü ortaya çıkıyor. Ogawa ceza alanında fizik gücü, hava topları ve tek vuruşlarıyla öne çıkan daha klasik bir santrfor. Japonya’nın hareketli hücumcularından farklı olarak bazen yalnızca doğru yerde durarak fayda sağlıyor.
Ao Tanakanın adı yalnızca tek bir kanjiden oluşuyor: 碧. Bu karakter maviyle yeşil arasındaki derin tonu, yeşimi veya turkuazı çağrıştırıyor. 田中 soyadı da “tarlanın ortası” demek. Böylece Japonya orta sahasında Tarlanın Ortasındaki Turkuaz oynuyor. Tanaka pas bağlantılarını kurabilen, topu baskıdan çıkarabilen ve uygun anlarda ceza alanına geç koşular yapabilen bir orta saha. Oyunu yalnızca savunma ve hücum diye ikiye bölmüyor; ikisinin arasındaki rengi buluyor.

Wataru Endo’nun sakatlık nedeniyle kadrodan ayrılmasının ardından çağrılan Shuto Machino, 町野 soyadıyla “kasaba ovası”, 修斗 adıyla disiplin, eğitim ve yıldız çağrışımını bir araya getiriyor. Kasaba Ovasının Disiplinli Yıldızı, fiziksel mücadeleden kaçmayan ve hem gol noktalarında hem bağlantı oyununda kullanılabilen bir santrfor. Endo’nun ayrılışı Japonya’nın orta sahadaki liderliğini zayıflattı; Machino’nun gelişi ise hücum seçeneklerini artırdı.
Kadrodaki genç hücumcular da neredeyse bir masal grubunu tamamlıyor. Yuito Suzuki, 唯人 adıyla “biricik insan” anlamına yaklaşır ve Çan Ağacının Biricik Adamı olur; çizgi ile merkez arasında dolaşabilen, dar alanda teknik çözümler üreten bir hücumcu profiline sahiptir. Kento Shiogai, “tuz” ile “deniz kabuğunu” birleştiren 塩貝 soyadı ve “sağlam insan” anlamlı 健人 adıyla Tuzlu Kabuğun Sağlam Adamına dönüşür. Gücü, doğrudan koşuları ve golü arayan genç enerjisiyle henüz tamamlanmamış fakat dikkat çekici bir santrfor.
Uzun boylu Keisuke Goto, 後藤 soyadındaki “sonraki mor salkım” ile 啓介 adındaki “aydınlatan yardımcı” fikrinden dolayı Mor Salkımın Aydınlatıcı Yardımcısı olarak çevrilebilir. Fiziksel görüntüsüne rağmen yalnızca hava topu bekleyen bir santrfor değil; hareketliliği ve topu ayağına alma isteğiyle daha modern bir hücumcu olmayı amaçlıyor. Japonya’nın hücum kadrosunun tamamı, tecrübeli kanat oyuncularıyla henüz kariyerlerinin başındaki bu genç forvetleri aynı yapı içinde buluşturuyor.
Kadroda Olmayan Kokulu Hasırlar Ve Uzak Mor Salkımlar
Japonya’nın 2026 kadrosunda bulunmayan en büyük yıldızlardan Kaoru Mitoma, 三笘 soyadında “üç” ile geleneksel hasır veya bambu örtüyü, 薫 adında ise hoş koku ve rayihayı taşıyor. Böylece Mitoma, Üç Hasırın Kokusu gibi son derece Japon bir masal adı kazanıyor. Sol çizgide rakibini karşısına alıp kısa adımlarla hızlanan, vücudunu bir yöne gösterip topu diğer yöne taşıyan Mitoma’nın çalımları da bir bakıma görünmeyen bir koku gibi: Savunmacı tehlikeyi hissediyor fakat nereden geldiğini anlayana kadar oyuncu çoktan geçmiş oluyor.

Takumi Minamino, “güney ovası” anlamındaki 南野 soyadı ile yol açmak, geliştirmek ve meyve vermek düşüncelerini taşıyan 拓実 adını birleştiriyor. Ona Güney Ovasında Meyveye Yol Açan diyebiliriz. Minamino sabit bir kanat oyuncusu veya klasik on numara değildir; ceza alanı çevresinde boşluk arar, savunmanın görüş alanından çıkar ve doğru anda gol bölgesine girer.
Turnuvadan sakatlık nedeniyle ayrılan eski kaptan Wataru Endo ise 遠藤 soyadıyla “uzak mor salkım”, 航 adıyla yol almak veya denize açılmak anlamlarını taşıyor. Bu nedenle onun karşılığı Uzak Mor Salkımın Yolcusu. Endo’nun futbolu isim kadar romantik görünmez; ikili mücadele, alan kapatma, ikinci topları toplama ve takımın dengesini koruma üzerine kuruludur. Fakat Japonya’nın Avrupa’ya açılan ve orada uzun yıllar ayakta kalan futbolcularından biri olarak “yolcu” kelimesi ona fazlasıyla yakışıyor.
Japonya’nın Eski Yıldızları Türkçeye Çevrilince
Japon futbolunun isim destanı bugünkü kadroyla başlamıyor. Ülkenin ilk büyük golcülerinden Kunishige Kamamoto, 釜本 soyadıyla “kazan kökü”, 邦茂 adıyla “ülkeyi büyüten veya yeşerten” fikrini taşıyor. Böylece Japon futbolunun öncü golcüsü Ülkeyi Büyüten Kazan Kökü oluyor. 1960’lar ile 1970’lerde Japon futbolunun uluslararası yüzlerinden biri haline gelen Kamamoto’nun adı, gerçekten de sonradan büyüyecek bir şeyin kökünü çağrıştırıyor.
Avrupa’da kalıcı iz bırakan ilk Japon futbolculardan Yasuhiko Okudera, “derin tapınak” anlamlı 奥寺 ile sağlık, huzur ve delikanlılık düşüncelerini taşıyan 康彦 adını bir araya getiriyor. Ona Derin Tapınağın Esen Oğlu diyebiliriz. Almanya’da gösterdiği başarı, Japon futbolcuların Avrupa’da yalnızca geçici misafir olmayabileceğini kanıtlayan ilk büyük örneklerden biriydi.
Ardından Kazuyoshi Miura geldi. 三浦 “üç koy” veya “üç körfez”, 知良 ise bilgi ve iyilik anlamlarına açılıyor. Japon futbolunun yıllara meydan okuyan “Kral Kazu”su böylece Üç Körfezin Bilge İyisi oluyor. Brezilya’dan Japonya’ya taşıdığı futbol kültürü, profesyonel ligin kuruluş dönemindeki şöhreti ve bitmek bilmeyen kariyeri, onu yalnızca bir golcü değil, Japon futbolunun modernleşme simgelerinden biri haline getirdi.
Japonya’yı ilk kez Dünya Kupası’na taşıyan kuşağın yüzü Hidetoshi Nakata’ydı. 中田 “tarlanın ortası”, 英寿 ise seçkin yetenek ile uzun ömür veya kutlu yaşam fikrini birleştiriyor. Bu nedenle Nakata’nın karşılığı Tarlanın Ortasındaki Uzun Ömürlü Yetenek. Futbolu genç yaşta bırakmış olsa da Roma, Parma ve Japonya Milli Takımı’nda bıraktığı etki, ismindeki uzun ömür fikrini kariyer süresinden çok mirasına taşıdı. FIFA da Nakata’yı Japonya’nın 1998 Dünya Kupası’na ilk kez katılmasında belirleyici isimlerden biri olarak anıyor.
Shunsuke Nakamura, 中村 soyadıyla “orta köy”, 俊輔 adıyla “üstün yetenekli yardımcı” anlamına yaklaşıyor. Orta Köyün Usta Yardımcısı, sol ayağıyla duran topları neredeyse ayrı bir sanat dalına dönüştürdü. Nakamura hızla değil, topun dönüşünü ve kalecinin ulaşamayacağı açıyı hesaplayarak fark yarattı. İlginç biçimde bugün Japonya’nın teknik ekibinde yer alıyor; yani eski Usta Yardımcı, artık gerçekten takımın yardımcı antrenörlerinden biri.
Aynı kuşağın özgür ruhlu oyuncusu Shinji Ono, 小野 soyadıyla “küçük ova”, 伸二 adıyla “büyüyen veya uzanan ikinci” anlamlarını taşıyor. Küçük Ovada Büyüyen İkinci, topa dokunuşundaki hafiflik ve oyun zekâsıyla Japon futbolunun en doğal yeteneklerinden biri sayıldı. Junichi Inamoto ise 稲本 soyadıyla “pirinç bitkisinin kökü”, 潤一 adıyla “bereketli bir” fikrini taşıyor. 2002 Dünya Kupası’ndaki golleriyle öne çıkan orta saha oyuncusu böylece Pirinç Kökünün Bir Numaralı Bereketi oluyor.
Sonraki kuşağın en büyük sahne oyuncusu Keisuke Hondaydı. 本田 “kök tarla”, 圭佑 ise değerli taş ile yardım düşüncelerini birleştiriyor. Kök Tarlanın Değerli Yardımcısı, büyük maçlarda sorumluluk almaktan hoşlanan, serbest vuruşlarda topun başına geçmekten çekinmeyen ve Japonya formasıyla Dünya Kupalarında belirleyici goller atan bir karakterdi.
Onun yanında oyunun sessiz düzenleyicisi Yasuhito Endo bulunuyordu. 遠藤 “uzak mor salkım”, 保仁 ise koruma ve merhamet anlamlarına açılıyor. Böylece Japon futbolunun pas ustası Uzak Mor Salkımın Merhametli Koruyucusu oluyor. Endo’nun futbolu sürat veya güçten çok, maçın nereye gittiğini anlama üzerine kuruluydu. Topu doğru yere bırakarak takımın temposunu düzenliyor, bazen bütün oyunu birkaç metrelik basit paslarla değiştiriyordu.
Makoto Hasebe, 長谷部 soyadıyla “uzun vadi bölgesi”, tek kanjilik 誠 adıyla dürüstlük ve samimiyet anlamını taşıyor. Uzun Vadinin Dürüst Adamı, gerçekten de uzun yıllar Japonya’nın kaptanı ve güven merkezi oldu. Futbolculuk kariyerinin ardından teknik ekibe katılması, Japonya’nın eski liderlerini yalnızca nostaljik isimler olarak değil, yeni kuşağın öğretmenleri olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
Shinji Kagawa, 香川 soyadıyla “kokulu nehir”, 真司 adıyla “gerçek yönetici” anlamına yaklaşıyor. Kokulu Nehrin Gerçek Yöneticisi, dar alanlarda yaptığı pas alışverişleri, ceza alanına sessiz koşuları ve Dortmund dönemindeki hareketli oyunuyla Japonya’nın Avrupa’daki en parlak hücumcularından biri oldu.

Shinji Okazaki ise 岡崎 soyadındaki tepe ve burun ile 慎司 adındaki ihtiyat ve yönetim düşüncelerini bir araya getiriyor. Tepe Burnunun Temkinli Komutanı, hiçbir zaman en zarif forvet değildi; fakat pres yapıyor, savunmacılarla boğuşuyor, düşerken bile topa dokunmaya çalışıyor ve fırsat çıktığında golünü atıyordu. Kagawa nehrin akışını yönetirken Okazaki çoğu zaman kendisini o nehrin içine atıyordu.
Japonya Sahaya Türkçe İsimlerle Çıkarsa
Stadyum anonsçısı Japonya kadrosunu tamamen Türkçeleştirse ortaya şöyle bir takım çıkar: Kalede Çan Ağacının Renkli Parıltısı; savunmada Başkentin Yardımına Koşan Eski Dost, Vadi Girişindeki Berrak Kavrayış, Kıyıyı Geçen Güç, Mor Salkımın Okyanus Işığı ve Rüyaya Yürüyen Adam. Orta sahada Tarlanın Ortasındaki Turkuaz, Deniz Teknesi ve Orak Tarlasının Büyük Toprağı; kanatlarda Ritmin Kanunu, Doğunun Saf Adamı, Orta Köyün Saygıdeğer Yıldızı ve Üstünlüğü İnşa Eden Adam. En ileride ise Yukarı Tarlanın Güzel Dünyası, Ön Tarladaki Büyük Doğallık ve Küçük Nehrin Seyrüsefer Üssü gol arıyor.
Takımın başındaki Hajime Moriyasunun 森保 soyadı “ormanı korumak”, 一 adı ise “bir” anlamına geliyor. Japonya’nın teknik direktörü de böylece Ormanı Koruyan Bir oluyor. Dünya Kupası’nın en düzenli, en hareketli ve en teknik ekiplerinden birinin, aslında renkli parıltılarla, turkuaz tarlalarla, mor salkımlarla ve rüyaya yürüyen insanlarla dolu olması hiç fena değil.
