Peter O’Toole: Sinemanın Asil Prensi

Görüntü Hızlı Akış

Peter O’Toole, İngilizce konuşan sinema dünyasının en büyük oyuncularından biri olarak kabul edilen, hem sahnede hem perdede aynı anda ihtişam ve kırılganlık taşıyabilen ender isimlerden biriydi. 2 Ağustos 1932’de Leeds’te doğdu. Gençlik yıllarında gazetecilik yaptı, Kraliyet Donanması’nda kısa bir süre görev aldı ve ardından Royal Academy of Dramatic Art’a girdi. Burada Albert Finney, Alan Bates ve Brian Bedford gibi isimlerle aynı dönemde eğitim gördü. Mezuniyet sonrası Bristol Old Vic sahnesinde hızla öne çıktı; Shakespeare rollerinden çağdaş oyunlara uzanan geniş bir repertuvarla dikkat çekti. Daha sonra BBC yapımlarında küçük roller aldı, fakat sinemaya geçişi çok uzun sürmedi. O’Toole’un oyunculuğunda aristokrat bir zarafet, asi bir enerji ve işçi sınıfından gelen sert bir damar aynı anda hissediliyordu. Bu karışım onu daha baştan farklı bir oyuncuya çevirdi.

Peter O’Toole’un kariyerindeki büyük kırılma 1962’de David Lean’in Lawrence of Arabia filmiyle geldi. T. E. Lawrence rolü ona yalnızca dünya çapında şöhret kazandırmadı; aynı zamanda sinema tarihinin en güçlü çıkış performanslarından birini verdi. Hemen ardından Becket ile ikinci Oscar adaylığını aldı ve artık büyük yapımların değişmez yüzlerinden biri oldu. 1960’ların ve 1970’lerin devamında The Lion in Winter, Goodbye, Mr. Chips, The Ruling Class ve The Stunt Man gibi filmlerle kendi kuşağının en sıra dışı oyuncularından biri haline geldi. Peter O’Toole’un ekran persona’sı taşkın, zeki, yıkıcı, alaycı ve aynı anda derin bir melankoli taşıyan karakterler için neredeyse kusursuzdu. Bu yüzden tarihî rollerden kara mizaha, büyük dramalardan çılgın karakter portrelerine kadar çok geniş bir alanda iz bıraktı.

Özel hayatında da ehlileşmeyen bir figürdü. Ağır içki kullanımı 1970’lerde ciddi sağlık sorunlarına yol açtı; büyük ameliyatlar geçirdi, pankreası ve midesinin önemli bir bölümü alındı. Buna rağmen oyunculuğu bırakmadı. İlerleyen yıllarda tempoyu düşürdü ama Troy, Venus ve çeşitli televizyon projelerinde güçlü yan rollerle ustalığını sürdürdü. Kriket sevgisi neredeyse profesyonel düzeydeydi; çocuklara koçluk yapabilecek kadar bu oyunun içindeydi. Rugby tutkusu ve Sunderland bağlılığı da biliniyordu. 1987’de kendisine önerilen şövalyelik unvanını siyasi gerekçelerle reddetti. Sekiz kez Oscar’a aday gösterildi, rekabetçi ödülü hiç kazanamadı; buna karşılık 2003’te Akademi Onur Ödülü’nü aldı. Peter O’Toole, 14 Aralık 2013’te Londra’da 81 yaşında hayatını kaybetti. Arkasında yalnızca büyük roller değil, oyunculuğun ne kadar taşkın ve şiirli olabileceğini gösteren bir miras bıraktı.

Tagged