Kaybettiklerimiz: Edouard Molinaro

Görüntü Hızlı Akış

31 Mayıs 1928’de Bordeaux’da doğan Édouard Molinaro, 1940’lı yıllarda başladığı sinema serüvenini yaklaşık altmış yıl boyunca canlı, üretken ve geniş kitlelerle temas halinde bir çizgide sürdürdü. Kariyerinin ilk döneminde televizyon için çektiği dedektiflik dizileriyle dikkat çekti. Bu dönem, onun anlatı ritmini kurmasında, seyirciyi sahne içinde tutan akıcı yapıyı geliştirmesinde ve özellikle tür sinemasının işleyen mekaniklerini iyi kavramasında önemli rol oynadı. Sinemaya geçtiğinde de bu pratik zekâyı korudu. İlk büyük çıkışını 1958’de Jeanne Moreau’nun başrolünde yer aldığı Le dos au mur ile yaptı. Bu film, Molinaro’nun yalnızca ticari başarı arayan bir yönetmen olmadığını, gerilim duygusunu ve karakter çatışmasını da sağlam kurabildiğini gösterdi. 1962’de çektiği Arsene Lupin ise ona çok daha geniş bir görünürlük sağladı ve adını Fransız sinemasının yüksek gişe yapan yönetmenleri arasına yerleştirdi.

Molinaro’nun sinemasında hız, oyuncu yönetimi ve seyirciyle kurulan doğrudan bağ her zaman öne çıktı. O, sanat sineması ile popüler sinema arasına kalın duvarlar örmek yerine, geniş kitlelerin ilgisini canlı tutan bir anlatıyı yıldız oyuncuların çekiciliğiyle birleştirmeyi başardı. 1964 tarihli La Chasse à l’homme da bunun en güçlü örneklerinden biri oldu. Jean-Paul Belmondo, Jean-Claude Brialy, Françoise Dorléac, Catherine Deneuve, Marie Laforêt, Bernadette Lafont, Hélène Duc, Claude Rich, Francis Blanche, Bernard Blier, Mireille Darc, Marie Dubois, Micheline Presle ve Michel Serrault gibi dönemin çok sayıda önemli ismini bir araya getiren film, Fransız popüler sinemasının öne çıkan yapımları arasında yer aldı. Bu kadar kalabalık ve güçlü bir oyuncu kadrosunu dengede tutabilmek, Molinaro’nun yönetmenlik becerisini açık biçimde ortaya koydu. Onun filmlerinde oyuncular yalnızca yıldız olarak parlamaz, aynı zamanda filmin temposunu taşıyan parçalar haline gelirdi.

Louis de Funès ile yürüttüğü çalışmalar da Molinaro’nun komedi alanındaki etkisini büyüttü. Fransız seyircisinin gündelik hayattaki telaşlarını, sınıfsal gerilimlerini, ilişkilerdeki ikiyüzlülükleri ve küçük burjuva dünyasının komik taraflarını keskin ama akıcı bir dille perdeye taşıdı. Bu yüzden Édouard Molinaro yalnızca başarılı bir yönetmen değil, aynı zamanda Fransız popüler zevkinin nabzını tutabilen bir isim olarak görüldü. Onun sineması, hafif görünen ama ritim, zamanlama ve oyuncu hakimiyeti isteyen zor bir alanın ne kadar ustalık gerektirdiğini hatırlattı.

Molinaro’nun sinema tarihine geçen en önemli filmi ise 1978’de çektiği La Cage aux Folles oldu. Film, yalnızca büyük bir başarı kazanmakla kalmadı, Fransız komedisinin uluslararası dolaşıma girmesinde de özel bir yer edindi. Toplumsal normlarla, aile yapısıyla ve kimlik meseleleriyle oynayan bu yapım, eğlenceli yüzünün altında dönemine göre cesur bir alan açtı. Molinaro böylece yalnızca gişe yapan bir yönetmen değil, popüler sinemanın sınırlarını esnetebilen bir isim olduğunu da gösterdi. Fransız komedi ve popüler sinemasında akımları etkileyen, yıldız sistemini ustalıkla kullanan ve seyirciyle bağ kurmayı hiç bırakmayan Molinaro, 85 yaşında Paris’te akciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Ardında, Fransız sinemasının hafızasında uzun süre yaşayacak hareketli, parlak ve kalabalık bir filmografı bıraktı.

Tagged