Manhattan Plaza: Hell’s Kitchen’ın Rock’n’Roll Apartmanı

Manşet Sanatın Akışı

New York’un kalbinde yükselen Manhattan Plaza, yalnızca iki gökdelen değil; cazın, tiyatronun, kahkahanın ve tarçın kokusunun birbirine karıştığı bir toplumsal deney. 1977’de açıldığında kimse onun şehrin kültürel yeniden doğuşunun merkezi olacağını tahmin etmiyordu. Ekonomik krizin ortasında, Times Square’in yetişkin filmleriyle dolu sokaklarının yanı başında, dev blokların boş kalacağı düşünülüyordu. Ama radikal bir fikir oyunu değiştirdi: dairelerin çoğu sanatçılara ayrılacaktı. Böylece Manhattan Plaza kısa sürede “Broadway’in Yatak Odası” adını aldı; çünkü şehrin sahne arkasında çalışan neredeyse herkesin bir odası buradaydı.

Bina açıldıktan çok kısa süre sonra, New York AIDS kriziyle çalkalanmaya başladı. Manhattan Plaza, sadece bir apartman değil, dayanışmanın kalesi haline geldi. Rodney Kirk ve Richard Hunnings’in başlattığı Manhattan Plaza AIDS Project, sakinlere bakım ve destek sağladı; daireler HIV+ bireyler için açıldı. Şehir raporları burayı “ülkedeki AIDS’e bağlı en yüksek ölüm oranına sahip konut” olarak anarken, içeride komşuluk ve onurla yaşama üzerine kurulu bir topluluk vardı. Bu miras hâlâ yaşıyor: yaşlılıkta “yerinde yaşlanma” programları ve HIV+ bireylere yönelik özel destek hâlâ binanın parçası.

Plaza’nın altındaki West Bank Café ve bodrumundaki Laurie Beechman Theatre, Hell’s Kitchen’ın yer altı sahnesini ateşledi. Burada genç Lewis Black sanat yönetmenliği yaptı; sahnede Aaron Sorkin’in ilk işleri, Nathan Lane ve Tony Shalhoub’un erken performansları görüldü. Joan Rivers’ın son stand-up gösterisini de bu bodrumda izlemek mümkündü. Pandemi döneminde kapanma tehlikesi yaşandığında düzenlenen dokuz saatlik Noel Telethonu birkaç saatte hedefini aşarak mekânı kurtardı. 2025’te David Rockwell’in yenilediği tiyatro bugün hâlâ Broadway’in gölgesinde parlamaya devam ediyor.

Binanın kalbinde ise Ellington Room vardı. Genç bir kız, annesinin desteğiyle piyanonun başına oturuyor, elleri titreyerek notaları çalıyor, duvarlara ilk melodilerini bırakıyordu. O kız Alicia Keys’ti. Bugün Grammy ödüllü bir süperstar olan Keys, yıllar sonra Hell’s Kitchen müzikaliyle çocukluğunu ve Manhattan Plaza’yı Broadway sahnesine taşıdı. Onun kariyerinin ilk notaları hâlâ o odanın duvarlarında yankılanıyor.

Plaza yalnızca tiyatroya değil, caza da ilham verdi. Saksafoncu Ricky Ford, burada yaşarken 1978’de kaydettiği albümüne “Manhattan Plaza” adını verdi. Plaktaki “On the Plaza” parçası, apartmanın bir caz kozası olduğunun işaretiydi. Dexter Gordon ve Charles Mingus gibi isimler de binanın caz damarına kan pompalıyordu. Ve tabii ki televizyon tarihine geçen bir komşuluk öyküsü vardı: Larry David, karşı dairesinde yaşayan gerçek Kramer—Kenny Kramer—ile aynı koridoru paylaşıyordu. Bir asansör bekleyişi, bir bakış, bir tuhaflık… ve sonunda Seinfeld’in efsane karakteri doğdu.

Ama Manhattan Plaza’nın yıldızları sadece sahne ışıkları altında değildi. Samuel L. Jackson, Hollywood’un en havalı yüzlerinden birine dönüşmeden önce burada güvenlik görevlisiydi. Kapıdan geçenleri kontrol eden o ciddi bakışların, bir gün beyazperdede kült bir repliğe dönüşeceğini kim bilebilirdi? Aynı yıllarda, alt kattaki kafede Bruce Willis barmenlik yapıyordu. İçecek servis ettiği eller, birkaç yıl içinde Die Hard’da bütün dünyayı büyüleyecekti. Belki de Broadway’den çıkıp kahvesini içen bir oyuncuya yanlışlıkla bira uzattığı an, kariyerinde bir dönüm noktasıydı.

Hell’s Kitchen’ın o dönemki sert havasını tatlıya bağlayan bir detay da unutulmaz: Little Pie Company. Oyuncu Arnold Wilkerson’ın evinde pişirdiği tariflerle başlayan girişim, 1985’te Plaza’nın yanında dükkâna dönüştü. Böylece apartman, caz ve tiyatro kadar tarçın ve elmalı turta kokusuyla da hatırlanır oldu.

Bugün Manhattan Plaza, sıradan bir konut projesinden çok daha fazlası olarak anılıyor. AIDS krizinde bir umut ağı, Broadway’in yeniden doğuşunda bir lokomotif, cazın ve tiyatronun sahnesi, Hollywood’un geleceğini hazırlayan bir kulis… Çocukların oyun alanında Timothée Chalamet top koştururken, üst katlardan Alicia Keys’in piyano sesi duyuluyor, alt katta Bruce Willis bardak siliyor, kapıda Samuel L. Jackson güvenlik nöbeti tutuyordu. Başka bir şehirde olsa bu hikâyeler “urban legend” diye anılırdı. Ama Manhattan Plaza’da bunların hepsi sıradan bir günün parçasıydı.

Manhattan Plaza’da Yaşamış Ünlüler (Tam Liste)

Muhal Richard Abrams, Jane Alexander, Marin Alsop, Dylan Baker, Jamie Baum, Jim Brochu, Nell Carter, Pauline Chalamet, Marge Champion, Timothée Chalamet, Chuck Cooper, Marlon Craft, Larry David, Patrick Dempsey, Colman Domingo, Giancarlo Esposito, Donald Faison, Katie Finneran, Tom Fontana, Ricky Ford, Dexter Gordon, Gloria Grahame, Terrence Howard, Earle Hyman, James Earl Jones, James Kirkwood Jr., Angela Lansbury, Andrea McArdle, Thomas Meehan, Alan Menken, Al Pacino, Tonya Pinkins, Mickey Rourke, Craig Russell, Woody Shaw, John Spencer, Martha Swope, Jack Warden, Tennessee Williams, Alicia Keys.

Tagged