Aronofsky’nin Caught Stealing sonrasındaki yeni projesi, yönetmenin filmografisinde alışılmadık bir yöne işaret ediyor. Deadline’ın haberine göre Darren Aronofsky, Gone Girl yazarı Gillian Flynn ile birlikte özgün bir fikirden yola çıkan bir erotik gerilim için çalışmalara başladı. Sony Pictures bu filmin yapımcılığını şimdiden üstlendi. Flynn’in senaryoyu yazdığı proje, iki yaratıcı ismin birlikte ürettiği ilk çalışma olma özelliğini taşıyor. Bu birliktelik, Flynn’in daha önce Sharp Objects, Dark Places ve Gone Girl gibi karanlık psikolojik metinlerle tanınan anlatı tarzıyla Aronofsky’nin Requiem for a Dream ve Black Swan gibi yoğun atmosferli filmlerinin kesiştiği bir noktada duracak. Yönetmenin, kendi şirketi Protozoa Pictures üzerinden yapımcı rolü de üstlendiği filmde Andrew Mittman (1.21) yapımcı olarak yer alıyor; şirketin geçmiş projeleri arasında Netflix’in Tuesday filmi, Baz Luhrmann imzalı Elvis ve Together gibi yapımlar bulunuyor. Kai Dolbashian ve Darby Kealey de yürütücü yapımcı olarak ekibe katılıyor. Filmin resmi konusu henüz gizli tutulsa da Flynn’in önceki işlerinin tonuna yakın bir hikâye bekleniyor.
Aronofsky’nin Yoğun Ajandasındaki Belirsizlik
Bu yeni gelişme, Aronofsky’nin A24 çatısı altında Dwayne Johnson ile Breakthrough üzerinde çalışıp çalışmayacağı sorusunu yeniden gündeme getirdi. Yönetmen, erotik gerilim projesini hızlandırabilir, Breakthrough seçeneğini koruyabilir veya Netflix için planladığı Cujo uyarlamasına yönelebilir. Aronofsky’nin son dönemdeki yoğun ajandası, farklı türlerde ve farklı stüdyolarla yürüyen projelerin eşzamanlı biçimde ilerlediğini gösteriyor; bu nedenle sonraki adımın hangi yöne evrileceği henüz net değil. Yönetmenin aynı zamanda Joseph Gordon-Levitt, Phoebe Dynevor ve Norman Reedus’un başrollerinde yer aldığı korku filmi Pendulum’un yapımcılığında bulunması, yaratıcı çeşitliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Hem stüdyo projeleri hem de daha bağımsız eğilimli yapımlarla ilgilenen Darren Aronofsky, filmografisinin farklı uçlarını aynı dönemde besleyen bir üretim temposunu sürdürüyor.
Gillian Flynn’in Hollywood’daki Konumu
Flynn cephesinde ise Gone Girl’ün David Fincher tarafından 2014’te çekilen uyarlaması hâlâ en büyük çıkış noktası olarak görülse de yazar, son yıllarda Hollywood’da oldukça üretken bir profil çiziyor. Widows filmini Steve McQueen ile birlikte yazması, metinlerini televizyon ve sinema arasındaki farklı mecralara taşıyabileceğini göstermişti. Flynn şimdi de Tim Burton’ın Attack of the Fifty Foot Woman uyarlamasının senaryosunu yazıyor ve bu yeni Aronofsky projesi, onun kara mizah, gerilim ve psikolojik çözülme temalarına yeniden dönüşünü işaret ediyor. Flynn’in daha önceki karakter odaklı çarpıcı anlatıları göz önüne alındığında, Aronofsky ile biraraya gelmeleri türün sınırlarını genişletebilecek bir potansiyel taşıyor.
Tür Seçimi İçin Doğru İkili Mi?
Aronofsky’nin bir erotik gerilim yönetme fikri ilk bakışta şaşırtıcı görünse de Requiem for a Dream’in ürperten gerçekçiliği ve Black Swan’ın psikolojik baskı altındaki karakter derinliği düşünüldüğünde yönetmenin türü ciddiyetle ele alacağı tahmin ediliyor. Ancak yine de resmi konu açıklanmadan proje hakkında kesin öngörülerde bulunmak güç. Flynn’in karanlık, çözülme odaklı karakter evreni ile Aronofsky’nin yoğun görsel-psikolojik tarzının birleşmesi, bu filmin geleneksel erotik gerilim kodlarını daha sert ve daha zihinsel bir alana taşıyabileceğini gösteriyor. Hikâyenin yönü belirsizliğini koruyor olsa da iki ismin yaratıcı ortaklığı şimdiden yılın en dikkat çekici projelerinden biri çıkacak gibi.
