Andra: Sigur Ros’tan Ortak Bir Deneyim

Notaların Akışı

Bazı gruplar sevilir, bazıları hayranlık uyandırır, bazıları da fark edilmeden hayatın içine yerleşir. Sigur Ros bu üçüncü gruba daha yakın. Onların müziği çoğu insan için yalnızca dinlenen bir şey değil; belli bir dönemin, bir yalnızlığın, bir iyileşme anının ya da kelimeye dökülemeyen bir duygunun arka planı haline geliyor. Bu yüzden Sigur Ros dinleyiciliği çoğu zaman bir müzik zevkinden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Yönetmen Katya Gimro’nun yaptığı çalışma da tam bu noktadan hareket ediyor. Farklı insanlara grubun hayatlarına nasıl girdiğini, hangi anlarda onlara eşlik ettiğini, neyi değiştirdiğini soruyor. Ortaya çıkan şey yalnızca bir hayran anlatısı değil. Her biri başka bir geçmişten, başka bir ruh halinden gelen insanların, aynı müzikte kendilerine ait bir yer bulabildiğini gösteren bir kayıt. Birinin çocukluğuna, birinin yasına, birinin aşkına, birinin sessizliğine dokunan bir müzikten söz ediyoruz.

Ardından bu insanlara grubun yeni şarkısı Andra dinletiliyor. En etkileyici bölüm belki de burada başlıyor. Çünkü anlatı bir anda açıklamalardan duygulara geçiyor. İnsanlar bir şarkıyı yalnızca dinlemiyor; yüzlerinde, bakışlarında, kısa suskunluklarında ona cevap veriyor. Katya Gimro’nun yaptığı şey tam da bu tepki anlarını saklamak: Müziğin bir insana değdiği o kısa, savunmasız, filtresiz ânı kayda almak.

Sigur Ros’un müziği uzun zamandır böyle bir yerde duruyor. Söze fazla yaslanmadan, büyük cümleler kurmadan, insanların içinde açtığı alanla konuşuyor. Andra üzerinden kurulan bu küçük ama etkili çalışma da bunu yeniden hatırlatıyor. Bazen bir grubun neden önemli olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek kalmıyor. İnsanların yüzüne bakmak yetiyor.

Tagged