Bazı panteonlar gök gürültüsüyle, bazıları savaş arabalarıyla, bazıları da dünyanın kaderini omzunda taşıyan iri kaslı tanrılarla hava atar. Nahua dünyası, yani Orta Meksika’daki Nahuatl konuşan toplulukların dünyasında da, bir noktada gayet ciddi bir yüz görürüz. Ama sonra sarhoş tavşanlar ortaya çıkar. Hem de bir iki tavşan değil, dört yüz tavşan. Centzon Tōtōchtin tarihin en ilginç tanrı topluluklarından biri…
İlk bakışta tavşanlar insanı gülümsetiyor. İkinci bakışta daha da gülümsetiyor. Üçüncü bakışta ise işin şakadan ibaret olmadığı anlaşılıyor; çünkü Centzon Tōtōchtin, yani Dört Yüz Tavşan ya da daha doğru bir anlamla sayısız tavşan denilen bu kalabalık, pulque denen içkinin etrafında kurulan bereket, sarhoşluk, gece, ay, ritüel ve ölçü inancının toplu haliydi.
Pulque, maguey adı verilen çeşitli agave türlerinin tatlı özsuyu aguamiel’in fermente edilmesiyle ortaya çıkan sütümsü bir içkiydi. Nahuatl dilindeki eski adı octliydi. Yani ortada yalnızca sevimli bir hayvan seçimi yoktu. Tarım, kimya, din, takvim, toplumsal terbiye ve ertesi sabah pişmanlığı aynı içki testisinin içinde bulunuyordu. Medeniyet, alkolün ve yarattığı taşkınlığın yönetimini tavşanlara ihale etmişti; fakat tavşanlar da işi tamamen başıboş bırakmamış, kendilerine günler, törenler, rahipler, işaretler ve davranış yönetmelikleri hazırlamıştı. Dört yüz kişilik bir kurul oluşturup net bir düzen sağlayamamaları ise sarhoşluğun doğası gereğiydi.
Magueyden Çıkan Kalabalık
Bu ilahi kalabalığın aile öyküsü de baştan tuhaf başlar. Yaygın anlatılarda Centzon Tōtōchtin, bitkiler ile ilişkili Mayahuel’in ve pulque yapım bilgisinin efendisi sayılan Patécatl’ın çocukları olarak görülür. Fakat Nahua mitolojisi nüfus müdürlüğü titizliğiyle çalışan tek bir soy kütüğü bırakmadığı için bu aile ilişkisini bütün anlatılarda aynı açıklıkla görmek mümkün değildir. Gelenekler Mayahuel’i bitkinin ve özsuyun tanrısal bedeni, Patécatl’ı ise fermantasyon bilgisinin sahibi olarak öne çıkarır. Tavşanlar da bu birlikteliğin hem doğal hem toplumsal sonuçları gibi masaya üşüşür.
Anneleri bitki, bereket, özsu ve çoğalma dünyasından gelir; babaları o özsuyun ne zaman içkiye dönüştüğünü bilen taraftadır. Böyle bir soydan doktor-mühendis çıkması zaten zor. Daha çocuklar doğmadan evde fermantasyon başladığı için kafalar hep iyiydi.
Mayahuel’in hikâyesi de ayrıca serttir. Yaratılış anlatılarından birinde göklerden ayrılarak Quetzalcoatl ile yeryüzüne iner, ardından korkunç tzitzimime varlıkları tarafından bulunur ve parçalanır. Quetzalcoatl onun kalıntılarını toprağa gömer; maguey bitkisi de bu ölümün ardından yeryüzünde belirir. Böylece insanların içeceği özsu, bir tanrıçanın kaybı ve yeniden doğuşuyla ilişkilendirilir. Başka panteonlarda tanrılar insana ateş verir. Burada tanrıça önce parçalanır, sonra agave olarak geri döner, ardından çocukları içki masasında bütün insanlığın içince ne yaptığının karakter analizini yapmaya başlar.

Maguey yalnızca içki üretilen bir bitki de değildi. Lifinden ip, kumaş ve çeşitli eşyalar yapılabiliyor; dikenleri iğne ya da ritüel kan akıtma aracı olarak kullanılabiliyor; yaprakları yapı malzemesine dönüşebiliyordu. Dolayısıyla Mayahuel’in hükmettiği alan, bugünkü anlamıyla bir içecek markasının kurumsal iletişim departmanından çok daha genişti. O, yiyecek, lif, zanaat, doğurganlık, kurban ve içki arasında duran büyük bitkisel altyapının sahibiydi. Tavşanlar ise bu altyapının en gürültülü yan kuruluşuydu.
Pulque’nin Bulunuşu: Tek Mucit Yok, Komisyon Var
Pulque’nin ortaya çıkışı da bir sabah birinin testiyi güneşte unutmasıyla açıklanan basit bir mutfak kazası değildir. Derlenen Nahua anlatılarında Mayahuel, Patécatl, Cuatlapanqui, Papaztac, Tepoztecatl ve başka ilahi ya da kültürel figürler, maguey özsuyunun çıkarılması, işlenmesi ve fermente edilmesiyle bağlantılı olarak karşımıza çıkar.
Bazı anlatılarda Mayahuel bitkinin gövdesinin açılıp aguamielin alınmasını öğretir. Patécatl ise fermantasyonu harekete geçiren bitkileri ya da kökleri bilen kişidir. Cuatlapanqui’nin adı kafayı yaran kişi gibi tercüme edilebilir. İnsanlığın alkollü içeceği keşfederken ürünün ertesi sabahki etkilerini daha isim koyma aşamasına katması örnek bir şeffaflıktır.
Bütün bu isimler tek bir mucit listesi olarak değil, içkinin çevresinde biriken yerel ve törensel bilgilerin kişileştirilmiş biçimleri olarak düşünülmelidir. Pulque, tesadüfen oluşmuş ve sonra sevilmiş bir sıvı değil; bitkinin kesilme zamanı, özsuyun toplanması, mayalanma süreci ve tüketim biçimiyle özel bilgi gerektiren bir içkiydi. Bu yüzden keşfi de tek bir tanrıya bırakılmamıştı. Nahua dünyası daha en baştan bir kurul oluşturmuştu. Pulque kültünün Mexicalardan çok daha eskiye uzandığı da bilinir. Teotihuacan, Cholula, Huastek bölgeleri ve Mixtek resimli yazmaları gibi farklı kültürel çevrelerde maguey, fermante içki, tavşan ve ay arasında çeşitli bağlantılar görülür. Dolayısıyla Dört Yüz Tavşan yalnızca geç dönem Aztek dünyasının neşeli bir icadı değildir. Mexica dini bu eski mirası kendi takvimine, rahipliğine ve siyasal düzenine yerleştirmiş, tavşanlara büyük bir devlet dairesi tahsis etmişti.

Dört Yüz Neden Dört Yüz?
Buradaki dört yüz, tam anlamıyla sayılmış bir nüfus değil. Kimsenin elinde kulak uzunlukları, görev bölgeleri ve tüketim kotaları yazılmış kutsal bir tavşan yoklama defteri bulunmuyordu. Nahuatl dilindeki centzontli sözcüğü dört yüz anlamına gelmekle birlikte çok büyük, taşan, sayılamayacak kadar fazla bir kalabalığı da ifade eder. Centzon Tōtōchtin bu nedenle tam dört yüz kişilik kapalı bir kadrodan çok, sayısız tavşan anlamına yakındır.
Nahua sayı dünyasında yirmi önemli bir temel birimdi; dört yüz de yirminin yirmiyle çarpılmasıyla ulaşılan büyük bir çokluk anlatımıydı. Dört yüz tavşan demek, tavşanları tek tek saymayı bırakıp hepsinin aynı anda kapıya dayandığını kabul etmekti. Sayının matematiksel doğruluğundan çok yarattığı taşma hissi önem taşıyordu.
400 sayısı Centzon Tōtōchtin’i güzel bir mitolojik envanter olmaktan çıkarıp bir davranış evrenine dönüştürür. Bir insan pulque içtikten sonra ne kadar farklı biçimde değişebiliyorsa, o kadar tavşan vardır. Biri neşeyi yönetir, biri gevezeliği, biri anlamsız cesareti, biri kırgınlığı, biri uyuklamayı, biri bağırmayı, biri de insanın kendini bir anda mekandaki en önemli kişi sanmasını.
Buradaki mizah son derece dikkatli bir gözleme dayanır: Sarhoşluk tek bir şey değildir, çoğuldur. İçen herkes aynı rezaleti çıkarmaz. Biri şarkı söylemeye başlar, biri eski bir meseleyi gündeme getirir, biri herkesle barışır, biri hiç tanımadığı birine düşman olur, biri masanın altına girer, biri de hayatında ilk kez dinleyen birilerini bulmuş gibi devlet yönetimi üzerine konuşur. Nahua toplumu bütün bu ihtimalleri tek bir sarhoşluk tanrısına yüklemek yerine departmanlara ayırmıştı. Kurumsal yapılanma açısından kusursuz bir davranış.
Tavşan Neden Tavşan
Ve doğal olarak ikinci soru şudur: Neden tavşan?
Çünkü tavşan, Mezoamerika’nın görsel ve mitolojik dünyasında yalnızca tarlada hoplayan küçük bir hayvan değildir. Ayla ilişkilidir. Ayın yüzeyindeki koyu lekeler birçok Mezoamerika anlatısında tavşan biçiminde görülür; tavşan, gece, ay döngüleri, bereket ve pulque arasında bağ kuran güçlü bir işarete dönüşür.

Pulque tanrılarının tasvirlerinde görülen yacametztli de bu bağlantıyı açıkça gösterir. Sözcük, burundaki ay ya da ay biçimli burun süsü anlamına gelir. Mayahuel, Tepoztecatl ve çeşitli pulque tanrıları hilal biçimli bu burun süsüyle gösterilebilir. Yani tavşanların içkiyle ilişkisi, yalnızca tavşanların hızlı üremesi ya da neşeli görünmesiyle açıklanmaz. Gece göğünde duran ay, tarımsal döngüler, bitkinin özsuyu ve sarhoşluğun değişen yüzleri aynı simgesel alanda buluşur.
Üstelik tavşan hareketleri açısından da çok uygun bir simgedir. Bir an sakince oturur, sonraki an hiçbir açıklama yapmadan aksi yöne doğru koşmaya başlar. Hareketleri dışarıdan anlaşılmaz. Nereye gittiğini kendisi de bilmiyor olabilir. Bu bakımdan beşinci kâseden sonraki insan davranışını temsil etmek için jaguar fazla asil, kartal fazla kararlı, yılan ise fazla kontrollü kalırdı. Tavşan tam ayarındadır.
İki Tavşan Masanın Başına Geçiyor
Bu kalabalığın içinde en fazla öne çıkan adlardan biri Ome Tochtli, yani İki Tavşan’dır. Ome Tochtli hem takvimsel bir gün işareti hem pulque dünyasının merkezî figürlerinden biri olarak görünür. Erken sömürge döneminde Nahua bilginlerinin katılımıyla hazırlanan Florentine Codex’in fal ve gün işaretlerini ele alan dördüncü kitabında İki Tavşan’a ve farklı sarhoş tiplerine ayrı bölümler ayrılması, bu ilişkinin rastgele olmadığını gösterir. İki tavşan olması da önemlidir. Çünkü kafayı çekince tavşanları çift görürsünüz. Tavşan alkol tanrıları asla tek görünmez.
İki Tavşan gününde doğan kişilerin içkiye yatkın olabileceği düşünülürdü. Yani takvim, çocuk doğar doğmaz ailesine oğlunuz ileride masada “öpüjem” demeyi bırakmayabilir diye uyarı veriyordu. Ome Tochtli bazen Dört Yüz Tavşan’ın başı ya da pulque tanrılarının ortak yüzü gibi ele alınır. Onu gözümüzde şaşı gördüğümüz bir meclis başkanı olarak canlandırmak zor değildir: Önünde testiler, etrafında yüzlerce tavşan tanrı, gündem maddesi olarak da insanlığın bu akşam hangi hallere gireceği:
Birinci hal: Neşe.
İkinci hal: Gereğinden fazla samimiyet.
Üçüncü hal: Yirmi yıl önce yaşanmış olayın yeniden açılması.
Dördüncü hal: Kimsenin hatırlamadığı şarkının topluca söylenmesi.
Beşinci hal net tespit edilememiştir; çünkü herkes o aşamada kontrolünü kaybetmiştir.
İki Yüz Altmış Kamıştan Biri
Ome Tochtli çevresinde düzenlenen törenlerin en güzel ayrıntılarından biri kamışlarla yapılan seçimdir. Bir törende 260 kamış hazırlanır, fakat yalnızca birinin içi açık bırakılırdı. Katılımcılar kamışları seçer, içi açık olanı bulan kişi pulque içme ayrıcalığını kazanırdı.

Burada 260 sayısı rastgele değildir; Nahua kutsal takviminin gün sayısıyla örtüşür. Böylece içki, şans oyunu, kehanet ve takvim aynı ritüelde birleşirdi. Başka törenlerde büyük bir pulque kabı, ometochtecomatl yani İki Tavşan kabı olarak merkezde tutulur; katılımcılar içkiye kamışlarla saldırırdı. Bu kap sıradan bir servis eşyası değil, tanrısal varlığın ve törensel paylaşımın odağıydı. Müzik, dans, rahipler ve ilahi kişilikler çevresinde içmek, günlük bir meyhane davranışıyla aynı şey değildi. İçki içiliyordu, fakat içkinin kimin adına, hangi gün, hangi miktarda ve hangi toplumsal çerçevede içildiği belirleyiciydi. Tavşanlar özgürlük vaat ediyor, fakat rezervasyonsuz almıyorlardı.
Dört Kâseye Kadar Medeniyet
Bu dünyanın en iyi ayrıntılarından biri, pulque’nin sınırsız bir coşku nesnesi olmamasıdır. Tersine, doz fikri son derece nettir. Bazı erken kaynaklarda özellikle yaşlıların belirli durumlarda dört porsiyona kadar içmesine izin verildiği, beşinci porsiyonun ise sarhoşluk sınırının aşılması anlamına geldiği anlatılır.
İlk dört kâsede insan hâlâ kendini insan sanabiliyordu. Beşincide ise içine tavşan kaçıyordu. Dördüncü kâsede hâlâ şiir okunabilir, eski dostlar anılabilir, tarlaya giren komşunun hindisi bağışlanabilir. Beşincide ise kimse artık hindiden söz etmiyordur. Biri kendini büyük bir komutan ilan etmiş, öteki çocukluk arkadaşının ihaneti üzerine mahkeme kurmuş, üçüncüsü de ayın aslında kendisine bir mesaj verdiğini açıklamaya başlamıştır.
Fakat dört kâse kuralını bütün Nahua toplumunda herkes için geçerli tek bir içki yasası gibi düşünmemek gerekir. Yaş, cinsiyet, toplumsal statü, törenin niteliği ve takvimsel zaman tüketim hakkını değiştirebilirdi. Yaşlılar, hastalar, bazı savaşçılar, kurban törenlerine katılanlar ve belirli ritüel görevlileri farklı koşullarda pulque içebiliyordu. Gençlerin ve kamusal sorumluluğu bulunan kişilerin kontrolsüz sarhoşluğu ise ağır biçimde kınanabiliyor, kimi bağlamlarda ciddi cezalarla karşılaşabiliyordu. İçki kutsaldı; kutsal olması, herkesin cuma akşamı dilediği kadar içebileceği anlamına gelmiyordu. Tam tersine, kutsallık daha fazla kural getiriyordu.
Pulque önce ateşe, tanrılara ya da dört yöne sunulabilirdi. İnsan doğrudan testiye saldırmadan önce evrendeki ilgili mercilerin payı ayrılıyordu. Bu da kozmik nezaketin gereğiydi. Bir kâseyi kuzeye, birini güneye, birini doğuya, birini batıya sunduktan sonra geriye ne kadar kaldığı ayrı bir teolojik tartışmadır.
İnsanlığın Bütün Sarhoşlukları
Florentine Codex geleneğinde sarhoşların tek tip davranmadığı özellikle vurgulanır. Bazısı ağlar, bazısı bağırır, bazısı uyur, bazısı saçmalar, bazısı şüpheci hale gelir, bazısı kavga arar, bazısı düşüp yaralanır, bazısı da eve dönmek yerine suya ya da uçuruma doğru gitmeye karar verir. İçki aynı olsa da insanın içine giren tavşan farklıdır. Sarhoşluk yalnızca miktarla değil, kişilikle de açıklanır. Pulque insanın içine tamamen yabancı bir varlık yerleştirmez; zaten orada bekleyen bazı huyları dışarı çıkarır. Tavşan kapıyı kırıp girmez. Çoğu zaman içeriden çağrılır.
Birinin tavşanı şarkı söyler. Bir başkasının tavşanı masadaki herkesi kardeşi ilan eder. Bir başkasınınki yıllardır sustuğu için bu gece bütün konuşmaları tek başına yapmak ister. Birinin tavşanı sessizce uyur; toplum için en yararlı tavşan muhtemelen budur. Bir başkasının tavşanı ise gece boyunca herkese kendisinin aslında yanlış anlaşılmış çok büyük bir insan olduğunu anlatır. Bu tavşan bugün de son derece yaygındır ve nesli hiçbir biçimde tehlike altında değildir.
Nahua düşüncesi burada insan psikolojisini bir ahlak dersinden daha incelikli biçimde okur. Sarhoş kişi yalnızca kötü ya da iradesiz değildir; farklı bir davranış haline geçer. Fakat bu geçiş, kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tavşanın adı olabilir, sunağı olabilir, hatta güzel bir burun piercing’i bile olabilir; yine de sabah komşunun kapısını kimin kırdığını açıklamak zorundasınızdır.
Beşinci Kâsede Ne Olur
Beşinci kâsenin kötü olması yalnızca yaşlıların huysuzluğu ya da rahiplerin eğlence düşmanlığı değildi. Fazla içmek, kişinin yüzünü, saygınlığını ve toplumsal yerini kaybetmesi anlamına gelebiliyordu. Nahua toplumunda insanın yüz sahibi olması, yani tanınır bir ahlaki ve toplumsal kişilik kazanması önemliydi. Kontrolünü yitirmek bu yüzün dağılmasıydı. Centzon Tōtōchtin bu yüzden yalnızca keyif tanrıları değildir; insanın kendini bozma ihtimalinin de patronlarıdır. Onların evreninde sarhoşluk biraz tiyatro gibidir: İlk perdede neşe, ikinci perdede samimiyet, üçüncü perdede boş cesaret, dördüncü perdede fazla dürüstlük, beşinci perdede ise herkes için uzun bir gece.

Tavşanlar sempatiktir ama masum değildir. Sevimli görünürler; sonra düzeni bozarlar. Zaten tavşanın en büyük numarası da budur. Küçük görünür, büyük sonuç doğurur. Bir jaguar evinize girdiğinde tehlikeyi hemen anlarsınız. Tavşan geldiğinde ise ona yer açarsınız. Bir süre sonra tapınak kayıtlarında neden eksik testi bulunduğunu açıklamaya çalışırsınız.
Her Kasabanın Kendi Tavşanı
Dört Yüz Tavşan’ın üyeleri yalnızca farklı sarhoşluk biçimleriyle değil, belirli yerleşimlerle de bağlantılıydı. Tepoztecatl, Papaztac, Yauhtecatl, Tezcatzoncatl ve başka isimler, kimi zaman ait oldukları kasaba, dağ ya da yerel toplulukla birlikte anılır. Pulque dini böylece tek merkezli bir inançtan çok, farklı bölgelerin kendi tanrısal içki uzmanlarını ortak bir büyük aileye kattığı ağ görünümü kazanır.
Bugünkü dünyada her bölgenin kendine özgü peynir, şarap ya da tatlıyla övünmesi gibi, eski Orta Meksika’da da bazı topluluklar kendi pulque tanrılarıyla öne çıkabiliyordu. Bu yerel tanrıların hepsi tavşan biçiminde tasvir edilmek zorunda değildi. İnsan bedenli, yüzleri boyalı, özel başlıklar ve yacametztli taşıyan ilahi figürler olarak gösterilebilirlerdi. Tavşan, onların ortak sınıfını, takvimsel niteliğini ve ayla ilişkisini belirleyen işaretti. Yani ortalıkta gerçekten dört yüz tane tüylü hayvanın küçük testilerle dolaştığını düşünmek eğlencelidir ama ikonografik gerçeklik bundan daha karmaşıktır.
Tepoztecatl ve Dağın Tepesindeki Şöhret
Bu kalabalığın içinden yıldızlaşan isimlerin başında Tepoztecatl gelir. Bugünkü Morelos eyaletindeki Tepoztlán’ın üzerinde yükselen arkeolojik alanda, yaklaşık 1200’den sonra önem kazanan bir tapınak kompleksi Ometochtli-Tepoztecatl kültüyle ilişkilendirilir. Tanrı burada pulque, bereket ve hasatla bağlantılıydı. Dağın tepesindeki kutsal alanın bölgesel şöhreti o kadar büyümüştü ki uzak bölgelerden ziyaretçilerin geldiğine ilişkin kayıtlar bulunur.
Tepoztecatl’ın tapınağına ulaşmak için bugün bile dik bir yamacı çıkmak gerekir. Tanrı size önce dağa tırmandırıyor, nefesinizi kesiyor, dizlerinizi sorgulatıyor, ardından içki ve bereket kültünün merkezine kabul ediyor. Aşağı inerken denge sorunu yaşanırsa bunun tanrısal vecd mi, yorgunluk mu yoksa fazla pulque mi olduğuna karar vermek güçleşiyor.
Quetzalcoatl Bile Düşüyorsa
Pulque dünyasının en etkileyici taraflarından biri de şudur: Bu içki yalnızca sıradan insanların başına iş açmaz. En büyük isimler bile bu ağın içine düşebilir.
Burada küçük ama önemli bir ayrım gerekir. Pulque ile kandırılıp sarhoş edilen figür, basitçe rüzgarın ve yağmurun tanrısu Quetzalcoatl diye anlatılsa da kaynaklardaki kişi çoğu zaman Tollan’ın rahip-hükümdarı ve kültür kahramanı Ce Ácatl Topiltzin Quetzalcoatl’dır. Bu tarihsel ya da yarı tarihsel kahraman, zamanla tanrı Quetzalcoatl’ın özellikleriyle iç içe geçmiştir. Kimin tanrı, kimin hükümdar, kimin efsanevi rahip olduğu bazı anlatılarda bilinçli biçimde birbirine karışır.
Anlatıya göre düşmanları ya da büyücüler onu pulque içmeye ikna eder. Önce içkinin şifa vereceği söylenir. Topiltzin başta reddeder, sonra tadına bakar, ardından daha fazlasını ister. Kız kardeşi ya da yakın akrabası Quetzalpetlatl da içmeye çağrılır. Gecenin sonunda hükümdarın rahiplik disiplini bozulmuş, kutsal düzeni zedelenmiş ve Tollan’dan ayrılışına uzanan süreç başlamıştır.
Yani felaket, birinin daha ilk cümlede bu akşam dağıtıyoruz demesiyle başlamaz. Önce sağlık için küçük bir yudum önerilir. İnsanlık tarihi boyunca tehlikeli gecelerin önemli bölümü bu cümleyle açılmış olabilir. Bu hikâye pulque’nin ikili niteliğini açıkça gösterir. İçki hem kutsal hem tehlikelidir; hem şifa hem sınavdır; hem topluluğu birleştirir hem hükümdarı tahtından edebilir. Bir rahibi, kralı, kültür kahramanını ya da sade bir ölümlüyü aynı masaya çekebilen sıvı zaten başlı başına ilahi bir kuvvettir. Dört Yüz Tavşan’ın her anlatıda tek tek sahneye çıkmasına gerek yoktur. Bir kişinin ikinci kâseden sonra ilk kâseyi kimin doldurduğunu unutması, tavşanların binaya girdiğini göstermeye yeter.
Pulque Yalnızca Sarhoşluk Değildi
Dört Yüz Tavşan’ın komik tarafına fazla kapılınca pulque’nin besinsel, tıbbi, tarımsal ve törensel önemini gözden kaçırmak mümkündür. Aguamiel ve fermente pulque kalori, sıvı ve çeşitli mikroorganizmalar sağlayan ürünlerdi. Pulque bazı şifalı bitkilerle karıştırılabilir, yaşlılara ve hastalara verilebilir, doğum ve iyileşme süreçlerinde kullanılabilirdi. Elbette eski bir içeceği bugünkü sağlık iddialarıyla mucize ürün gibi sunmak doğru olmaz; fakat onun gündelik yaşamda sadece sarhoş olmak için tüketilen bir içecek olmadığı açıktır.
Hasat, savaş, tanrılara adak, cenaze, doğum, yaşlılık ve takvim törenleri pulque ile kesişebilirdi. İçkinin kutsal oluşu, bedenin ve toplumun dönüşüm anlarında kullanılmasından geliyordu. İnsan normal düzenden geçici olarak çıkar, tanrısal ya da atalara ait dünyaya yaklaşırdı.
Fakat her geçiş gibi bunun da bir dönüş bileti bulunmalıydı. Dört kâse sizi törene götürebilir; beşinci kâse dönüş biletini tavşana yedirebilirdi.

Kaynakların da Başı Biraz Dönüyor
Centzon Tōtōchtin hakkında bildiklerimizin büyük bölümü sömürge döneminin ilk yüzyılında hazırlanan Nahuatl ve İspanyolca metinlerden, yerli resimli yazmalardan ve arkeolojik buluntulardan gelir. En önemli kaynaklardan Florentine Codex, Bernardino de Sahagún’un yönetiminde hazırlanmış olsa da yalnızca bir İspanyol rahibin gözlemlerinden ibaret değildir. Nahua yaşlıları, yazarları, ressamları ve bilginleri metnin oluşturulmasında temel rol oynadı; eser yaklaşık 1577’de tamamlandı ve yaklaşık 2.500 görsele sahipti.
Yine de bu kaynaklar İspanyol fethinden sonra, Hristiyanlaştırma ve sömürge yönetimi koşullarında üretildi. Anlatılar farklı bölgelerden, farklı tarihlerden ve farklı amaçlarla derlendi. Bu nedenle Mayahuel’in aile ağacı, pulque’yi ilk kimin bulduğu ya da hangi tavşanın hangi görevi yürüttüğü konusunda bütün belgelerin aynı şeyi söylemesini beklemek yanlış olur.
Zaten dört yüz sarhoşluk tanrısından tek ve tutarlı bir kurumsal şema bırakmasını beklemek de haksızlık olurdu.
Kaynakların çeşitliliği bir eksiklikten çok Nahua dininin yerel ve hareketli yapısını gösterir. Aynı tanrı farklı şehirlerde başka özellikler kazanabilir; bir yer adı zamanla tanrının adına dönüşebilir; bir takvim işareti, törensel unvan ve ilahi kişilik birbirine karışabilir. Tavşanlar sabit bir çizgi roman ekibi değil, yüzyıllar boyunca büyüyen kutsal bir kalabalıktır.
Tavşanlar Meclisinden Çıkarken
Centzon Tōtōchtin’i güzel yapan şey tam da budur: Bir yandan çok ciddi bir ritüel dünyanın parçasıdırlar, öte yandan insanlığın en tanıdık zaaflarından birini neredeyse kahkahalı bir açıklıkla ortaya koyarlar.
İçki, bitki, ay, bereket, yaş, hastalık, tören, utanç ve taşkınlık aynı masada oturur. Dört yüz tavşan da o masanın çevresinde gezinir. Biri omzuna dokunur, biri kulağına eğilir, biri seni çok neşeli sanır, biri çok dertli, biri çok cesur, biri de bu gece kesinlikle gereksiz bir konuşma yapacağına yemin eder.
Sonunda insan şunu düşünmeden edemez: Belki de Nahua dünyası sarhoşluğu bizden daha iyi anlamıştı. Çünkü onu yalnızca bir kusur, hastalık ya da eğlence diye kenara bırakmamış; bitkinin biyolojisinden takvimin düzenine, ayın yüzünden insan karakterine kadar uzanan büyük bir sistemin içine yerleştirmişti.
İnsan içtiğinde başka birine dönüşmüyordu. İçinde bekleyen tavşanlardan biri dışarı çıkıyordu.
Kimi tavşan şarkı söylüyordu.
Kimi uyuyordu.
Kimi kavga çıkarıyordu.
Kimi de ertesi sabah hiçbir şey hatırlamadığını söyleyerek bütün sorumluluğu diğer tavşanlara yüklüyordu.
Tavşan tanrıların hâlâ görev başında olduğunu görmek için arkeolojik kazı yapmaya da gerek yok. Herhangi bir kalabalık masada beşinci kadehin doldurulmasını beklemek yeterli.
