Scapegoat, Ari Aster’ın yazıp yöneteceği yeni uzun metraj filmi. Filmin başrolünde Scarlett Johansson yer alacak. Yapım, Aster’ın uzun süredir birlikte çalıştığı A24 çatısı altında şekilleniyor; Ari Aster ve Lars Knudsen da filmi Square Peg üzerinden üstleniyor.
Proje, Aster’ın Hereditary, Midsommar, Beau Is Afraid ve Eddington’dan sonra A24 ile devam eden beşinci uzun metraj filmi olarak dikkat çekiyor. Henüz kesinleşmiş vizyon tarihi yok. Çekim takviminin 2026 sonuna doğru başlaması bekleniyor; bu yüzden filmin izleyiciyle buluşması büyük ihtimalle 2027 takvimine sarkacak.
Tür bilgisi resmi olarak açıklanmadı. Fakat ilk konu detayları, Scapegoatın klasik korkudan çok psikolojik gerilim, kara komedi ve çağdaş toplumsal taşlama arasında gezinen bir Ari Aster filmi olabileceğini düşündürüyor.
Konu
İlk bilgilere göre Scapegoat, Scarlett Johansson’ın canlandıracağı bir cerrahın etrafında gelişiyor. Karakter, Jake Paul’dan esinlendiği söylenen ünlü bir sosyal medya figürünü ameliyat etmekle görevlendiriliyor. Rutin gibi görünen operasyon ölümle sonuçlanınca, hastane odasında başlayan kriz kısa sürede kamusal bir öfke gösterisine dönüşüyor.
Hikâyenin asıl gerilimi ölüm anından sonra kuruluyor. Cerrah yalnızca mesleki bir soruşturmayla değil, hızla büyüyen dijital kalabalıkla, medya baskısıyla ve ölen influencer’ın yakın çevresiyle yüzleşiyor. Özellikle karakterin eşi ve kardeşi, hikâyenin karşı kutbunu oluşturacak gibi görünüyor. Gelen kulislerde bu iki figürün Erika Kirk ve Logan Paul’dan esinler taşıyacağı öne sürülüyor.
Ari Aster için buradaki mesele yalnızca bir ameliyatın ters gitmesi değil. Scapegoat başlığının da işaret ettiği gibi film, kalabalıkların bir suçluya ihtiyaç duyduğu anı merkezine alıyor. Bir ölüm yaşanıyor, herkes açıklama istiyor, dijital öfke bir yüz arıyor ve sonunda bütün karmaşa tek kişinin omuzlarına yıkılıyor.
Neden Önemli?
Ari Aster kariyerine aile travmasını ve yas duygusunu korku sinemasının içine yerleştirerek başladı. Hereditary, evin içindeki bastırılmış felaketi neredeyse mitolojik bir karanlığa taşıdı. Midsommar, ayrılık, yalnızlık ve aidiyet arzusunu gün ışığında kurulan bir kâbusa çevirdi. Sonra Beau Is Afraid ile nevrotik, parçalı ve abartılı bir iç dünya komedisine; Eddington ile de Amerika’nın kültür savaşlarına, salgın sonrası paranoyalarına ve politik kabileleşmesine yöneldi.
Scapegoat, bu çizginin yeni halkası gibi görünüyor. Aster artık yalnızca bireyin içindeki korkuyla değil, toplumun korkuyu nasıl dolaşıma soktuğuyla da ilgileniyor. Dedikodular doğruysa film, sosyal medya çağında suç, yas, ünlülük, sağlık sistemi, politik kimlik ve dijital mahkeme duygusunu aynı masaya yatıracak.
Scarlett Johansson tercihi de filmi ayrı bir yere taşıyor. Johansson uzun süredir hem büyük stüdyo sinemasında hem de daha riskli auteur projelerinde varlık gösteren bir oyuncu. Under the Skin, Lost in Translation, Marriage Story ve Jojo Rabbit gibi filmler, onun yüzeyde sakin görünen ama içeride kırılan, bastıran ya da çözülmeye başlayan karakterleri taşıyabildiğini göstermişti. Ari Aster sinemasında ise oyuncunun yüzü çoğu zaman anlatının en karanlık alanına dönüşür. Toni Collette, Florence Pugh ve Joaquin Phoenix örnekleri bunun açık işaretleri. Johansson’ın bir cerrah olarak suçlanma, savunma, çökme ve direnme çizgisinde nasıl kullanılacağı, filmin en merak uyandıran taraflarından biri.

A24 açısından da proje önemli. Stüdyo, Aster’a ilk filminden bu yana alan açan yapıların başında geliyor. Beau Is Afraid ve Eddington gibi daha tartışmalı, pahalı ve bölücü projelerden sonra bu ortaklığın sürmesi, A24’ün Aster sinemasını hâlâ risk alınabilir bir auteur alanı olarak gördüğünü gösteriyor.
Görüşler / Film Öncesi Açıklamalar
Scapegoat için Ari Aster ya da Scarlett Johansson cephesinden henüz kapsamlı bir doğrudan açıklama gelmedi. Bu yüzden filmi şimdiden kesin bir tür kalıbına sokmak doğru olmaz. Fakat Aster’ın son dönemde söyledikleri, projenin neden onun filmografisine doğal biçimde bağlandığını anlamak için yeterince fikir veriyor.
Aster, Eddington döneminde filmini klasik bir western gibi değil, çağdaş hayatın iletişim silahlarıyla kurulan bir çatışma alanı gibi düşündüğünü anlatmıştı. Onun tarifinde artık silahların yerini telefonlar alır; insanlar birbirine yalnızca fiziksel olarak değil, görüntüler, mesajlar, ideolojik kampanyalar ve dijital kalabalıklar üzerinden de saldırır. Bu yaklaşım, Scapegoatın iddia edilen konusu ile doğrudan konuşuyor. Bir ameliyat odasında başlayan olay, sosyal medya çağında saniyeler içinde ahlaki, politik ve kişisel bir savaşa dönüşebilir.
Aster’ın ilgilendiği şey yalnızca taraflardan birini kötü göstermek değil. Eddington üzerine konuşurken kutuplaşmanın insanları birbirine ulaşamaz hâle getirdiğini, herkesin farklı algoritmaların içinde yaşadığını, ortak gerçeklik duygusunun parçalandığını söylemişti. Scapegoatta da benzer bir damar seziliyor. Cerrah gerçekten suçlu mu, sistem mi kusurlu, yas tutan aile cevap mı arıyor yoksa intikam mı, dijital kalabalık adalet mi istiyor yoksa kurban mı? Ari Aster’ın sevdiği belirsizlik tam da burada devreye girebilir.
Aster ayrıca “elevated horror” etiketinden hoşlanmadığını, kendisinin en başta yalnızca iyi bir korku filmi yapmaya çalıştığını da söylemişti. Bu söz, Scapegoat için de önemli. Film muhtemelen düz anlamıyla bir korku filmi olmayacak; fakat Aster sinemasında korku zaten çoğu zaman türden çok ruh hâlidir. Aile masasında, festival alanında, annenin yüzünde, kasaba meydanında ya da şimdi bir ameliyat sonrası basın fırtınasında ortaya çıkabilir.
Johansson tarafında ise henüz filme dair karakter açıklaması yok. Fakat rolün tarifi, onun son yıllarda daha karmaşık kadın karakterlere yönelen çizgisiyle uyumlu duruyor. Cerrah karakteri bir kahraman olarak değil, izleyicinin de sürekli yeniden tartacağı bir figür olarak kurulursa, Johansson’ın soğukkanlılığı ile kırılganlığı aynı anda taşıyabilen oyunculuğu filmin merkezine yerleşebilir.
Kapanış / Kimler İzlemeli?
Scapegoat, şimdilik yalnızca birkaç cümlelik konu bilgisiyle bile Ari Aster’ın son dönem takıntılarını açık ediyor: suçun kime yüklendiği, kalabalığın nasıl harekete geçtiği, yasın nasıl politikleştiği ve dijital çağda itibarın ne kadar hızlı parçalanabildiği.
Ari Aster’ın rahatsız edici aile dramlarını, toplumsal paranoyalarını ve kara mizahını sevenler için film şimdiden takip listesine girmeli. Scarlett Johansson’ın auteur sinemasındaki daha riskli performanslarını önemseyenler için de Scapegoat, büyük bir stüdyo yüzünün bağımsız sinema karanlığına yeniden girdiği ilginç bir buluşma olabilir.
Film hakkında hâlâ çok az şey biliniyor. Fakat adı bile yeterince kışkırtıcı: Bir toplum öfkesini açıklayamadığında, çoğu zaman gerçeği değil, taşıyabileceği bir günah keçisini arar. Ari Aster’ın yeni filmi de büyük ihtimalle tam o arayışın en rahatsız edici yerine bakacak.
