İzmir’in Bornova ilçesinde yer alan Yeşilova Höyüğü’nde yapılan kazılarda, yaklaşık 8.200 yıl öncesine tarihlenen dikkat çekici bir su kanalı gün yüzüne çıkarıldı. Bölgenin bilinen en eski tarih öncesi yerleşim alanı olan höyükte ulaşılan bu bulgu, yalnızca İzmir’in erken yerleşim tarihini değil, Anadolu’daki ilk toplulukların çevrelerini nasıl düzenlediğini de yeniden düşünmeye açtı. Çünkü ortaya çıkarılan yapı, sıradan bir su yolu değil; planlama, mühendislik ve yerleşim mantığı açısından son derece gelişmiş bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Kazılar, Ege Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve yerel kurumların ortak çalışmasıyla sürüyor. Yeşilova Höyüğü zaten uzun süredir Neolitik Çağ’a dair sunduğu verilerle dikkat çekiyordu. Bölgedeki ilk yerleşimcilerin yaşam biçimi, beslenme düzeni, üretim alışkanlıkları ve çevreyle kurduğu ilişki hakkında önemli bilgiler veren höyük, bu yeni keşifle birlikte çok daha çarpıcı bir tablo sundu. Bulunan kanal, İzmir ve çevresindeki yerleşim geçmişinin yaklaşık 8.500 yıl öncesine, yani M.Ö. 6500’e kadar uzandığını daha somut biçimde destekledi.
Kazı başkanı Zafer Derin’in verdiği bilgilere göre kanal, yerleşimin tam merkezinden geçiyor. Genişliği 6,5 metreyi bulan yapının uzunluğu 220 metreye kadar ulaşıyor. Ancak yoğun çakıl birikintisi ve zaman içinde oluşan doğal dolgular nedeniyle kanalın yalnızca bir bölümü ortaya çıkarılabildi. Buna rağmen bugüne kadar açığa çıkarılan kısım bile, bu yapının rastgele açılmış bir hendek değil, belirli bir amaç doğrultusunda düşünülmüş ve uygulanmış bir altyapı sistemi olduğunu gösteriyor.
Kanalın taşla güçlendirilmiş kenarları ve ona eşlik eden yükseltilmiş toprak set, yerleşimcilerin suyun taşıdığı riski çok erken bir dönemde fark ettiğini düşündürüyor. Yaklaşık sekiz yüzyıl, yani kabaca dört nesil boyunca ayakta kalmış olması da bunun geçici bir çözüm değil, uzun ömürlü bir yerleşim düzenlemesi olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Neolitik toplulukların yalnızca barınak kuran insanlar olmadığını; aynı zamanda sel tehlikesini hesaplayan, suyu yöneten ve yaşam alanını buna göre biçimlendiren topluluklar olduğunu gösteriyor.
Derin, kanalın aynı bölgede Roma dönemine kadar kullanılmaya devam etmiş olabileceğini belirtiyor. Bu da Yeşilova’daki su hattının yalnızca erken bir mühendislik örneği değil, yüzyıllar boyunca hatırlanan ve işlevini koruyan bir düzenleme olduğunu düşündürüyor. Eğer bu yorum daha fazla bulguyla desteklenirse, Bornova’daki bu kanal Anadolu kentleşme tarihinin en erken ve en etkileyici örneklerinden biri olarak ayrı bir yere yerleşecek. Yeşilova Höyüğü de böylece sadece eski bir yerleşim değil, suyla birlikte düşünülmüş çok erken bir yaşam tasarımı olarak okunacak.
