Sekiz kadın, sekiz ses ve hayalî bir gezegen… Rusya’nın alternatif müzik sahnesinde ortaya çıkan SPOKANKI, geleneksel halk şarkılarını, çok sesli vokal düzenlemelerini ve tiyatroyu bir araya getirerek müziği alışılmadık bir sahne deneyimine dönüştürüyor.
Bir müzik topluluğunun kendisine ait bir gezegen yaratması, o gezegenin dilini konuşması ve konserlerini gerçeklikle hayal gücü arasındaki sınırda gerçekleştirmesi pek sık rastlanan bir durum değil. SPOKANKI ise bütün bunları müzikal kimliğinin merkezine yerleştiriyor. 2019 yılında Moskova’da kurulan kadın vokal topluluğu, farklı kültürlerin halk müziklerinden beslenen repertuvarıyla dikkat çekiyor. Ancak grubun asıl özelliği, şarkıları yorumlama biçiminde yatıyor. Çok sesli vokaller, teatral hareketler, sıra dışı kostümler ve zaman zaman grotesk bir mizah anlayışı, SPOKANKI’nin sahnesinde birbirini tamamlıyor. Grup üyeleri kendilerini uzak bir gezegenden gelen yolcular olarak tanıtıyor. Seyirciler ise bu hayalî dünyanın konuklarına dönüşüyor.
Tiyatro Sahnesinden Doğan Bir Müzik Grubu
SPOKANKI’nin hikâyesi, Rusya’nın önemli tiyatro okullarından GITIS’te başlıyor. Topluluğun üyeleri, yönetmen Vladimir Pankov’un atölyesinde oyunculuk eğitimi alan genç kadınlardan oluşuyor. Grubun ortaya çıkışında İrlandalı oyun yazarı Martin McDonagh’ın A Behanding in Spokane adlı kara komedisinin önemli bir rolü bulunuyor. Moskova’daki Drama ve Yönetmenlik Merkezi’nde sahnelenen oyunun müzik çalışmalarında bir araya gelen oyuncular, zamanla bağımsız bir vokal topluluğuna dönüşüyor.
2019’da SPOKANKI adıyla şekillenen grup, tiyatro eğitiminin sağladığı olanakları müziğin merkezine taşıyor. Oyunculuk, beden dili, karakter yaratımı ve doğaçlama, topluluğun konserlerinde en az vokal teknikleri kadar önem kazanıyor. Bu nedenle SPOKANKI’yi yalnızca bir kadın korosu olarak tanımlamak yetersiz kalıyor. Topluluk, tiyatro ile konser arasındaki geleneksel ayrımı ortadan kaldıran bir performans anlayışı geliştiriyor.
Sekiz Kadın ve Hayalî Bir Gezegen
SPOKANKI’nin sahne dünyası, Spokania adlı hayalî bir gezegen etrafında kuruluyor. Grubun üyeleri bu gezegenden Dünya’ya geldiklerini anlatıyor, kendilerine özgü bir dil kullanıyor ve konserlerinde yarattıkları karakterleri canlandırıyor. Bu kurmaca evren, müziğin teatral yönünü güçlendiriyor. Üyelerin yüz makyajları, kostümleri ve sahnedeki davranışları, sıradan bir konserden çok fantastik bir anlatının parçalarını andırıyor.
Topluluğun kadrosunda Olga Pozdnyakova, Adelina Minibaeva, Elizaveta Kostyukova, Laylo Kadirova, Darya Alypova, Anastasia Vivdenko, Veronika Mokhireva ve Alyona Pyatilova bulunuyor. Oyunculuk geçmişleri, grup üyelerinin yalnızca sesleriyle değil, bedenleriyle de müzik üretmelerini sağlıyor. Bir bakış, beklenmedik bir hareket ya da abartılı bir yüz ifadesi, şarkının dramatik yapısının parçasına dönüşebiliyor.
Enstrümanların Yerini Alan İnsan Sesi
SPOKANKI’nin müziğinin merkezinde insan sesi bulunuyor. Topluluk, a cappella geleneğinden yararlanarak farklı seslerin birbirine geçtiği çok katmanlı düzenlemeler oluşturuyor. Bazı üyeler melodiyi taşırken diğerleri ritmik sesler, tekrarlar veya armonik dokular üretiyor. Bu yaklaşım, dinleyicinin zaman zaman bir enstrüman duyduğunu düşünmesine neden olabiliyor. Oysa seslerin önemli bir bölümü doğrudan insan sesinden doğuyor.
Grubun repertuvarında farklı coğrafyaların geleneksel müzikleri önemli yer tutuyor. İrlanda halk şarkılarından ritüel karakterli vokal eserlerine, gospel geleneğinden çağdaş düzenlemelere uzanan geniş bir müzikal alan söz konusu. SPOKANKI zaman zaman bodhrán, balalayka ve çeşitli vurmalı çalgılar gibi enstrümanlardan da yararlanıyor. Ancak grubun ayırt edici gücü, vokal birlikteliği ve sahnedeki kolektif enerjisinden kaynaklanıyor.
Folklor, Avangart ve Mizah
SPOKANKI’nin müziğinde folklor, geçmişe ait değişmez bir miras olarak sunulmuyor. Geleneksel melodiler, çağdaş bir performansın malzemesine dönüşüyor. Bu yaklaşım özellikle grubun vokal düzenlemelerinde belirginleşiyor. Halk şarkılarının tekrar eden melodik yapıları, alışılmadık ritimlerle ve teatral müdahalelerle farklı bir karakter kazanıyor.
Topluluğun müziği etno-avangart olarak tanımlanıyor. Bu ifade, farklı kültürlerin müzikal gelenekleriyle deneysel sahne anlayışının buluşmasını anlatıyor. Ancak SPOKANKI’nin performanslarını yalnızca deneysel müzik kategorisine yerleştirmek de kolay değil. Grubun mizah anlayışı, kimi zaman ciddi ve törensel görünen bir sahneyi birkaç saniye içinde absürt bir komediye dönüştürebiliyor. Bu beklenmedik değişimler, topluluğun tiyatro kökenini sürekli hatırlatıyor.
Moskova’dan Festival Sahnelerine
SPOKANKI, kuruluşunun ardından Moskova’nın alternatif müzik ve tiyatro çevrelerinde tanınmaya başladı. 2019 yılında Moscow Spring A Cappella yarışmasında elde ettiği başarı, grubun daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasında önemli rol oynadı.
Topluluk daha sonra Usadba Jazz, Wild Mint ve Ural Music Night gibi festivallerde sahne aldı. Moskova’daki Aleksey Kozlov Jazz Club da grubun düzenli performans gerçekleştirdiği mekânlardan biri oldu. Bu konserler, SPOKANKI’nin yalnızca tiyatro izleyicilerine değil, caz, dünya müziği ve alternatif müzik dinleyicilerine de ulaşmasını sağladı. Grubun sahne performanslarının sosyal medyada dolaşıma girmesi ise uluslararası görünürlüğünü artırdı.
SPOKANKI’nin Müzikal Dünyasına Giriş
Topluluğu tanımak isteyenler için özellikle birkaç eser öne çıkıyor.
Ceann Dubh Dilis, İrlanda müzik geleneğinden gelen melodik yapısıyla grubun çok sesli vokal becerisini ortaya koyuyor. Michael McGlynn’in düzenlemesiyle ilişkilendirilen eser, SPOKANKI’nin geleneksel müziğe yaklaşımını anlamak için iyi bir başlangıç.
Dúlamán, yine İrlanda halk müziği repertuvarından geliyor. Ritmik vokaller ve hareketli düzenleme, grubun kolektif enerjisini öne çıkarıyor.
Mamega, topluluğun törensel atmosfer yaratma becerisini gösteren çalışmalarından biri.
Tjovane (The Thieves) ise grubun farklı müzik kültürlerine duyduğu ilgiyi yansıtıyor.
Никого нет (Nikogo Net), SPOKANKI’nin kendi yaratıcı dünyasına ait çalışmalar arasında bulunuyor.
Bu eserlerin özellikle canlı performans kayıtları, grubun müzikal yaklaşımını anlamak açısından önemli. Çünkü SPOKANKI’nin sahne kimliği, ses kadar hareket ve görsel anlatım üzerine de kuruluyor.
Müziğin Sınırlarını Genişleten Bir Topluluk
SPOKANKI’nin ilginçliği yalnızca alışılmadık kostümlerinde veya hayalî gezegen hikâyesinde değil. Grup, farklı kültürlere ait müziklerin çağdaş bir sahne diliyle yeniden yorumlanabileceğini gösteriyor. Bunu yaparken geleneksel melodileri bütünüyle terk etmiyor; aksine onların ritmik, dramatik ve vokal olanaklarını genişletiyor.
Sekiz kadın oyuncunun ortak üretiminden doğan topluluk, tiyatro ile müziğin birbirinden ayrılmak zorunda olmadığını hatırlatıyor. SPOKANKI’nin sahnesinde bir şarkı, aynı zamanda küçük bir oyun, ritüel veya fantastik hikâyeye dönüşebiliyor. Ve bütün bu gösterinin merkezinde, insan sesinin şaşırtıcı olanakları bulunuyor.
