Emma Stone, son yılların en çok konuşulan performanslarından birine imza attığı Poor Things filmindeki Bella Baxter karakterini hâlâ geride bırakamadığını söyledi. Oyuncu, W Magazine’e verdiği röportajda, Oscar kazandıran bu rolü her zaman özlediğini dile getirirken, karaktere yeniden hayat vermek için hiçbir tereddüt yaşamayacağını da açıkça ifade etti.
2024 yılında En İyi Kadın Oyuncu dalında ikinci Akademi Ödülü’nü kazanan Emma Stone, Bella Baxter’ı Victoria dönemi Londra’sında geçen sıra dışı bir anlatının merkezine taşıdı. Filmde Bella, yetişkin bir kadının bedeninde, bir bebeğin beyniyle hayata döndürülen ve dünyayı baştan keşfeden bir karakter olarak izleyiciyle buluştu. Stone, bu rolün yalnızca fiziksel değil, zihinsel olarak da kendisini derinden etkilediğini vurguladı.
Stone, röportajda “Bella’yı her zaman özlüyorum. Eğer onu sonsuza kadar tekrar oynama şansım olsaydı, hiç düşünmeden kabul ederdim” sözleriyle karaktere duyduğu bağı dile getirdi. Ancak oyuncu, bu yoğun bağlılığın zaman zaman çevresindekiler için bile fazla olduğunu da esprili bir dille kabul etti. Özellikle filmin yönetmeni Yorgos Lanthimos’un artık bu konuyu kapatmasını istediğini aktaran Stone, “Yorgos bile ‘Tamam, Bella’yı özlüyorsun, anladık. Artık büyü’ diyor” ifadeleriyle gülümsetti.
Poor Things, Stone ile Lanthimos’un ikinci uzun metrajlı iş birliği oldu. İkilinin yolları daha önce The Favourite filminde kesişmişti. Son üç yılda bu ortaklık daha da yoğunlaştı; Stone, Lanthimos’un 2022 tarihli kısa filmi Bleat’te yer aldı, ardından Kinds of Kindness ve Bugonia projelerinde başrol oynadı. Bugonia, Güney Kore yapımı Save the Green Planet! filminin yeniden çevrimi olarak dikkat çekti.
Stone’un Bugonia’daki deneyimi ise oldukça sıra dışıydı. Filmde bir ilaç şirketi CEO’sunu canlandıran oyuncu, kendisini uzaylı olduğuna inanan komplo teorisyenleri tarafından kaçırılan bir karaktere hayat verdi. Karakterin başının kazıtılması ve vücudunun kremle kaplanması gibi sahneler, Stone’a göre rolün en zorlayıcı anlarıydı. Oyuncu, “Krem, saçlarımın kazınmasından çok daha iğrençti. Uzun saç ve krem fikri tam bir duyusal kâbus” diyerek set deneyimini anlattı.
Poor Things’in finaline doğru film, Bella Baxter’ın dünyayla kurduğu ilişkinin radikal biçimde değiştiği bir noktaya ulaşıyor. Başlangıçta saf ve içgüdüsel bir merakla hareket eden Bella, yaşadığı deneyimler sayesinde toplumsal normları, cinselliği ve özgür iradeyi sorgulayan bağımsız bir bireye dönüşüyor. Filmin son bölümünde Bella, kendisini şekillendiren erkek egemen bakıştan bilinçli bir kopuş sergiliyor ve kendi yolunu seçiyor. Stone’un performansı da tam bu noktada, karakterin masumiyetten bilinçli bir özgürlüğe evrilişini güçlü bir şekilde yansıtıyor.
Stone, Bugonia’daki rolüyle Altın Küre ve SAG Ödülleri’ne aday gösterildi. Ancak oyuncunun sözlerinden anlaşıldığı üzere, kariyerinde pek çok iddialı rol yer alsa da Bella Baxter hâlâ özel bir yerde duruyor.
