Berlinale 76: Türkiye’den İki Güçlü Aday

Görüntü Hızlı Akış

Berlinale 76. edisyonunun yarışma seçkisini açıklayarak 2026 sinema takviminin en politik, en karakter odaklı ve en çok tartışma yaratmaya aday programlarından birini ortaya koydu. Tricia Tuttle’ın sanat yönetmenliğindeki ikinci yılında Berlin Film Festivali, Hollywood yıldızlarıyla Avrupa auteur sinemasını aynı potada buluşturan bir çizgi izlerken, bu yıl seçkinin en dikkat çekici damarlarından biri ülkemiz sineması oldu.

Yarışma bölümünde İlker Çatak ve Emin Alper’in yeni filmleriyle yer alması, Berlinale’nin Türkiye merkezli politik ve estetik anlatılara verdiği alanın sürdüğünü net biçimde gösterdi.

Türkiye’den Berlinale Yarışmasına İki Film

İlker Çatak – Gelbe Briefe (Sarı Mektuplar): Almanya, Fransa ve Türkiye ortak yapımı Gelbe Briefe, Çatak’ın Berlinale ile kurduğu güçlü ilişkiyi sürdüren yeni halkayı temsil ediyor. Yönetmenin 2023’te Berlinale’de Cicae Art Cinema ödülü alan ve ardından Oscar adaylığına uzanan Öğretmenler Odası sonrası geri dönüşü, bu kez doğrudan Türkiye merkezli bir hikâyeyle gerçekleşiyor.

Film, Ankara’dan bir sanatçı çift olan Derya ve Aziz’in, bir tiyatro oyununun galasında yaşanan bir olay sonrası devlet baskısıyla yüzleşmesini konu alıyor. Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas ve İpek Bilgin’in yer aldığı kadro, hikâyeyi bireysel bir evlilik çatlağından çok daha geniş bir siyasal ve etik kırılma alanına taşıyor. Gelbe Briefe, sanatın kamusal alanla kurduğu gerilimli ilişkiyi, evlilik ve vicdan ekseninde ele alan güçlü bir politik drama olarak öne çıkıyor.

Emin Alper – Kurtuluş (Salvation): Emin Alper’in Kurtuluşu ise Berlinale yarışmasında sinemamızın daha mitik, daha alegorik damarını temsil ediyor. Türkiye, Fransa, Hollanda, Yunanistan, İsveç ve Suudi Arabistan ortak yapımı film, uzak bir köyde sürgünden dönen bir klanın yeniden alevlendirdiği toprak kavgasını merkezine alıyor.

Caner Cindoruk, Berkay Ateş ve Feyyaz Duman’ın başrollerinde olduğu filmde, Mesut karakterinin ilahi vizyonlar eşliğinde kardeşinin liderliğine meydan okuması, hikâyeyi politik olduğu kadar metafizik bir düzleme taşıyor. Kurtuluş, Alper sinemasına özgü biçimde iktidar, inanç, kader ve şiddet temalarını sert ama şiirsel bir anlatımla birleştiriyor. Berlinale’nin politik sinema geleneğiyle güçlü bir rezonans kurması beklenen yapımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Yarışma: Yıldızlar ve Auteur’ler Yan Yana

Bu yılın en çok konuşulacak filmlerinden biri, Karim Aïnouz imzalı Rosebush Pruning olacak. Riley Keough, Callum Turner, Elle Fanning ve Pamela Anderson’ın yer aldığı film, miras, aile içi çürüme ve bastırılmış sırlar etrafında şekillenen çağdaş bir hiciv olarak tanımlanıyor.

Beth de Araújo’nun Channing Tatum ve Gemma Chan’li psikolojik gerilimi Josephine, Sundance sonrası Berlinale’de uluslararası prömiyer yapacak iki filmden biri. Çocukluk travması ve ebeveyn suçluluğu ekseninde ilerleyen film, daha kişisel bir anlatı sunuyor.

Kornél Mundruczó’nun At the Sea filmi ise Amy Adams’ın bir dansçı olarak kimliğini ve bağımlılıkla yüzleşmesini merkeze alan performansıyla yarışmanın oyunculuk açısından en iddialı işlerinden biri olarak görülüyor.

Juliette Binoche’un Tom Courtenay ile birlikte oynadığı Queen at Sea, Angela Schanelec’in minimal anlatımıyla dikkat çeken Meine Frau weint, Sandra Hüller’in başrolünde olduğu Markus Schleinzer imzalı Rose ve Mahamat-Saleh Haroun’un mistik ergenlik hikâyesi Soumsoum, la nuit des astres yarışmanın diğer önemli durakları arasında yer alıyor.

Yoshitoshi Shinomiya’nın Japon-Fransız ortak yapımı animasyonu A New Dawn, yarışmada yer alan nadir animasyon örneklerinden biri. Grant Gee’nin caz efsanesi Bill Evans’ın iç dünyasına odaklanan Everybody Digs Bill Evans belgesel formuyla yarışmaya dahil olurken, Anna Fitch ve Banker White imzalı YO Love Is a Rebellious Bird sınırları zorlayan kişisel bir belgesel anlatı sunuyor.

Berlinale’nin Yeni Yönü

Tricia Tuttle’ın yönetiminde Berlinale, Cannes’a daha yakın bir uluslararası prestij çizgisi kurma hedefini açıkça sürdürüyor. Wim Wenders’ın jüri başkanı olduğu bu edisyon, yıldız gücünü tek bir bölümde toplamak yerine yarışmadan Panorama ve Special Gala’ya kadar dengeli biçimde yaymayı tercih ediyor.

12–22 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, bu yıl özellikle politik anlatılar, aile içi çatışmalar ve kimlik meseleleri etrafında şekillenen filmleriyle hatırlanacak gibi görünüyor.

Yarışma Filmleri

At the Sea – Kornél Mundruczó
Dao – Alain Gomis
Dust – Anke Blondé
Etwas ganz Besonderes – Eva Trobisch
Everybody Digs Bill Evans – Grant Gee
Gelbe Briefe – İlker Çatak
Josephine – Beth de Araújo
Kurtuluş – Emin Alper
The Loneliest Man in Town – Tizza Covi, Rainer Frimmel
Meine Frau weint – Angela Schanelec
Moscas – Fernando Eimbcke
A New Dawn – Yoshitoshi Shinomiya
Nina Roza – Genevieve Dulude-de Celles
Queen at Sea – Lance Hammer
Rosebush Pruning – Karim Aïnouz
Rose – Markus Schleinzer
Soumsoum, la nuit des astres – Mahamat-Saleh Haroun
À voix basse – Leyla Bouzid
Wo Men Bu Shi Mo Sheng Ren – Anthony Chen
Wolfram – Warwick Thornton
YO Love Is a Rebellious Bird – Anna Fitch, Banker White
Yön Lapsi – Hanna Bergholm

Tagged