Barok sanatın usta ismi Peter Paul Rubens’in (1577–1640) Konstantin’in Evliliği isimli tablosu, yalnızca bir evlilik törenini değil, Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı hanedan hikâyelerinden birinin başlangıç noktasını resmeder. Tabloda, İmparator Konstantin’in (MS 306–337), rakibi Maxentius’un kız kardeşi Fausta ile yaptığı politik evlilik sahnelenir. Bu evlilik, imparatorluk içindeki güç dengelerini şekillendirmek adına atılmış stratejik bir adımdı.
Bu evlilikle kurulan ittifaklar uzun ömürlü olmadı. Fausta’nın babası Maximian, 310 yılında Konstantin’e karşı bir isyan girişiminde bulununca zorla intihara sürüklendi. 312’de ise Fausta’nın kardeşi Maxentius, Milvian Köprüsü Savaşı’nda Konstantin tarafından yenilerek öldürüldü. 313’te Konstantin’in üvey kız kardeşi Constantia ile Licinius’un evliliği de barış getirmedi; Konstantin, 324 yılında Licinius’u mağlup etti. Licinius önce sürgüne gönderildi, ardından 325’te idam edildi.
Konstantin’in ilk evliliği Minervina ile olmuş ve bu birliktelikten bir erkek çocuk, Crispus dünyaya gelmişti. Tarihçi Eusebius’un “Tanrı’nın en sevgili kullarından ve babasına her bakımdan benzeyen bir prens” sözleriyle övgüyle bahsettiği Crispus, genç yaşta askeri başarılarıyla parlayan bir prensti. Ancak tıpkı Osmanlı tarihinde Kanuni Sultan Süleyman ile Şehzade Mustafa arasında yaşanan o derin trajedi gibi, Konstantin ile oğlu Crispus’un ilişkisi de bir noktada karanlığa gömüldü.

326 yılında, bilinmeyen bir sebeple, Konstantin kendi oğlunu idam ettirdi. Şüpheler Fausta üzerinde yoğunlaşır: Bazı tarihçilere göre Fausta, Crispus’u ahlaksızlıkla itham ederek babayı oğula düşman etmiştir. Ne var ki, bu dramatik gelişmeden yalnızca aylar sonra Fausta da gizemli bir şekilde hayatını kaybetti. İddialara göre, Crispus’un idamındaki rolü ve iftiraları ortaya çıkınca Konstantin onu da ortadan kaldırttı. Bu olaylar, Osmanlı’daki Şehzade Mustafa’nın haksız yere ölümüne yol açan saray entrikalarını andırır; bir baba, taht uğruna oğluna kıyar, ardında pişmanlık ve çözülemeyen bir sır bırakır.
Konstantin bu olaydan sonra bir daha evlenmedi. Annesi Helena, hem imparatorun hem de imparatorluğun en güçlü kadın figürü haline geldi. Fausta ile yapılan evlilikten dünyaya gelen üç erkek çocuk (II. Konstantin, II. Constantius ve I. Constans), daha sonra Roma tahtı için birbirleriyle mücadele edecekti.
Rubens’in tablosu, tüm bu trajik olayların başlangıcındaki umut dolu anı dondurur. Ancak biz biliyoruz ki, bu evlilik sadece bir tören değil; ihanetin, güç savaşlarının ve aile içi trajedilerin habercisidir. Tıpkı Kanuni ile Mustafa’nın gölgesinde kalan saray gibi, Konstantin’in sarayı da tarih boyunca içinden çıkılamayan bir dramın sahnesi olmuştur.
