Roma’da büyük araba yarışlarından önceki gece, imparatorluk askerleri bir yarış atının kaldığı yerin çevresinde dolaşarak mahalle sakinlerine sessiz olmalarını emrediyordu. Gürültü yapılmayacak, hayvan rahatsız edilmeyecek, ertesi günkü yarışına dinlenmiş çıkması sağlanacaktı. Bu olağandışı emrin sahibi Roma İmparatoru Caligula, korunması istenen at ise gözdesi Incitatus’tu.
Asker Çizmeleriyle Başlayan Bir Hayat
MS 31 Ağustos 12’de doğan Gaius Julius Caesar Germanicus, Roma’nın en güçlü ailesinin çocuklarından biriydi. Babası Germanicus, ordunun ve halkın sevgisini kazanmış bir komutandı. Annesi Yaşlı Agrippina ise İmparator Augustus’un torunuydu.
Gaius henüz küçük bir çocukken ailesiyle birlikte Ren sınırındaki Roma askerî kamplarında yaşamıştı. Annesi ona minyatür bir asker kıyafeti giydiriyor, ayaklarına da lejyonerlerin kullandığı çivili asker çizmelerinin küçüklerinden takıyordu. Askerler bu küçük çocuğa sevecenlikle Caligula, yani “küçük asker çizmesi” adını verdiler. Tarihe kendi adından çok bu çocukluk lakabıyla geçecekti. Ancak çocukluğunun geri kalanı o kadar sevecen geçmedi. Babası Germanicus MS 19’da Antakya’da öldü. Ölümünün zehirlenme sonucu gerçekleştiği söylentileri Roma’yı karıştırdı. Annesi Agrippina, İmparator Tiberius ile girdiği iktidar mücadelesinin ardından sürgüne gönderildi ve MS 33’te öldü. İki ağabeyi de hanedan içindeki tasfiyeler sırasında hayatlarını kaybetti. Caligula ise hayatta kaldı.

MS 31’de Tiberius’un Capri Adası’ndaki çevresine katıldı. Burada imparatorun gözetimi altında yaşadı. Hanedanın büyük bölümünün ortadan kaldırıldığı yıllarda genç Gaius, iktidarın merkezinde bulunmasına rağmen açık bir siyasi mücadeleye girmedi. Tiberius MS 37’de öldüğünde Caligula henüz 24 yaşındaydı. Roma, Germanicus’un oğlunu büyük bir coşkuyla karşıladı. Senato ona imparatorluk yetkilerini verdi. Caligula sürgün edilen bazı kişilerin geri dönmesini sağladı, halka ve askerlere para dağıttı, babasının hatırasını onurlandırdı. Başlangıçta oldukça popülerdi.
Aynı yılın sonbaharında ağır bir hastalık geçirdi. Antik yazarlar bu hastalığı, sonraki davranışlarındaki değişimin başlangıcı olarak anlatır. Gerçekte hastalığın ne olduğu ve karakteri üzerinde nasıl bir etkisi bulunduğu bilinmiyor. İlerleyen dönemde siyasi tasfiyeler, infazlar ve Senato’yla çatışmalar arttı. MS 38’de kız kardeşi Drusilla’nın ölümü, MS 39’daki komplolar ve imparatorun giderek sertleşen yönetimi, ilk aylardaki coşkulu havayı ortadan kaldırdı. Caligula’nın ilgisi ise saray ve Senato’yla sınırlı değildi. Roma’nın en büyük eğlence alanlarından biri onun hayatında olağanüstü bir yer tutuyordu: Circus.
Yeşillerin İmparatoru
Antik Roma’da atlı araba yarışları yalnızca eğlence değildi. Büyük kalabalıkları bir araya getiren, servetlerin kazanılıp kaybedildiği, binicilerin şöhrete kavuştuğu devasa bir gösteri dünyasıydı. Roma’nın en büyük yarış alanı Circus Maximus, yüz binlerce seyirciyi ağırlayabilecek kapasitedeydi. Yarışlarda başlıca dört takım bulunuyordu: Kırmızılar, Beyazlar, Maviler ve Yeşiller. Takımların taraftarları son derece tutkuluydu. Başarılı arabacılar halkın sevgilisi haline geliyor, atlar ve yarış ekipleri üzerine büyük bahisler oynanıyordu. Caligula’nın takımı Yeşillerdi.
Suetonius’a göre imparator Yeşillerin ahırlarında o kadar fazla vakit geçiriyordu ki burada yemek yiyor, zaman zaman geceyi de geçiriyordu. Yarış arabacılarıyla birlikte eğleniyor, onların başarılarını ödüllendiriyordu. En dikkat çekici örneklerden biri, Eutychus adlı arabacıya verdiği armağandı. Suetonius, Caligula’nın bir eğlence sırasında Eutychus’a tam iki milyon sestertius bağışladığını yazar. Bir yarış arabacısına sunulan bu olağanüstü para, imparatorun circus dünyasına duyduğu ilginin boyutlarını gösteriyordu. Cassius Dio ise Caligula’nın rakip takımlara karşı çok daha ileri gittiğini anlatır. Tarihçiye göre imparator, rakip fraksiyonların atlarına ve arabacılarına yönelik zehirleme olaylarına bile karışmıştı. Bu iddianın doğruluğunu kesin olarak belirlemek mümkün değil. Ancak iki antik yazarın da aktardığı tablo, at yarışlarının Caligula’nın hayatında ne kadar büyük yer tuttuğunu gösteriyor. Ve imparatorun bütün atları arasında biri özellikle öne çıkıyordu.

Incitatus’un Mermer Ahırı
Incitatus adı Latince hızla sürülen, coşturulmuş ya da hızlandırılmış anlamlarıyla ilişkilidir. Bir yarış atına verilmesi oldukça uygun bir isimdi. Caligula bu hayvana, sıradan bir yarış şampiyonuna gösterilenden çok daha fazla ilgi gösterdi. Suetonius’un anlattığına göre ahırı mermerden yapılmıştı. Yemliği fildişindendi. Sırtına mor örtüler seriliyor, değerli taşlarla süslenmiş bir boyunluk takılıyordu. Mor kumaş Roma’da pahalı ve ayrıcalıklı bir malzemeydi. Özellikle belirli mor tonlarının kullanımı yüksek makamlarla ve hükümdarlık gösterişiyle ilişkilendiriliyordu. Ancak Incitatus için hazırlanan yaşam alanı ahırla sınırlı kalmadı.
Atın adına bir ev düzenlendi; eve hizmetkârlar ve değerli mobilyalar yerleştirildi. Burada verilen davetlere, Incitatus’un adıyla konuk çağrılıyordu. İmparatorun çevresindeki aristokratlar, bir yarış atının ev sahipliği yaptığı kabul edilen sofralarda ağırlanıyordu. Bir Roma senatörünün, imparatorun gözde atının adına gönderilen daveti aldığında ne düşündüğünü bilmiyoruz. Ancak Caligula’nın çevresinde böylesi bir davetin tuhaf olduğu kadar dikkat çekici bulunduğunu tahmin etmek güç değil. Suetonius anlatısına bir ayrıntı daha ekler: Yarışlardan önce Incitatus’un uykusu askerler tarafından korunuyordu. Böylece imparatorluk askerleri, Roma’nın güvenliğini sağlamak kadar bir yarış atının dinlenmesini güvence altına almak için de görevlendirilmiş oluyordu.

Altın Arpayla Kurulan Sofra
Incitatus’un ayrıcalıkları Cassius Dio’nun Roma Tarihi adlı eserinde daha da şaşırtıcı bir biçimde karşımıza çıkar. Dio’ya göre Caligula, Incitatus’u yemek davetlerine çağırıyor, hayvana altınla ilişkilendirilen özel bir arpa sunuyordu. İmparator, altın kadehlerden şarap içerek atın sağlığına kadeh kaldırıyordu. Üstelik Incitatus’un hayatı ve talihi üzerine yemin ettiği de anlatılıyordu.
Bu sahnelerin ne kadarının gerçekten yaşandığı tartışmalı. Cassius Dio, Caligula’dan yaklaşık iki yüzyıl sonra yazıyordu ve kullandığı anlatılar imparatora düşman geleneklerden besleniyordu. Bununla birlikte, bir atın imparatorluk sofrasına konu olması hikâyenin merkezindeki tuhaflığı değiştirmiyor. Roma’da sofra düzeni son derece önemliydi. İmparatorla yemek yemek, onun çevresinde bulunmak, bir davette ağırlanmak siyasi ve toplumsal ayrıcalık anlamına gelebiliyordu. Caligula’nın davetlerinde ise aristokratlar yalnızca imparatorun huzuruna çıkmıyor; Incitatus’un adına kurulmuş bir sofranın konukları haline geliyordu. Roma’nın en ünlü yarış atı artık yalnızca bir hayvan değil, ziyafetleriyle konuşulan bir saray figürüydü. Ve hakkında dolaşan son söylenti, bütün bu ayrıcalıkları gölgede bırakacaktı.
Bir At Konsül Olabilir miydi?
Suetonius’un Incitatus’la ilgili anlatısının son cümlesi, hikâyenin yüzyıllar boyunca unutulmamasını sağladı. İmparatorun atını konsül yapmayı tasarladığı söyleniyordu. Cassius Dio ise biraz daha ileri giderek Caligula’nın Incitatus’a konsüllük vaat ettiğini, daha uzun yaşasaydı bunu gerçekleştireceğini öne sürdü. Roma’da konsüllük sıradan bir makam değildi. Cumhuriyet döneminde devletin en yüksek yöneticileri konsüllerdi. İmparatorluk döneminde fiilî güç büyük ölçüde imparatorun eline geçmiş olsa da konsüllük hâlâ Roma aristokrasisinin en saygın unvanları arasındaydı. Böyle bir makama bir atın getirileceğinin söylenmesi, Roma’nın siyasi gelenekleri açısından olağanüstü bir durumdu.
Ancak hikâyenin sık sık yanlış aktarılan önemli bir tarafı var: Incitatus hiçbir zaman konsül olmadı. Antik kaynaklar atın bu göreve gerçekten atandığını söylemiyor. Suetonius bir niyetten, Cassius Dio ise bir vaat veya sözden bahsediyor. Ortada gerçekleşmiş bir görevlendirme bulunmuyor. Peki Caligula böyle bir şey söylemişse neden söylemişti? Bu soruya kesin bir cevap vermek mümkün değil. Yaygın yorumlardan biri, imparatorun Senato aristokrasisiyle alay ettiği yönünde. Böyle bir sözle, konsüllük makamının Caligula’nın gözünde ne kadar değersizleştiği ya da dönemin konsüllerinin bir attan bile aşağı görüldüğü ima edilmiş olabilir. Başka bir ihtimal, bunun bir ziyafet sırasında yapılmış ve daha sonra büyütülmüş bir şaka olması.
Caligula’nın At Üzerindeki Başka Bir Gösterisi
Atlar Caligula’nın hayatında yalnızca circus yarışlarıyla sınırlı kalmadı. MS 39’da imparator, Napoli Körfezi’nde Baiae ile Puteoli arasında olağanüstü bir gösteri düzenledi. Bölgedeki gemilerin toplanmasını ve yan yana bağlanmasını emretti. Gemilerin üzerine toprak dökülerek deniz üzerinde geçici bir yol oluşturuldu. Suetonius’un aktardığına göre yaklaşık 3,6 Roma mili uzunluğundaki bu gemi köprüsü, Appia Yolu’nu andıracak biçimde düzenlendi. Caligula iki gün boyunca köprüyü geçti.

İlk gün süslenmiş bir ata bindi. Başında meşe yapraklarından bir taç, üzerinde gösterişli giysiler vardı. Yanında kalkan ve kılıç taşıyordu. İkinci gün ise iki atın çektiği bir yarış arabasıyla köprüden geçti. Muhafızları ve maiyeti ona eşlik etti. Antik kaynaklar bu gösterinin neden düzenlendiği konusunda farklı açıklamalar sunar. Bazıları imparatorun Pers hükümdarı Kserkses’i taklit etmek istediğini, bazıları ise askerî ve siyasi bir güç gösterisi amaçladığını anlatır. Suetonius ayrıca, Caligula’nın imparator olma ihtimalini deniz üzerinde at sürmesi kadar imkânsız bulan bir kehanete meydan okuduğu yönündeki söylentiyi de aktarır.
Bu köprüden geçişte kullandığı atın Incitatus olduğu sık sık ileri sürülse de antik anlatılarda bu kimlik açık biçimde doğrulanmaz. Yine de olay, Caligula’nın atları ve yarış arabalarını nasıl görkemli kamusal gösterilerin merkezine yerleştirdiğini ortaya koyar.
Son Yarış: MS 41
Caligula’nın iktidarının son döneminde Roma’daki siyasi gerilim giderek arttı. İmparatorun Senato üyelerine yönelik aşağılayıcı davranışları, çeşitli infazlar, el koymalar ve muhafızlar arasındaki huzursuzluk, saray çevresinde düşmanlarının çoğalmasına yol açtı. Özellikle Praetorian muhafızlarından Cassius Chaerea, imparatora karşı gelişen komplonun önemli isimlerinden biri oldu.
Suetonius’a göre Caligula, Chaerea’yı sık sık küçük düşürüyor, ona hakaret içeren nöbet parolaları veriyordu. Bu aşağılamalar, muhafız subayının imparatora duyduğu öfkeyi artırdı. 24 Ocak MS 41’de Caligula, Palatinus Tepesi’nde düzenlenen gösteriler sırasında sarayın geçitlerinden birine yöneldiğinde saldırıya uğradı. Chaerea ve diğer komplocular imparatoru öldürdüler.
Caligula henüz 28 yaşındaydı. İktidarı üç yıl on ay kadar sürmüştü. Suikastın ardından eşi Caesonia ile küçük kızı Julia Drusilla da öldürüldü. Roma’da iktidarın kime geçeceği konusunda kısa süreli bir belirsizlik yaşandı. Sonunda Praetorian muhafızlarının desteğini alan amcası Claudius imparator ilan edildi.
Peki Incitatus’a ne oldu? Bilmiyoruz. Atın Caligula’dan sonra ne kadar yaşadığı, yarışlara devam edip etmediği veya eski ayrıcalıklarını koruyup korumadığı hakkında güvenilir bir kayıt bulunmuyor. Caligula’nın görkemli ahırları ve sıra dışı ziyafetleri antik tarihçilerin anlatılarında yaşamaya devam etti. Fakat o anlatıların merkezindeki Incitatus’un gerçek sonu tarihe geçmedi.
At Sırtındaki Genç: Caligula’nın Heykeli mi?
Bugün British Museum koleksiyonunda bulunan, at sırtındaki genç bir erkeği gösteren mermer heykel, zaman zaman Caligula ile ilişkilendirilir. Yaklaşık 2,05 metre yüksekliğindeki heykelde genç binici, omzuna aldığı askerî pelerin paludamentum dışında çıplaktır. Atın üzerinde oturur; figürün biçimi Roma’nın kahramanlaştırıcı heykel geleneğini hatırlatır. Eser, 16. yüzyılda Roma’da veya yakınlarında bulundu. Heykeltıraş Giacomo della Porta tarafından restore edildi. Binicinin kolları ile atın üç bacağı, sonraki dönemlerde tamamlanan bölümler arasındadır. Heykel 1652’den itibaren Palazzo Farnese’de sergilendi ve 19. yüzyılda British Museum koleksiyonuna girdi.

Müzeye ilk getirildiğinde genç binicinin Caligula olduğu düşünülüyordu. Ancak bu kimlik hiçbir zaman kesinleşmedi. Heykelin bazı bölümlerinin farklı dönemlere ait olabileceği tartışıldı. Daha sonraki incelemeler, eserin Julio-Claudian hanedanından bir prensi betimlemiş olabileceği ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.
Dolayısıyla heykelin Caligula’yı gösterdiğini kesin olarak söyleyemiyoruz. Altındaki atın Incitatus olduğuna ilişkin de doğrudan bir kanıt yok. Yine de heykelin Caligula ile ilişkilendirilmiş olması, imparatorun atlarla anılan tarihsel kişiliği açısından dikkat çekici.
Çünkü geriye dönüp baktığımızda Caligula’nın kısa iktidarından pek çok olay hatırlanıyor: Senato’yla çatışmaları, büyük gösterileri, saray entrikaları, tanrısal onur talepleri ve sonunda uğradığı suikast. Fakat bunların arasında iki bin yıla yakın bir süredir anlatılmayı sürdüren bambaşka bir hikâye de var.
Bir imparator, gözde yarış atına mermer ahır yaptırmış, fildişi yemlik hazırlatmış, değerli mücevherler taktırmış, onun adına ziyafetler düzenlemiş ve söylentiye göre konsüllük makamını vaat etmişti. At hiçbir zaman konsül olmadı. Ama Incitatus’un adı, Roma’nın pek çok gerçek konsülünden çok daha uzun süre hatırlandı.
