Fischia il Vento: Devrimin Kızıl Baharı

Manşet Notaların Akışı

Kışın ortasında, Ligurya dağlarında saklanan birkaç genç adamın doğru dürüst ayakkabısı bile yoktu. Soğuk, açlık ve silahlı takip günlük hayatlarının parçasıydı. Ellerinde profesyonel bir orduyu ayakta tutacak lojistik imkânlar bulunmadığı gibi henüz kendilerine ait ortak bir şarkıları da yoktu.

Dağlarda dolaşan melodiler, cepheden dönen askerlerin hatıraları ve giderek sertleşen savaş, kısa süre içinde yeni bir partizan şarkısının ortaya çıkmasını sağlayacaktı. Fischia il vento, bir stüdyoda tasarlanan politik marşlardan biri değildi. İtalyan Direnişi’nin doğrudan içinden çıkmış, savaşı yaşayan insanlar tarafından söylenmiş ve daha savaş bitmeden dağlardan dağlara yayılmıştı.

Şarkının Ortaya Çıktığı Dönem

8 Eylül 1943, İtalya için bir kırılma noktasıydı. Badoglio hükümetinin Müttefiklerle ateşkes ilan etmesinin ardından Alman ordusu ülkenin büyük bölümünü işgal etti; Mussolini, Almanların yardımıyla kuzeyde İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’ni kurdu. Böylece İtalya yalnızca dünya savaşının cephelerinden biri değil, aynı zamanda Alman birlikleri ve faşist kuvvetlerle çeşitli siyasi çizgilerden İtalyan partizanların karşı karşıya geldiği bir iç savaş alanı haline geldi.

Komünistler, sosyalistler, liberal ve cumhuriyetçi gruplar, Katolikler, monarşistler ve bağımsız direnişçiler aynı düşmana karşı savaşsalar da ideolojik olarak homojen değillerdi. Komünist Parti’yle yakın ilişkili Brigate Garibaldi, bu dünyanın en büyük silahlı yapılanmalarından biriydi. Fischia il vento özellikle Garibaldici partizanlarla özdeşleşecek ve onların marşı haline gelecekti.

Şarkının doğduğu Ligurya dağlarında ise bunların hiçbiri soyut siyasal kavramlar değildi. Partizanların hayatı küçük gruplar halinde hareket etmek, köylerden yiyecek sağlamak, baskın yapmak, takipten kaçmak ve kışı dağlarda geçirmek demekti. Şarkının ilk dizelerindeki rüzgâr, fırtına ve parçalanmış ayakkabılar bu nedenle yalnızca şiirsel imgeler değildir; şarkıyı söyleyen insanların fiziksel koşullarını doğrudan taşır.

Bu nokta Fischia il vento ile daha sonra İtalyan Direnişi’nin dünya çapındaki simgesine dönüşen Bella ciao arasındaki önemli farklardan biridir. Bella ciao’nun Direniş sırasında hangi bölgelerde ve ne ölçüde söylendiği tarihçiler arasında tartışılmıştır. Fischia il vento’nun ise 1943–44 kışından itibaren partizan birlikleri arasında dolaşımda olduğuna ilişkin doğrudan tanıklıklar vardır. Şubat 1944 tarihli bir partizan günlüğü bile başka bir birliğin bu yeni şarkıyı söylediğini kaydeder.

Şarkının Yaratıcı Kadrosu

Fischia il vento’nun sözleri esas olarak Felice Cascione’ye bağlanır. 1918 doğumlu Cascione, Imperia’lı genç bir doktordu. Faşizm karşıtı faaliyetleri nedeniyle Mussolini döneminde tutuklanmış, 1943’te tıp eğitimini tamamlamış ve ateşkesten sonra Ligurya’daki ilk partizan gruplarından birinin komutanlığına geçmişti. Savaş adı U Megu, Ligurya lehçesinde doktor anlamına geliyordu. Ancak şarkının ortaya çıkışını tek kişinin masa başında gerçekleştirdiği klasik bir beste süreci gibi düşünmek yanıltıcı olur. Melodiyi gruba taşıyan kişi Giacomo Sibilla, savaş adıyla Ivan’dı. İtalyan ordusuyla Sovyetler Birliği cephesine gönderilen Sibilla, orada Katjuša adlı Sovyet şarkısını öğrenmişti. İtalya’ya döndükten sonra Cascione grubuna katıldığında melodiyi arkadaşlarına çaldı.

Katjuša’nın müziği 1938’de Sovyet besteci Matvey Blanter, özgün sözleri ise şair Mikhail Isakovsky tarafından yazılmıştı. Rusça şarkı, cephedeki sevgilisine seslenen genç bir kadının hikâyesini anlatıyordu. Aynı melodi birkaç yıl sonra İtalya dağlarında bambaşka sözlere taşıyıcı olacaktı. Sözlerin oluşturulmasında Cascione dışında Sibilla ve gruptaki başka partizanların da rol oynadığına ilişkin tanıklıklar bulunur. Kaynaklarda Silvano Alterisio ile başka yoldaşların katkıları anılır. Bu nedenle Fischia il vento hem Cascione’nin eseri hem de partizan ortamının kolektif sözlü kültürünün ürünü olarak görülebilir.

İlginç bir başka ayrıntı Cascione’nin annesi Maria Baiardo ile ilgilidir. İlk taslakta başlangıcın Soffia il vento, yani rüzgâr esiyor biçiminde olduğu; Baiardo’nun yaptığı düzeltmeyle bunun bugün bildiğimiz Fischia il vento, yani rüzgâr ıslık çalıyor biçimine dönüştüğü aktarılır.

Şarkının Yazılma Ve Kayıt Hikâyesi

Burada aslında klasik anlamda bir kayıt hikâyesinden söz etmek mümkün değildir. Fischia il vento önce plakta değil, insanların hafızasında çoğaldı.

1943’ün son aylarında Cascione’nin grubu Ligurya’nın iç kesimlerinde hareket ediyordu. Sibilla’nın getirdiği Katjuša melodisine yeni sözler yazılmaya başlandı. Anlatımlar ayrıntılarda farklılaşsa da şarkının temel biçiminin 1943’ün son günleri ile 1944’ün ilk günleri arasında oluştuğu konusunda kaynaklar büyük ölçüde birleşir. Şarkının ilk kez 1943 Noel’inde Curenna çevresinde söylendiğine ilişkin tanıklıklar vardır. 6 Ocak 1944’te ise Alto köyünde daha tamamlanmış biçimiyle seslendirildiği aktarılır. Artık ortada yalnızca Cascione’nin küçük grubunun şarkısı değil, başka birliklerin de hızla öğrenmeye başladığı bir partizan marşı vardı.

Sözlerin yayılma biçimi doğal olarak değişiklikler üretti. En dikkat çekici örnek ilk kıtadaki fiildir. Bazı erken varyantlarda bugünkü yaygın andar, yani gitmek yerine ardir, yani cesaret etmek ifadesinin bulunduğu aktarılır. Soffia, fischia ve urla gibi kelimelerin yer değiştirdiği başka versiyonlar da dolaşıma girdi. Tek bir kayıt üzerinden standartlaştırılmadığı için şarkı, sözlü kültürün tipik özelliklerini taşıdı. Cascione şarkısının büyüdüğünü uzun süre göremedi. 27 Ocak 1944’te, Alto yakınlarındaki çatışmada vuruldu ve yaşamını yitirdi. Yanındaki partizanların tanıklığına göre yaralandıktan sonra arkadaşlarının geri çekilebilmesi için geride kaldı. Böylece Fischia il vento’nun söz yazarı, şarkının ortaya çıkmasından yalnızca birkaç hafta sonra hayatını kaybetmişti.

Fakat şarkı Cascione’den bağımsız biçimde yolculuğunu sürdürdü. 13 Şubat 1944’te başka bir partizan birliğinde söylendiğinin kayda geçirilmiş olması, birkaç hafta içinde Ligurya dışına taşındığını gösterir. Sonunda Brigate Garibaldi’nin en tanınan marşlarından biri haline geldi.

Şarkı Sözlerinin Hikâyesi Ve Anlamı

Fischia il vento’nun gücü, büyük politik kavramlarla son derece somut savaş görüntülerini birbirine bağlamasından gelir.

Şarkı önce doğayla açılır. Rüzgâr ıslık çalar, fırtına şiddetlenir. Fakat burada hava durumu yalnızca dekor değildir. Partizanın yaşadığı dünya dağdır, kıştır ve sürekli harekettir. Ardından gelen parçalanmış ayakkabı görüntüsü kahramanlık anlatısını bilinçli biçimde maddi zemine indirir. Karşımızda üniformaları kusursuz bir düzenli ordu değil, savaş koşullarında yürümeye çalışan insanlar vardır. Buna rağmen hareket durmaz. Şarkının temel fiillerinden biri gitmektir. Koşullar ne kadar ağır olursa olsun yürüyüş sürer. Fiziksel hareket aynı anda siyasi harekete dönüşür.

Ardından şarkının en güçlü politik imgelerinden biri gelir: kızıl bahar. Bahar geleneksel olarak yeniden doğuşu temsil eder. Fakat buradaki bahar özellikle kırmızıdır. Böylece doğanın yenilenmesi sosyalist ve komünist siyasal sembolizmle birleşir. Geleceğin güneşi de aynı düşünceyi tamamlar: savaş yalnızca mevcut düşmanı yenmek için değil, başka bir toplumsal geleceğe ulaşmak için yürütülen mücadele olarak kurulmuştur.

Bu nedenle Fischia il vento genel bir özgürlük şarkısından daha belirgin siyasi bir kimliğe sahiptir. Kızıl bahar, geleceğin güneşi ve sonunda dalgalanacak kızıl bayrak, eserin Garibaldi Tugayları’nın komünist dünyasıyla ilişkisini açık biçimde gösterir. Sonraki bölümde coğrafya değişir. Partizan için her mahalle, her bölge bir vatana dönüşür. Direnişçinin sabit bir evi yoktur; dağ yolları, köyler, ormanlar ve saklanabileceği herhangi bir yer geçici vatanıdır. Geleneksel vatan kavramı burada devlet sınırlarından çok mücadele edilen toprak üzerinden yeniden tarif edilir.

Gece olduğunda partizanı yıldızlar yönlendirir. Bu da aynı anda hem gerçek hem romantik bir görüntüdür. Dağlarda gece hareket eden insanlar için yıldızlar yön bulmanın parçasıdır; şarkının şiirsel dünyasında ise karanlığın içindeki yol gösterici ışığa dönüşürler.

Kadınlara ilişkin dize ise dönemin savaş şarkılarında sık rastlanan toplumsal cinsiyet dilini taşır. Erkek savaşçı hareket ederken kadın onun ardından iç çeken figür olarak konumlandırılır. Gerçek İtalyan Direnişi’nde binlerce kadın aktif biçimde haberleşme, lojistik, silahlı mücadele ve örgütlenmeye katılmış olsa da şarkının romantik dili onları daha geleneksel bir konuma yerleştirir.

Ardından Fischia il vento belirgin biçimde sertleşir.

Ölüm artık ihtimal olarak şarkının içine girer. Partizan ölürse arkasından mücadele devam edecek ve intikam alınacaktır. Faşist düşman doğrudan isimlendirilir. Böylece savaşın iki tarafı soyut bırakılmaz; sözler dönemin silahlı çatışmasının diliyle kurulmuştur.

Bu özellik şarkıyı sonradan evrenselleştirilen pek çok direniş şarkısından ayırır. Fischia il vento, kendi tarihsel bağlamını gizlemez. Kimin savaştığını, kime karşı savaştığını ve hangi siyasi sembolleri taşıdığını açıkça söyler.

Son bölümde başlangıçtaki fırtına diner. Bu yapısal dönüşüm önemlidir. İlk bölümde doğa düşmanca görünürken finalde rüzgâr susar ve fırtına sona erer. Partizan artık dağlarda kaçan kişi değildir; eve dönmektedir.

Ama yalnız dönmez. Beraberinde kızıl bayrak vardır.

Şarkı böylece meteorolojik bir fırtınadan politik bir zafere doğru hareket eder: kıştan bahara, karanlıktan güneşe, dağdaki kaçaktan eve dönen partizana, parçalanmış ayakkabıdan dalgalanan bayrağa.

Şarkının Etkisi Ve Sonraki Hayatı

Fischia il vento savaş sırasında olağanüstü hızlı yayıldı. Bu konuda en çarpıcı edebî tanıklıklardan biri Beppe Fenoglio’nun Il partigiano Johnny romanında bulunur. Farklı siyasi eğilimlerdeki partizan grupların karşılaşmasını anlatan sahnede şarkının yarattığı etki öylesine büyüktür ki anlatıda adeta bir siyasi ve psikolojik silah işlevi görür. Fenoglio onu kısaca vera e propria arma olarak tarif eder.

Savaştan sonra şarkı meydanlara, plaklara ve konserlere geçti. Milva ve I Gufi 1965’te, Duo di Piadena 1974’te, Maria Carta 1976’da farklı yorumlarını kaydetti. Böylece dağlarda sözlü olarak dolaşan parça İtalyan folk ve politik müzik repertuvarının kalıcı eserlerinden birine dönüştü.

1990’lardan itibaren yeni bir kuşak şarkıyı rock, punk ve combat folk üzerinden yeniden keşfetti. Modena City Ramblers, 1993 tarihli Combat Folk döneminde parçayı kendi müzikal dünyasına taşıdı. Ardından Skiantos, Banda Bassotti, Gang ve başka toplulukların yorumları geldi. Böylece Fischia il vento yalnızca tarihsel anma törenlerinde söylenen bir eser olmaktan çıkıp alternatif İtalyan müzik kültürünün yaşayan repertuvarına girdi.

Şarkının sinemadaki en dikkat çekici kullanımlarından biri Marco Bellocchio’nun 2003 tarihli Buongiorno, notte filmindedir. Aldo Moro’nun kaçırılması ve öldürülmesini merkezine alan filmde Fischia il vento’nun duyulması, İtalya’daki savaş dönemi Direnişi ile sonraki kuşakların devrimci siyaset anlayışı arasındaki karmaşık tarihsel ilişkinin de altını çizer.

Bununla birlikte Fischia il vento hiçbir zaman Bella ciao’nun ulaştığı ölçüde ideolojik bağlamından kopmadı. Bunun önemli nedenlerinden biri sözlerin kendisidir. Bella ciao farklı ülkelerde genel bir direniş ve özgürlük şarkısı olarak yeniden yorumlanmaya son derece elverişliyken Fischia il vento kızıl bahar, kızıl bayrak, partizan ve faşist gibi doğrudan politik göstergelerini korur.

Bu yüzden daha az evrenselleşmiş olabilir; fakat tarihsel bağlamını da daha az kaybetmiştir.

Bugünden Bakınca

Fischia il vento bugün dinlendiğinde yaklaşık seksen yıllık bir tarihsel mesafe vardır; buna rağmen şarkının en ilginç özelliği propaganda dilinden çok fiziksel ayrıntılarının hâlâ güçlü olmasıdır.

Parçalanmış ayakkabılar, gece yürüyüşleri, yıldızlar, soğuk ve dağlar geçmişte yaşamış soyut kahramanlardan değil, bedenleri yorulan insanlardan söz eder. Büyük ideolojik hedefler bu gündelik ayrıntıların üzerine kurulmuştur.

Aynı zamanda eser, İtalyan Direnişi’nin tamamını temsil eden tarafsız bir ulusal marş olarak okunamaz. Sözler özellikle komünist partizan kültürünün sembollerini taşır. Zaten savaş dönemindeki başarısının önemli nedenlerinden biri de buydu: şarkı yalnızca düşmana karşı olmayı değil, söyleyen grubun kim olduğunu da ilan ediyordu.

Bugünün müzik kültüründe ise başka bir değişim dikkat çekiyor. Politik şarkılar çoğu zaman sosyal medya aracılığıyla birkaç saniyelik sloganlara, remixlere veya bağlamından kopmuş melodilere dönüşebiliyor. Fischia il vento buna dirençli örneklerden biri. Çünkü melodisi başka bir kültürden gelmesine rağmen İtalyanca sözler belirli tarihsel göndermelerle öylesine sıkı örülmüş durumda ki parçayı tamamen bağlamından koparmak kolay değil.

Üstelik şarkının kendi tarihi bile uluslararası dolaşımın ilginç bir örneği: Sovyet bestecinin melodisi Rusya cephesinde bir İtalyan asker tarafından öğreniliyor; asker ülkesine dönüp partizan oluyor; melodi Ligurya dağlarında İtalyanca sözler kazanıyor; birkaç ay içinde Direniş hareketinin marşlarından birine dönüşüyor.

Bir aşk şarkısının melodisi böylece savaş şarkısına, savaş şarkısı hafıza şarkısına dönüşüyor. Fischia il vento’nun hikâyesini benzersiz yapan şey tam olarak bu yolculuk.

Orijinal Şarkı Sözleri

Fischia il vento e infuria la buferaScarpe rotte eppur bisogna andarA conquistare la rossa primaveraDove sorge il sol dell’avvenirA conquistare la rossa primaveraDove sorge il sol dell’avvenir
Ogni contrada è patria del ribelleOgni donna a lui dona un sospirNella notte lo guidano le stelleForte è il cuor e il braccio nel colpirNella notte lo guidano le stelleForte è il cuor e il braccio nel colpir
Se ci coglie la crudele morteDura vendetta sarà del partigianOrmai sicura è la dura sorteDel fascista vile e traditorOrmai sicura è la dura sorteDel fascista vile e traditor
Cessa il vento e calma la buferaTorna a casa il fiero partigianSventolando la rossa sua bandieraVittoriosi e alfin liberi siamSventolando la rossa sua bandieraVittoriosi e alfin liberi siam

Fischia il vento e infuria la buferaScarpe rotte e pur bisogna andarA conquistare la rossa primaveraDove sorge il sol dell’avvenirA conquistare la rossa primaveraDove sorge il sol dell’avvenir

Türkçe Çeviri

Rüzgâr ıslık çalıyor, fırtına kuduruyor,
Ayakkabılar parçalanmış ama yürümek gerek.
Kızıl baharı kazanmaya,
Geleceğin güneşinin doğduğu yere.
Kızıl baharı kazanmaya,
Geleceğin güneşinin doğduğu yere.

Her diyar isyancının vatanıdır,
Her kadın ona bir iç çekiş armağan eder.
Geceleri yıldızlar yolunu gösterir,
Yüreği güçlüdür, vuran kolu da.
Geceleri yıldızlar yolunu gösterir,
Yüreği güçlüdür, vuran kolu da.

Eğer acımasız ölüm bizi yakalarsa,
Partizanın intikamı sert olacaktır.
Artık kaçınılmazdır ağır yazgısı
Alçak ve hain faşistin.
Artık kaçınılmazdır ağır yazgısı
Alçak ve hain faşistin.

Rüzgâr diner, fırtına sakinleşir,
Gururlu partizan evine döner.
Kızıl bayrağını dalgalandırarak,
Zafer kazandık, sonunda özgürüz.
Kızıl bayrağını dalgalandırarak,
Zafer kazandık, sonunda özgürüz.

Rüzgâr ıslık çalıyor, fırtına kuduruyor,
Ayakkabılar parçalanmış ama yürümek gerek.
Kızıl baharı kazanmaya,
Geleceğin güneşinin doğduğu yere.
Kızıl baharı kazanmaya,
Geleceğin güneşinin doğduğu yere.

Okuma Önerileri

  • Donatella Alfonso, Fischia il vento. Felice Cascione e il canto dei ribelli
  • Francesco Biga, Felice Cascione e la sua canzone immortale
  • Franco Spinetti, Passaggi di memoria: Fischia il vento e la sua eredità nelle canzoni
  • A. V. Savona ve M. L. Straniero, Canti della Resistenza italiana
  • Roberto Battaglia, Storia della Resistenza italiana
  • Beppe Fenoglio, Il partigiano Johnny
  • ANPI, Felice Cascione biyografisi ve Fischia il vento arşiv materyalleri
  • Treccani, İtalyan Direniş şarkılarının kökeni ve dolaşımı üzerine inceleme
Tagged

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *