2005’in En İyi Filmleri

Görüntünün Akışı

2005, sinemanın hem ana akımda hem de sanat sinemasında aynı anda olağanüstü güçlü olduğu yıllardan biriydi. Hollywood büyük bütçeli yapımlarla kendi anlatı kalıplarını yeniden düşünürken Avrupa, Asya ve Latin Amerika sineması kimlik, şiddet, sınıf, hafıza, yalnızlık ve siyaset üzerine son derece güçlü filmler üretiyordu. 2005’in En İyi Filmleri içinde yer alan Michael Haneke’den David Cronenberg’e, Ang Lee’den Hou Hsiao-hsien’e, Park Chan-wook’tan Cristi Puiu’ya uzanan geniş bir yönetmen kuşağı, 2005’i yalnızca iyi filmlerin peş peşe geldiği bir yıl değil, 2000’ler sinemasının yönünü belirleyen önemli eşiklerden biri haline getirdi. Bu yılın dikkat çekici taraflarından biri de türler arasındaki çeşitlilikti. Caché ve A History of Violence gibi filmler şiddetin ve bastırılmış geçmişin izini sürerken Brokeback Mountain büyük bir aşk trajedisine dönüştü; The Descent korku sinemasını yeniden canlandırdı, Batman Begins süper kahraman filmlerinin tonunu değiştirdi, Grizzly Man belgesel sinemada insan ile doğa arasındaki ilişkiye bambaşka bir açıdan baktı. Aynı dönemde Three Times, The Wayward Cloud, The Aura, Linda Linda Linda ve The Death of Mr. Lazarescu gibi filmler dünya sinemasının ne kadar farklı yönlere açılabildiğini gösteriyordu. Bu nedenle 2005’in en iyi filmleri listesini yapmak yalnızca en çok ödül alan ya da en çok konuşulan yapımları sıralamak anlamına gelmiyor. Bu liste hazırlanırken filmlerin kendi dönemlerindeki etkisi kadar zaman içinde ne kadar güçlü kaldıkları, sinema diline ne kattıkları, türlerini nasıl dönüştürdükleri ve bugün yeniden izlendiğinde hâlâ ne kadar canlı oldukları da göz önünde tutuldu. Ortaya çıkan 50 film, 2005’in neden 21. yüzyıl sinemasının en zengin yıllarından biri olduğunu açık biçimde gösteriyor.

1. Caché

Yönetmen: Michael Haneke
Oyuncular: Daniel Auteuil, Juliette Binoche, Maurice Bénichou, Annie Girardot

Neden Listede?:
Michael Haneke, Caché ile seyirciyi yalnızca bir gizemin içine değil, modern Avrupa’nın bastırdığı tarihsel suçların tam ortasına bırakır. Parisli burjuva bir çiftin evine gönderilmeye başlayan anonim video kasetleri, başlangıçta bir takip ve tehdit hikâyesi izlenimi verirken giderek kişisel hafıza, Fransız sömürgeciliği ve 1961 Paris Katliamı’na uzanan çok daha büyük bir suçluluk alanını açar. Haneke’nin kamerası kimin baktığını, kimin izlendiğini ve görüntünün ne kadar güvenilir olduğunu sürekli belirsizleştirir. Daniel Auteuil’in giderek çözülen karakteri üzerinden film, bastırılan geçmişin ortadan kalkmadığını, yalnızca görünmezleştiğini gösterir. Final planı ise seyirciyi filmi yeniden düşünmeye zorlayan modern sinemanın büyük bilmecelerinden biridir.

2. A History of Violence

Yönetmen: David Cronenberg
Oyuncular: Viggo Mortensen, Maria Bello, Ed Harris, William Hurt

Neden Listede?:
David Cronenberg’in en sade görünen ama en karmaşık filmlerinden biri olan A History of Violence, Amerikan aile düzeninin altında saklanan şiddeti birkaç dakika içinde görünür hale getirir. Küçük bir kasabada sakin bir hayat süren Tom Stall’ın bir soygunu engellemesi, onu ulusal kahramana dönüştürürken geçmişine ait karanlık kapıları da açar. Cronenberg şiddeti aksiyon sinemasındaki gibi heyecan üretmek için değil, bedenin ve kimliğin içinden geçen geri dönülmez bir kuvvet olarak kullanır. Viggo Mortensen’in kontrollü performansı filmin temelidir; Maria Bello’nun karakteri ise evlilik, arzu ve korku arasındaki kırılmayı olağanüstü taşır. Film, insanın geçmişini gerçekten geride bırakıp bırakamayacağını sormaktan çok, geçmişin zaten kimliğin kendisi olabileceğini düşündürür.

3. Brokeback Mountain

Yönetmen: Ang Lee
Oyuncular: Heath Ledger, Jake Gyllenhaal, Michelle Williams, Anne Hathaway

Neden Listede?:
Brokeback Mountain yalnızca iki erkeğin aşkını anlatan bir film değildir; yaşanamamış bir hayatın insan üzerinde nasıl kalıcı bir yara açabileceğine dair büyük bir trajedidir. Ang Lee hikâyeyi melodrama teslim etmeden, Wyoming manzaralarının genişliği ile karakterlerin hayatlarının giderek daralması arasında güçlü bir karşıtlık kurar. Heath Ledger’ın Ennis Del Mar performansı, sözcüklerden çok beden dili ve suskunluklarla ilerleyen olağanüstü bir oyunculuk örneğidir. Jake Gyllenhaal’ın Jack Twist’i ise arzuyu, umudu ve kaçma isteğini temsil eder. Film homofobiyi sloganlarla değil, insanların kendi hayatlarını kurma imkânlarının sistematik biçimde ellerinden alınması üzerinden anlatır. Son bölümde birkaç eşya, bir gömlek ve küçük bir odanın taşıdığı duygusal ağırlık bile filmi unutulmaz kılmaya yeter.

4. The New World

Yönetmen: Terrence Malick
Oyuncular: Colin Farrell, Q’orianka Kilcher, Christian Bale, Christopher Plummer

Neden Listede?:
Terrence Malick, Pocahontas ve John Smith hikâyesini klasik tarihsel destan mantığından çıkarıp doğa, sömürgecilik, aşk ve kayıp üzerine görsel bir meditasyona dönüştürür. Emmanuel Lubezki’nin kamerası, insanların dünyaya sahip olduğu fikrini tersine çevirerek karakterleri sürekli doğanın içinde küçük varlıklar olarak konumlandırır. Q’orianka Kilcher’ın olağanüstü doğal performansı filmin merkezidir; Pocahontas burada popüler kültürdeki romantik figürden çok, iki uygarlık arasında kimliği parçalanan genç bir kadındır. Malick’in parçalı kurgu, iç sesler ve müzik üzerinden kurduğu anlatı başlangıçta mesafeli görünse de zamanla hipnotik bir etki yaratır. The New World, Amerikan kuruluş mitini kahramanlık hikâyesi olarak değil, geri döndürülemez bir karşılaşma ve kayıp tarihi olarak yeniden düşünür.

5. Three Times

Yönetmen: Hou Hsiao-hsien
Oyuncular: Shu Qi, Chang Chen

Neden Listede?:
Hou Hsiao-hsien aynı iki oyuncuyu üç farklı tarihsel döneme yerleştirerek aşkın zaman içindeki değişimini ve değişmeyen yanlarını inceler. 1911, 1966 ve 2005’te geçen üç hikâye yalnızca farklı ilişkileri değil, iletişim biçimlerinin, toplumsal baskıların ve arzunun tarihsel dönüşümünü de gösterir. Özellikle 1966 bölümünün bilardo salonlarında, mektuplar ve pop şarkıları eşliğinde ilerleyen romantizmi çağdaş sinemanın en zarif aşk anlatılarından biridir. 1911 bölümü sessiz sinema biçimini çağrıştırırken 2005 bölümü dijital çağın parçalanmış, hızlanmış ilişkilerine bakar. Shu Qi ve Chang Chen’in her bölümde farklı karakterlere dönüşmesi filmin zaman kavramını daha da güçlendirir. Three Times, büyük dramatik hareketler yerine bakışlardan, beklemelerden ve küçük jestlerden bir sinema evreni kurar.

6. Munich

Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Eric Bana, Daniel Craig, Ciarán Hinds, Geoffrey Rush

Neden Listede?:
Steven Spielberg, 1972 Münih Olimpiyatları sonrasında İsrail’in Filistinli hedeflere yönelik düzenlediği misilleme operasyonlarını klasik bir kahramanlık hikâyesine çevirmek yerine intikamın ahlaki ve psikolojik maliyetini inceler. Eric Bana’nın canlandırdığı Avner, operasyon ilerledikçe görev ile vicdan arasındaki sınırı kaybeder; her ölüm güvenlik getirmek yerine yeni bir şiddet halkası üretir. Spielberg’in gerilim kurmadaki ustalığı özellikle suikast sahnelerinde belirgindir, ancak film hiçbir noktada öldürmeyi kolaylaştırmaz. Daniel Craig ve Ciarán Hinds’in de içinde bulunduğu ekip, giderek politik bir araç olmaktan çıkıp parçalanan insanlara dönüşür. Munich, İsrail-Filistin çatışmasına nihai cevap verme iddiasında bulunmaz; bunun yerine devlet şiddeti, intikam ve güvenlik fikrinin insan ruhunda açtığı boşluğu sorgular.

7. L’Enfant

Yönetmen: Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne
Oyuncular: Jérémie Renier, Déborah François, Jérémie Segard

Neden Listede?:
Dardenne kardeşlerin sinemasındaki ahlaki meselelerin en yoğun örneklerinden biri olan L’Enfant, yoksulluğun insan ilişkilerini nasıl ekonomik işlemlere dönüştürebildiğini sarsıcı bir sadelikle gösterir. Bruno, gündelik hayatını küçük suçlarla sürdüren, sorumluluk kavramıyla neredeyse hiç ilişkisi olmayan genç bir adamdır. Sevgilisi Sonia’nın doğurduğu bebeği para karşılığında satması, filmin merkezindeki ahlaki kırılmayı oluşturur. Dardenne’ler Bruno’yu şeytanlaştırmaz; kameralarını karakterin hemen arkasında tutarak onun düşüncesizliğini, korkusunu ve yavaş yavaş gelişen vicdanını izlerler. Jérémie Renier’nin performansı, karakteri kolayca nefret edilecek bir tipe dönüşmekten kurtarır. Film, kurtuluş ihtimalinin büyük sözlerden değil, sorumluluğu kabul etmekten başlayabileceğini gösteren sert ama insani bir ahlak hikâyesidir.

8. The Death of Mr. Lazarescu

Yönetmen: Cristi Puiu
Oyuncular: Ion Fiscuteanu, Luminița Gheorghiu, Gabriel Spahiu, Doru Ana

Neden Listede?:
Romanya Yeni Dalgası’nın uluslararası yükselişinin temel filmlerinden biri olan The Death of Mr. Lazarescu, tek bir hastanın hastaneler arasında dolaştırılmasını kullanarak bütün bir bürokratik sistemin portresini çıkarır. Bay Lazarescu yalnız yaşayan, içki içen ve rahatsızlanan yaşlı bir adamdır; ambulansa bindikten sonra gece boyunca farklı hastanelere götürülür, ancak hiçbir kurum onu gerçekten sahiplenmez. Cristi Puiu’nun neredeyse belgesel gerçekçiliğindeki kamerası, doktorların ve sağlık çalışanlarının da sistemin içindeki yorgun insanlar olduğunu göstererek kolay bir iyi-kötü karşıtlığından kaçınır. Film zaman zaman kara komediye yaklaşır, fakat bu mizah ölümün sıradanlaştırılmasını daha da rahatsız edici hale getirir. Modern kurumların insanı nasıl vaka numarasına dönüştürdüğünü anlatan çağdaş Avrupa sinemasının en güçlü yapıtlarından biridir.

9. Sympathy for Lady Vengeance

Yönetmen: Park Chan-wook
Oyuncular: Lee Young-ae, Choi Min-sik, Kwon Yea-young

Neden Listede?:
Park Chan-wook’un İntikam Üçlemesi’nin son filmi, Oldboy kadar gösterişli bir şok mekanizmasına yaslanmasa da ahlaki açıdan çok daha karmaşık bir yapı kurar. Lee Geum-ja işlemediği bir suç nedeniyle yıllarca hapiste kaldıktan sonra hayatını mahveden adamdan intikam almak için son derece ayrıntılı bir plan hazırlar. Lee Young-ae’nin sakin ama giderek ürkütücü hale gelen performansı, filmin görsel zarafetiyle birleşir. Park intikamı kolay bir tatmin biçimi olarak sunmaz; özellikle kurban ailelerinin sürece dahil olduğu bölüm, seyirciyi intikamın kolektif ve etik boyutuyla yüzleştirir. Filmdeki kara mizah, barok görüntüler ve dini imgeler Geum-ja’nın arınma arzusuyla sürekli çatışır. Sonuç, intikam sinemasının kendi kurallarını sorgulayan olağanüstü karanlık bir masaldır.

10. Grizzly Man

Yönetmen: Werner Herzog
Oyuncular: Timothy Treadwell, Amie Huguenard; anlatıcı Werner Herzog

Neden Listede?:
Werner Herzog, ayılarla birlikte yaşamayı seçen Timothy Treadwell’in kendi çektiği yüzlerce saatlik görüntüyü kullanarak yalnızca trajik bir ölüm hikâyesi değil, insanın doğayla kurduğu romantik ilişkinin eleştirisini oluşturur. Treadwell ayıları neredeyse insani bir topluluğun üyeleri gibi görürken Herzog doğanın böyle bir ahlaki düzen taşımadığı konusunda ısrarcıdır. Filmin asıl büyüklüğü, yönetmenin Treadwell’i küçümsememesinde yatar. Onun narsisizmini, yalnızlığını, doğaya duyduğu gerçek sevgiyi ve medeniyetten kaçış arzusunu aynı anda görür. Herzog’un karakteristik anlatımı bazı anlarda ironik olsa da filmin merkezinde derin bir varoluşsal hüzün bulunur. Grizzly Man, belgesel sinemanın görüntü, ölüm, doğa ve insanın kendisine anlattığı hikâyeler üzerine kurulabilecek en güçlü çalışmalarından biridir.

11. Match Point

Yönetmen: Woody Allen
Oyuncular: Jonathan Rhys Meyers, Scarlett Johansson, Emily Mortimer, Matthew Goode

Neden Listede?:
Woody Allen’ın Londra döneminin başlangıcı olan Match Point, kariyerindeki en karanlık ve en disiplinli filmlerden biridir. Toplumun üst sınıflarına tenis eğitmenliği üzerinden giren Chris Wilton’ın sınıf atlama arzusu, Scarlett Johansson’ın canlandırdığı Nola ile yaşadığı ilişkiyle birlikte giderek suç hikâyesine dönüşür. Allen burada aşkın romantik doğasından çok arzu, para, fırsatçılık ve şans üzerine odaklanır. Dostoyevski göndermeleri filmin ahlaki çerçevesini belirlerken tenis topunun fileye çarpıp hangi tarafa düşeceğini bilememek, bütün anlatının metaforuna dönüşür. Jonathan Rhys Meyers’ın soğuk performansı karakterin içindeki boşluğu başarıyla taşır. Film, adaletin işleyeceğine dair rahatlatıcı beklentiyi reddeder ve bazen ahlaki sonuçlardan çok rastlantının insan hayatını belirlediğini acımasızca hatırlatır.

12. The Squid and the Whale

Yönetmen: Noah Baumbach
Oyuncular: Jeff Daniels, Laura Linney, Jesse Eisenberg, Owen Kline

Neden Listede?:
Noah Baumbach’ın kendi çocukluk deneyimlerinden izler taşıyan filmi, boşanan entelektüel bir çiftin iki oğlunun bu süreçte yaşadığı duygusal parçalanmayı olağanüstü keskin bir mizahla anlatır. Jeff Daniels’ın Bernard karakteri, başarısızlığını kibir ve kültürel üstünlük duygusuyla gizleyen bir yazardır; Laura Linney’nin Joan’ı ise kendi edebi başarısını ve kişisel özgürlüğünü kazanmaya başlamıştır. Çocuklar ebeveynlerinin çatışmasını taklit ederek sevgi, rekabet ve aidiyet kavramlarını birbirine karıştırır. Baumbach karakterlerini acımasızca teşhir ederken onları karikatüre dönüştürmez. Jesse Eisenberg’in genç Walt performansı özellikle güçlüdür; babasının davranışlarını kopyalarken kendi kişiliğini kaybetmeye başlar. Film, aile içindeki entelektüel rekabetin çocuklar üzerindeki etkisini anlatan en iyi modern Amerikan bağımsız filmlerinden biridir.

13. A Bittersweet Life

Yönetmen: Kim Jee-woon
Oyuncular: Lee Byung-hun, Kim Yeong-cheol, Shin Min-a, Hwang Jung-min

Neden Listede?:
Kim Jee-woon’un filmi, gangster sinemasının bilinen kodlarını alıp melankolik ve neredeyse varoluşçu bir trajediye dönüştürür. Lee Byung-hun’un canlandırdığı Sun-woo, patronuna mutlak sadakatle hizmet eden kusursuz bir infazcıdır. Bir görev sırasında verdiği küçük bir kişisel karar, yıllardır içinde yaşadığı güç sisteminin bir anda ona karşı dönmesine yol açar. Film ilerledikçe suç örgütü anlatısından çok sadakat, gurur ve geri dönüşü olmayan seçimler üzerine yoğunlaşır. Kim Jee-woon’un aksiyon sahneleri fiziksel sertliği kadar görsel ritmiyle de olağanüstüdür. Lee Byung-hun’un sessiz ve kontrollü performansı karakterin içindeki kırılmayı sürekli görünür kılar. A Bittersweet Life, 2000’ler Güney Kore sinemasının stil, şiddet ve melodramı aynı potada eritebilmesinin en güçlü örneklerinden biridir.

14. Paradise Now

Yönetmen: Hany Abu-Assad
Oyuncular: Kais Nashef, Ali Suliman, Lubna Azabal

Neden Listede?:
Paradise Now, iki Filistinli genç adamın bir intihar saldırısından önceki son saatlerini takip ederek politik şiddeti sloganlardan ve soyut tartışmalardan çıkarıp bireysel hayatların içine yerleştirir. Hany Abu-Assad karakterlerin eylemlerini romantikleştirmediği gibi onları yalnızca canavarlaştırmayı da reddeder. Said ve Khaled’in gündelik hayatları, arkadaşlıkları ve tereddütleri üzerinden işgal koşullarının yarattığı psikolojik sıkışmışlık görünür hale gelir. Lubna Azabal’ın canlandırdığı Suha ise şiddetin karşısına başka bir politik ve ahlaki perspektif koyar. Filmin en güçlü yanı, seyirciyi rahatsız edici bir yakınlığa zorlamasıdır: saldırının politik sonuçlarından önce saldırıyı gerçekleştirmeye hazırlanan insanların yüzleriyle karşılaşırız. Paradise Now, Ortadoğu üzerine yapılmış en önemli modern politik filmlerden biri olmayı sürdürüyor.

15. The Proposition

Yönetmen: John Hillcoat
Oyuncular: Guy Pearce, Ray Winstone, Danny Huston, Emily Watson

Neden Listede?:
Nick Cave’in senaryosunu yazdığı The Proposition, western türünü Avustralya’nın kolonyal geçmişine taşıyarak hem türün mitolojisini hem de imparatorluk şiddetini yeniden düşünür. Guy Pearce’ın Charlie Burns karakteri, küçük kardeşini kurtarmak için ağabeyini öldürmeye zorlanır ve film bu imkânsız ahlaki tercih üzerinden ilerler. John Hillcoat Avustralya çölünü romantik bir özgürlük alanı olarak değil, sıcağın, sineklerin, kanın ve yalnızlığın hüküm sürdüğü fiziksel bir cehennem gibi çeker. Ray Winstone’ın kaptanı ve Emily Watson’ın karakteri, medeniyet fikrinin kolonyal şiddetle nasıl iç içe geçtiğini gösterir. Nick Cave ve Warren Ellis’in müzikleri filmin neredeyse kutsal bir ağıt havasına bürünmesini sağlar. Modern westernin en sert ve şiirsel örneklerinden biridir.

16. Good Night, and Good Luck.

Yönetmen: George Clooney
Oyuncular: David Strathairn, George Clooney, Patricia Clarkson, Robert Downey Jr., Frank Langella

Neden Listede?:
George Clooney’nin Edward R. Murrow ile Senatör Joseph McCarthy arasındaki tarihsel mücadeleyi anlattığı film, gazetecilik etiğini romantikleştirmeden savunan son derece kontrollü bir politik dramdır. Siyah-beyaz görüntüler, arşiv kayıtları ve gerçek McCarthy görüntülerinin kullanılması filmi klasik bir biyografiden çıkarır. David Strathairn’in Murrow performansı, büyük nutuklardan çok ölçülü kararlılığı ve mesleki disipliniyle etkileyicidir. Film özellikle medya sahipliği, reklam baskısı ve siyasi korku iklimi arasındaki ilişkiyi vurgulayarak 1950’lerin ötesine geçen bir tartışma yaratır. Clooney’nin yönetimi gösterişten uzak ve sıkıdır; gazeteciliğin iktidarı denetleme işlevini merkeze alır. Good Night, and Good Luck., basın özgürlüğünün yalnızca yasal değil, ekonomik ve kurumsal koşullara da bağlı olduğunu hatırlatan kalıcı bir yapımdır.

17. The Constant Gardener

Yönetmen: Fernando Meirelles
Oyuncular: Ralph Fiennes, Rachel Weisz, Danny Huston, Hubert Koundé

Neden Listede?:
John le Carré’nin romanından uyarlanan The Constant Gardener, politik gerilim ile aşk hikâyesini birbirinden ayrılmaz biçimde birleştirir. Ralph Fiennes’ın içine kapanık diplomat Justin Quayle’ı, aktivist eşi Tessa’nın ölümünü araştırmaya başladığında uluslararası ilaç şirketlerinin ve diplomatik kurumların çıkar ilişkileriyle karşılaşır. Rachel Weisz’ın enerjik performansı, Tessa’nın filmde fiziksel olarak bulunmadığı bölümlerde bile güçlü biçimde hissedilmesini sağlar. Fernando Meirelles, Afrika’yı yalnızca egzotik bir arka plan olarak kullanmamaya çalışır; ilaç deneyleri ve küresel ekonomik eşitsizlikler üzerinden Batılı kurumların sorumluluğunu tartışır. Filmin parçalı zaman yapısı, Justin’in eşini ölümünden sonra yeniden tanımasıyla duygusal bir anlam kazanır. Büyük bütçeli politik sinemanın kişisel yas ve sistem eleştirisini başarıyla buluşturduğu ender örneklerden biridir.

18. Election

Yönetmen: Johnnie To
Oyuncular: Simon Yam, Tony Leung Ka-fai, Louis Koo, Nick Cheung

Neden Listede?:
Johnnie To, Hong Kong triad dünyasını klasik gangster filmlerindeki çatışmalardan çok iktidar prosedürleri ve kurumsal gelenekler üzerinden ele alır. Wo Shing Society’nin yeni liderini belirlemek için yapılan seçim, görünüşte düzenli bir süreçtir; ancak adayların hırsı kısa sürede şiddet, pazarlık ve ihanet ağını ortaya çıkarır. Filmde silahlı çatışmalar beklenenden azdır; asıl gerilim, iktidarın sembolik nesneleri ve örgütün yazılı olmayan kuralları çevresinde oluşur. Simon Yam ile Tony Leung Ka-fai arasındaki karşıtlık, liderliğin iki farklı modelini temsil eder. Johnnie To, gangster örgütünü neredeyse devlet ya da siyasi parti gibi göstererek demokrasi ve güç üzerine karanlık bir alegori kurar. Election, suç sinemasını siyaset teorisine yaklaştıran en özgün Hong Kong filmlerinden biridir.

19. The Descent

Yönetmen: Neil Marshall
Oyuncular: Shauna Macdonald, Natalie Mendoza, Alex Reid, MyAnna Buring

Neden Listede?:
The Descent, 2000’ler korku sinemasının en etkili filmlerinden biri olmasını yalnızca yaratıklarına değil, mekân kullanımına ve karakter ilişkilerine borçludur. Bir grup kadının keşfedilmemiş bir mağara sistemine girmesiyle başlayan hikâye, daha yaratıklar ortaya çıkmadan önce klostrofobi üzerinden güçlü bir korku atmosferi kurar. Dar geçitler, karanlık ve yön duygusunun kaybı seyirciyi fiziksel olarak sıkıştırır. Neil Marshall kadın karakterleri korku sinemasındaki alışılmış kurban rollerinden çıkararak aralarındaki dostluk, rekabet ve geçmiş travmaları anlatının merkezine yerleştirir. Sarah’nın yas süreci ve Juno ile arasındaki gerilim, yeraltındaki tehdidi psikolojik olarak da güçlendirir. Özellikle Britanya finaliyle film, hayatta kalma fikrine son derece karanlık bir yorum getirir.

20. Capote

Yönetmen: Bennett Miller
Oyuncular: Philip Seymour Hoffman, Catherine Keener, Clifton Collins Jr., Chris Cooper

Neden Listede?:
Capote, klasik biyografik film kalıbını kullanmak yerine Truman Capote’nin In Cold Blood kitabını yazma sürecine odaklanarak sanatçı ile konusu arasındaki etik sınırları sorgular. Philip Seymour Hoffman’ın performansı yalnızca Capote’nin sesini ve tavırlarını taklit etmekten ibaret değildir; karakterin zekâsını, narsisizmini, kırılganlığını ve manipülatif yönünü aynı anda taşır. Capote, mahkûm Perry Smith’e duygusal olarak yaklaşırken aynı zamanda kitabının tamamlanabilmesi için onun kaderine ihtiyaç duyar. Catherine Keener’ın Harper Lee’si, filmin ahlaki vicdanı gibi işlev görür. Bennett Miller’ın soğuk ve ölçülü yönetimi, cinayet hikâyesinin sansasyonuna kapılmaz. Film, gerçek suç anlatılarının merkezindeki temel soruyu yıllar öncesinden keskin biçimde ortaya koyar: Bir başkasının trajedisini anlatmak nerede gözlem, nerede sömürüye dönüşür?

21. The Beat That My Heart Skipped

Yönetmen: Jacques Audiard
Oyuncular: Romain Duris, Niels Arestrup, Linh Dan Pham, Aure Atika

Neden Listede?:
Jacques Audiard’ın James Toback’ın Fingers filminden serbestçe uyarladığı yapım, suç dünyası ile müzik arasında sıkışmış bir adamın dönüşümünü anlatır. Romain Duris’nin Tom’u babasının emlak ve şiddet ilişkileriyle dolu dünyasında çalışan saldırgan bir gençtir; ancak geçmişte yarım bıraktığı piyano kariyerine geri dönme ihtimali hayatında başka bir kapı açar. Linh Dan Pham’ın canlandırdığı, Tom’la aynı dili konuşmayan piyano öğretmeniyle kurduğu ilişki filmde iletişimin kelimelerden bağımsız olabileceğini gösterir. Audiard karakterin kurtuluşunu kolaylaştırmaz; müzik ile şiddet sürekli birbirinin içine sızar. Duris’nin fiziksel performansı, karakterin öfkesini ve kırılganlığını aynı bedende taşır. Film, modern Fransız sinemasının erkeklik ve sınıf üzerine en güçlü çalışmalarından biridir.

22. The Aura

Yönetmen: Fabián Bielinsky
Oyuncular: Ricardo Darín, Dolores Fonzi, Pablo Cedrón

Neden Listede?:
Arjantinli yönetmen Fabián Bielinsky’nin erken ölümünden önce çektiği ikinci ve son film, suç sinemasını alışılmış kahramanlık duygusundan tamamen arındırır. Ricardo Darín’in isimsiz tahnitçisi epilepsi hastası, içine kapanık ve kusursuz suç planları kurmaya takıntılı bir adamdır. Tesadüfen gerçek bir soygun planının içine girdiğinde, zihninde kolay görünen suçun pratikte ne kadar kontrol edilemez olduğunu keşfeder. Bielinsky filmi yavaş tempo, sessizlik ve karakterin algısına yakın bir atmosfer üzerinden kurar. Epilepsi nöbetlerinden hemen önce ortaya çıkan aura hissi, filmin gerçeklik duygusunu da belirsizleştirir. Darín’in minimalist oyunculuğu karakterin iç dünyasını son derece etkili taşır. The Aura, Latin Amerika neo-noir sinemasının en özgün ve ne yazık ki yeterince konuşulmayan başyapıtlarından biridir.

23. Broken Flowers

Yönetmen: Jim Jarmusch
Oyuncular: Bill Murray, Jeffrey Wright, Sharon Stone, Frances Conroy, Jessica Lange, Tilda Swinton

Neden Listede?:
Jim Jarmusch, yol filmi geleneğini Bill Murray’nin neredeyse hareketsiz performansı üzerinden tersyüz eder. Don Johnston, eski sevgililerinden birinden gelen ve yıllar önce bir oğlu olduğunu söyleyen anonim mektup üzerine geçmişindeki kadınları ziyaret etmeye başlar. Hikâye görünüşte bir gizem etrafında ilerlese de Jarmusch çözüm fikriyle pek ilgilenmez; asıl mesele Don’un yıllardır kaçtığı duygusal sorumlulukla yüzleşmesidir. Murray’nin yorgun, donuk yüzü her karşılaşmada küçük değişimlerle filmin merkezini oluşturur. Eski sevgililerin birbirinden tamamen farklı hayatları, Don’un geçmişinin parçalarını gösterirken karakterin hayatında ne kadar az şey inşa ettiğini de açığa çıkarır. Broken Flowers, yaşlanma, pişmanlık ve kaçırılmış ihtimaller üzerine son derece sade ama kalıcı bir melankoli yaratır.

24. Me and You and Everyone We Know

Yönetmen: Miranda July
Oyuncular: John Hawkes, Miranda July, Miles Thompson, Brandon Ratcliff

Neden Listede?:
Miranda July’nin ilk uzun metraj filmi, dijital çağın başındaki yalnızlık, yakınlık ve iletişim arzusunu tuhaf ama son derece insani karakterler üzerinden anlatır. July’nin canlandırdığı Christine, sanatçı olma mücadelesi verirken yeni boşanmış ayakkabı satıcısı Richard’la ilişki kurmaya çalışır. Richard’ın çocuklarının çevrimiçi dünyadaki deneyimleri ise yetişkinlerin ilişkileriyle beklenmedik paralellikler taşır. Film, bazı sahnelerinde bilinçli biçimde rahatsız edici alanlara girse de karakterlerini yargılamaktan kaçınır. Miranda July’nin dünyasında herkes kendisini başka bir insana ulaştıracak bir işaret aramaktadır. Performans sanatı, internet sohbetleri ve gündelik hayatın küçük ritüelleri birbirine karışır. Me and You and Everyone We Know, 2000’ler Amerikan bağımsız sinemasının en özgün seslerinden birinin doğuşunu haber veren sıcak, garip ve melankolik bir filmdir.

25. The Three Burials of Melquiades Estrada

Yönetmen: Tommy Lee Jones
Oyuncular: Tommy Lee Jones, Barry Pepper, Julio Cedillo, Melissa Leo, January Jones

Neden Listede?:
Tommy Lee Jones’un ilk uzun metraj yönetmenliği, Amerikan-Meksika sınırını western türünün ahlaki coğrafyasına dönüştürür. Meksikalı göçmen Melquiades Estrada’nın bir sınır devriyesi görevlisi tarafından öldürülmesinin ardından çiftlik sahibi Pete Perkins arkadaşına verdiği sözü yerine getirmek için cesedi Meksika’ya götürmeye karar verir. Barry Pepper’ın canlandırdığı sınır görevlisini de zorla yanında götürmesi, yolculuğu intikamdan çok ahlaki bir yüzleşmeye dönüştürür. Guillermo Arriaga’nın parçalı senaryosu ölümün öncesi ve sonrasını iç içe geçirir. Film, sınırı yalnızca fiziksel bir çizgi değil, sınıf, vatandaşlık ve insan değerinin nasıl belirlendiğine ilişkin politik bir alan olarak ele alır. Jones’un yönetimi klasik westernin sertliğini modern Amerika’nın göçmenlik tartışmalarıyla başarıyla birleştirir.

26. Batman Begins

Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Christian Bale, Michael Caine, Liam Neeson, Gary Oldman, Cillian Murphy

Neden Listede?:
Batman Begins, süper kahraman filmlerinin 2000’lerde geçirdiği dönüşümün temel taşlarından biridir. Christopher Nolan, önceki Batman filmlerinin gotik çizgi roman estetiğini tamamen reddetmeden karakteri psikolojik ve toplumsal açıdan daha gerçekçi bir dünyaya yerleştirir. Bruce Wayne’in çocukluk travması, korkuyla ilişkisi ve Batman kimliğini bilinçli biçimde inşa etmesi filmin merkezindedir. Christian Bale fiziksel dönüşümün yanında Wayne’in öfke ve suçluluk duygusunu da taşır. Michael Caine’in Alfred’i, Gary Oldman’ın Gordon’ı ve Liam Neeson’ın Ra’s al Ghul’u anlatının ahlaki kutuplarını oluşturur. Gotham’ın yozlaşması bireysel suçlulardan çok kurumsal çürüme üzerinden anlatılır. Film, sonraki yıllarda Hollywood’un süper kahraman anlatılarına uygulayacağı karanlık ve ciddi yaklaşımın büyük ölçüde şablonunu belirledi.

27. Sin City

Yönetmen: Robert Rodriguez, Frank Miller
Oyuncular: Mickey Rourke, Bruce Willis, Clive Owen, Jessica Alba, Rosario Dawson

Neden Listede?:
Sin City, çizgi roman uyarlamasının ne olabileceğine dair 2005 yılında radikal görünen bir deneydi. Robert Rodriguez, Frank Miller’ın çizimlerini yalnızca hikâye kaynağı olarak değil, doğrudan filmin görsel tasarımının temeli olarak kullandı. Siyah-beyaz görüntülere eklenen sınırlı renkler, aşırı kontrast, yapay arka planlar ve stilize şiddet filmi hareketli bir grafik romana dönüştürür. Mickey Rourke’un Marv performansı filmin en güçlü parçasıdır; karakter hem grotesk hem trajik bir anti-kahramandır. Film noir anlatıları, femme fatale figürleri ve suç şehri mitolojisi bilinçli biçimde abartılır. Kadın temsilleri ve şiddet anlayışı bugün daha eleştirel biçimde değerlendirilmeyi hak etse de Sin City, dijital prodüksiyon teknolojisinin sinema estetiğini dönüştürme potansiyelini gösteren döneminin en etkili görsel deneylerinden biridir.

28. Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit

Yönetmen: Nick Park, Steve Box
Seslendirenler: Peter Sallis, Helena Bonham Carter, Ralph Fiennes

Neden Listede?:
Aardman’ın uzun yıllara yayılan Wallace & Gromit dünyası, bu filmde uzun metraj ölçüsüne geçerken karakterlerin küçük ölçekli İngiliz mizahını kaybetmez. Dev sebze yarışmasını tehdit eden gizemli bir yaratığın ortaya çıkması, klasik Universal korku filmlerini ve kurt adam anlatılarını son derece yaratıcı bir stop-motion komediye dönüştürür. Nick Park ve Steve Box’ın detaylara gösterdiği özen, karakter animasyonundan arka plandaki görsel şakalara kadar her karede hissedilir. Wallace’ın icatları ile Gromit’in sessiz zekâsı arasındaki ilişki filmin duygusal merkezidir. Çocuklara yönelik görünen anlatının içinde sınıf, tüketim ve İngiliz taşra hayatı üzerine ince şakalar bulunur. Dijital animasyonun hızla egemen olduğu dönemde el yapımı stop-motion tekniğinin ne kadar canlı ve yaratıcı olabileceğini gösteren modern animasyon klasiklerinden biridir.

29. Tsotsi

Yönetmen: Gavin Hood
Oyuncular: Presley Chweneyagae, Terry Pheto, Kenneth Nkosi

Neden Listede?:
Johannesburg’un gecekondu mahallelerinde geçen Tsotsi, şiddetle büyümüş genç bir suçlunun beklenmedik biçimde bir bebeğin sorumluluğunu üstlenmesi üzerinden değişim ihtimalini araştırır. Presley Chweneyagae’nin Tsotsi performansı, karakterin sertliği altında yıllardır bastırılmış korku ve çocukluk travmasını görünür kılar. Film bazı noktalarda melodrama yaklaşsa da Güney Afrika’daki sınıfsal uçurumu, yoksulluğu ve apartheid sonrası toplumsal yaraları anlatının sürekli arka planında tutar. Çalınan bir otomobilde bulunan bebek, karakter için basit bir vicdan sembolünden çok, başka türlü yaşayabilme ihtimalini temsil eder. Gavin Hood’un yönetimi sokak hayatının enerjisi ile karakterin giderek yavaşlayan içsel dönüşümünü dengeler. Tsotsi, Güney Afrika sinemasının dünya çapında daha geniş bir izleyiciye ulaşmasında önemli rol oynayan etkileyici bir karakter dramıdır.

30. Lord of War

Yönetmen: Andrew Niccol
Oyuncular: Nicolas Cage, Ethan Hawke, Jared Leto, Bridget Moynahan

Neden Listede?:
Lord of War, küresel silah ticaretini doğrudan savaş meydanlarından değil, savaşları mümkün kılan ekonomik ağlardan anlatmasıyla döneminin en ilginç politik filmlerinden biridir. Nicolas Cage’in Yuri Orlov’u, ideolojik bir fanatik değil, talep olan her yere silah satan son derece pragmatik bir iş insanıdır. Andrew Niccol karakterin ironik anlatımını kullanarak seyirciyi onun dünyasına çeker, ardından bu dünyanın sonuçlarını giderek daha sert biçimde gösterir. Açılıştaki bir merminin fabrikadan Afrika’daki bir çatışmaya uzanan yolculuğu, filmin bütün meselesini birkaç dakikada özetler. Ethan Hawke’un Interpol görevlisi ahlaki karşıtlık yaratırken film devletlerin silah ticaretindeki rolünü de sorgular. Yuri’nin bireysel suçluluğundan daha rahatsız edici olan, onu mümkün kılan küresel sistemdir.

31. Thank You for Smoking

Yönetmen: Jason Reitman
Oyuncular: Aaron Eckhart, Maria Bello, Cameron Bright, J.K. Simmons, William H. Macy

Neden Listede?:
Jason Reitman’ın ilk uzun metraj filmi, kurumsal iletişim, lobicilik ve kamuoyu manipülasyonu üzerine son derece hızlı ve zeki bir kara komedidir. Aaron Eckhart’ın Nick Naylor’ı sigara şirketlerinin sözcüsüdür ve işi ürünün sağlıklı olduğunu kanıtlamak değil, karşı tarafın kesin olarak haklı görünmesini engellemektir. Film bu retorik mantığı kullanarak modern iletişim endüstrisinin nasıl çalıştığını gösterir. Nick’in silah ve alkol lobicileriyle yaptığı toplantılar, kurumsal çıkarların kendi ahlaki evrenlerini nasıl ürettiğini komik biçimde ortaya koyar. Ancak film Nick’i tek boyutlu bir kötü karakter yapmaz; oğluyla ilişkisi üzerinden ikna yeteneği, kişisel sorumluluk ve rol model olma fikri tartışılır. PR, reklam ve politika arasındaki sınırların giderek silikleştiği çağ için hâlâ son derece güncel bir hicivdir.

32. The Wayward Cloud

Yönetmen: Tsai Ming-liang
Oyuncular: Lee Kang-sheng, Chen Shiang-chyi, Lu Yi-ching

Neden Listede?:
Tsai Ming-liang’ın en tuhaf ve provokatif filmlerinden biri olan The Wayward Cloud, Tayvan’daki su kıtlığını pornografi endüstrisi, yalnızlık ve tüketim kültürüyle bir araya getirir. İnsanların su yerine karpuz suyu içmeye teşvik edildiği absürt bir ortamda, eski sevgililer Hsiao-kang ile Shiang-chyi yeniden karşılaşır. Ancak Hsiao-kang artık pornografik filmlerde çalışan bir oyuncudur. Tsai’nin uzun planları ve neredeyse diyalogsuz anlatımı, müzikal numaraların aşırı renkli yapısıyla bilinçli biçimde çatışır. Film cinselliği erotik bir yakınlık alanı olarak değil, giderek mekanikleşen ve metalaşan bir performans olarak gösterir. Finali son derece rahatsız edici ve tartışmalıdır. The Wayward Cloud, modern kent yaşamında beden, arzu ve yalnızlık üzerine yapılmış en radikal filmlerden biridir.

33. Battle in Heaven

Yönetmen: Carlos Reygadas
Oyuncular: Marcos Hernández, Anapola Mushkadiz, Bertha Ruiz

Neden Listede?:
Carlos Reygadas’ın ikinci uzun metraj filmi, Mexico City’nin toplumsal sınıfları arasındaki uçurumu son derece rahatsız edici bir anlatı içinde inceler. Şoför Marcos ve eşi para için bir bebek kaçırır, ancak çocuk kazara hayatını kaybeder. Marcos’un çalıştığı generalin kızı Ana ile kurduğu ilişki ise suçluluk, sınıf, cinsellik ve dinsel arınma temalarını birbirine bağlar. Reygadas profesyonel olmayan oyuncular, uzun planlar ve fiziksel bedenleri idealize etmeyen görüntüler kullanarak seyirciyi geleneksel sinema estetiğinin güvenli alanından çıkarır. Film karakterlerine psikolojik açıklamalar sunmak yerine onların bedenleri, ritüelleri ve çevreleri üzerinden anlam yaratır. Politik gösterilerden dini törenlere uzanan Mexico City görüntüleri, özel suç ile toplumsal yapıyı aynı çerçeveye taşır. Zorlayıcı fakat özgün bir modern sanat sineması örneğidir.

34. Serenity

Yönetmen: Joss Whedon
Oyuncular: Nathan Fillion, Gina Torres, Summer Glau, Alan Tudyk, Chiwetel Ejiofor

Neden Listede?:
Kısa ömürlü Firefly dizisinin sinema devamı olan Serenity, televizyon kökenini aşarak kendi başına çalışan enerjik bir bilimkurgu macerasına dönüşür. Nathan Fillion’ın Malcolm Reynolds’ı, Amerikan westernindeki kanun dışı kaptan figürünün uzaydaki karşılığıdır. Film ekibin gizemli River Tam’i koruma çabasını, otoriter Alliance yönetiminin büyük bir sırrıyla birleştirir. Chiwetel Ejiofor’un Operative karakteri, kendisini kötü biri olarak gören fakat daha iyi bir dünya yaratmak adına her şeyi yapmaya hazır olmasıyla filmin en ilginç fikirlerinden birini temsil eder. Hızlı diyaloglar ve mizah bazen televizyon kökenini belli etse de aksiyon sahneleri son derece etkilidir. Serenity, büyük bilimkurgu evrenlerinin bile karakter ilişkileri ve politik fikirlerle güçlü hale gelebileceğini gösteren kült bir yapımdır.

35. Last Days

Yönetmen: Gus Van Sant
Oyuncular: Michael Pitt, Lukas Haas, Asia Argento

Neden Listede?:
Gus Van Sant’ın ölüm üçlemesinin son halkası, Kurt Cobain’den esinlenen Blake adlı müzisyenin hayatının son günlerini anlatır. Ancak film biyografik ayrıntılarla veya Cobain mitolojisiyle ilgilenmez; bunun yerine depresyon, yalnızlık ve çevresiyle iletişim kuramayan bir insanın giderek dünyadan kopuşunu gözlemler. Michael Pitt’in performansı çoğu zaman mırıldanmalar, yürüyüşler ve sessiz hareketlerden oluşur. Van Sant’ın uzun planları ve aynı olayları farklı zaman noktalarından yeniden gösteren anlatısı, zamanın karakter için nasıl çözüldüğünü hissettirir. Blake’in çevresindeki insanların onun durumunu fark edememesi ya da fark etmek istememesi filmin trajedisini artırır. Last Days, rock yıldızı mitini romantikleştirmek yerine şöhretin ardındaki izolasyonu neredeyse soyut bir sinema diliyle gösteren cesur bir çalışmadır.

36. Sophie Scholl: The Final Days

Yönetmen: Marc Rothemund
Oyuncular: Julia Jentsch, Fabian Hinrichs, Alexander Held

Neden Listede?:
Film, Nazi Almanyası’nda Beyaz Gül direniş grubunun üyesi Sophie Scholl’un yakalanması, sorgulanması ve idamına kadar geçen son günlere odaklanır. Marc Rothemund dramatik etki yaratmak için tarihsel olayları gereğinden fazla süslemek yerine büyük ölçüde sorgu kayıtlarından ve belgelerden hareket eder. Julia Jentsch’in Sophie performansı, karakterin korkusunu gizlemeden cesaretini göstermesi bakımından olağanüstüdür. Alexander Held’in Gestapo sorgucusuyla yaptığı uzun karşılıklı sahneler, filmin asıl gerilimini oluşturur. Burada direniş yalnızca fiziksel eylem değil, hakikat ve vicdan konusunda geri adım atmama biçimi olarak ortaya çıkar. Sophie Scholl: The Final Days, totaliter rejimler altında bireysel ahlaki sorumluluğun ne anlama geldiğini son derece sade fakat güçlü biçimde anlatır ve tarihsel sinemanın en etkili modern örnekleri arasında yer alır.

37. Linda Linda Linda

Yönetmen: Nobuhiro Yamashita
Oyuncular: Bae Doona, Aki Maeda, Yu Kashii, Shiori Sekine

Neden Listede?:
Bir lise festivalinde çalmak üzere son anda grup kuran dört genç kızın hikâyesi, görünüşte son derece küçük ölçeklidir. Ancak Nobuhiro Yamashita bu basit çerçeveden arkadaşlık, gençlik ve geçici anların değeri üzerine olağanüstü sıcak bir film çıkarır. Koreli değişim öğrencisi Son rolündeki Bae Doona’nın utangaç ve komik performansı grubun enerjisini belirler. Filmin adı, Japon punk rock grubu The Blue Hearts’ın ünlü şarkısından gelir ve müzik burada gençlerin kendilerini ifade etmelerinin doğrudan aracına dönüşür. Büyük çatışmalar, romantik krizler veya dramatik dönüm noktaları yoktur; film prova odalarını, okul koridorlarını ve küçük başarısızlıkları önemser. Linda Linda Linda, gençlik filmlerinin ille de nostaljiye veya melodrama ihtiyaç duymadığını gösteren son derece samimi bir kült filmdir.

38. Noriko’s Dinner Table

Yönetmen: Sion Sono
Oyuncular: Kazue Fukiishi, Tsugumi, Yuriko Yoshitaka, Ken Mitsuishi

Neden Listede?:
Sion Sono’nun Suicide Club evrenini genişleten filmi, internet toplulukları, aile, kimlik ve modern Japon toplumundaki yabancılaşma üzerine dört saate yaklaşan devasa bir anlatıdır. Noriko ailesinden kaçıp Tokyo’ya gider ve çevrimiçi tanıştığı Kumiko aracılığıyla insanların ücret karşılığı sahte aile üyeleri rolü oynadığı tuhaf bir dünyaya girer. Film ilerledikçe gerçek aile ile performans arasındaki sınır tamamen çözülür. Sono karakterlerin iç seslerini yoğun biçimde kullanarak genç insanların kendi kimliklerini nasıl anlatılar üzerinden kurduğunu gösterir. Film zaman zaman melodram, korku, kara komedi ve toplumsal eleştiri arasında savrulur; fakat bu dağınıklık bilinçli olarak parçalanmış kimlik temasını destekler. Noriko’s Dinner Table, 2000’ler Japon sinemasının en tuhaf, iddialı ve rahatsız edici çalışmalarından biridir.

39. Welcome to Dongmakgol

Yönetmen: Park Kwang-hyun
Oyuncular: Shin Ha-kyun, Jung Jae-young, Kang Hye-jung, Steve Taschler

Neden Listede?:
Kore Savaşı sırasında geçen film, Kuzey Koreli ve Güney Koreli askerlerle Amerikalı bir pilotun savaşın neredeyse hiç ulaşmadığı Dongmakgol adlı köyde karşılaşmasını anlatır. Köylüler dış dünyadaki ideolojik çatışmadan habersizdir ve askerlerin birbirlerine yönelttikleri düşmanlığı anlamakta zorlanırlar. Park Kwang-hyun savaş filmini mizah, fantastik öğeler ve melodramla birleştirerek alışılmış askeri anlatılardan ayrılır. Patlayan bir el bombasının köyün yiyecek deposundaki mısırları dev bir patlamış mısır yağmuruna dönüştürdüğü sahne, filmin trajedi ve masalı nasıl yan yana getirdiğinin güzel örneğidir. Karakterlerin zaman içinde birbirlerini düşman yerine insan olarak görmeye başlaması, filmin savaş karşıtı mesajını oluşturur. Kore sinemasının en özgün ve duygusal savaş karşıtı filmlerindendir.

40. Be With Me

Yönetmen: Eric Khoo
Oyuncular: Theresa Chan, Chiew Sung Ching, Seet Keng Yew, Samantha Tan

Neden Listede?:
Singapurlu yönetmen Eric Khoo’nun filmi, görünüşte birbirinden bağımsız birkaç yalnızlık hikâyesini sevgi ve iletişim temaları üzerinden bir araya getirir. Filmin merkezinde gerçek hayatta sağır ve kör olan Theresa Chan bulunur ve onun yaşam öyküsü kurmaca karakterlerin hikâyeleriyle kesişir. Khoo son derece az diyalog kullanır; karakterler mesajlar, mektuplar, yemekler ve küçük jestlerle iletişim kurar. Genç iki kız arasındaki ilişki, yalnız bir güvenlik görevlisinin karşılıksız aşkı ve yaşlı bir adamın yas süreci aynı temel ihtiyaca bağlanır: başka biri tarafından görülmek. Filmin sakin temposu ve minimal görsel dili Singapur’un modern kent yaşamındaki yalnızlığı güçlü biçimde hissettirir. Be With Me, dramatik gösterişten uzak biçimde sevginin fiziksel ve dilsel sınırları aşabilme ihtimalini anlatan zarif bir filmdir.

41. Joyeux Noël

Yönetmen: Christian Carion
Oyuncular: Diane Kruger, Benno Fürmann, Guillaume Canet, Gary Lewis, Daniel Brühl

Neden Listede?:
1914 Noel Ateşkesi’nden esinlenen Joyeux Noël, Birinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında Fransız, İskoç ve Alman askerlerinin kısa süreliğine siperlerden çıkarak Noel’i birlikte geçirmelerini anlatır. Christian Carion olayın insani tarafını öne çıkarırken savaşın politik ve askeri yapısını tamamen arka plana atmaz. Birkaç saat boyunca düşman olarak tanımlanan insanların birbirleriyle konuşması, yiyecek paylaşması, ölülerini gömmesi ve futbol oynaması, savaşın yapay ayrımlarını görünür hale getirir. Film zaman zaman açık biçimde duygusal ve semboliktir, fakat gerçek olayların olağanüstülüğü bu yaklaşımı taşır. Ateşkes sonrasında üst komutanlıkların gösterdiği tepki özellikle önemlidir: askerlerin birbirlerini insan olarak görmeye başlaması savaş mekanizması için tehlikelidir. Film, savaş karşıtı sinemanın etkili ve erişilebilir örneklerinden biridir.

42. Kingdom of Heaven

Yönetmen: Ridley Scott
Oyuncular: Orlando Bloom, Eva Green, Ghassan Massoud, Jeremy Irons, Liam Neeson

Neden Listede?:
Sinemalarda gösterilen kısaltılmış versiyonu eleştirilse de özellikle Ridley Scott’ın daha sonra yayımlanan yönetmen kurgusuyla Kingdom of Heaven, 2000’lerin en önemli tarihsel epiklerinden biri haline geldi. Haçlı Seferleri döneminde Kudüs’ü merkeze alan film, dini fanatizm ile pragmatik siyaset arasındaki gerilimi inceler. Ghassan Massoud’un Selahaddin’i ve Jeremy Irons’ın Tiberias’ı, filmin en etkileyici karakterleri arasındadır. Eva Green’in Sibylla’sı yönetmen kurgusunda çok daha karmaşık bir trajik karaktere dönüşür. Film tarihsel gerçekliği birebir yeniden üretmez, fakat Müslüman ve Hristiyan tarafları tek boyutlu düşmanlar halinde sunmaması önemlidir. Ridley Scott’ın savaş sahnelerindeki görsel ustalığı, filmin din adına yürütülen iktidar mücadelelerine karşı açık mesafesiyle birleşir.

43. Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith

Yönetmen: George Lucas
Oyuncular: Ewan McGregor, Natalie Portman, Hayden Christensen, Ian McDiarmid

Neden Listede?:
Prequel üçlemesinin en güçlü filmi, Anakin Skywalker’ın Darth Vader’a dönüşümünü kişisel trajedi ile demokratik bir düzenin otoriter rejime dönüşmesi arasında paralel biçimde anlatır. George Lucas’ın diyalogları her zaman aynı güçte olmasa da filmin politik yapısı şaşırtıcı derecede karanlıktır. Palpatine’in savaş ve güvenlik korkusunu kullanarak yetkilerini genişletmesi, Cumhuriyet’in kendi kurumları aracılığıyla imparatorluğa dönüşmesini sağlar. Ian McDiarmid filmin en güçlü performansını verirken Ewan McGregor’un Obi-Wan’ı final bölümünde gerçek bir trajik figüre dönüşür. Order 66 sekansı, John Williams’ın müziğiyle birlikte bütün serinin en etkili anlarından biridir. Film kusurlarına rağmen büyük popüler sinemanın politik alegori, trajedi ve görsel gösteriyi aynı yapı içinde buluşturabildiği önemli bir örnektir.

44. Pride & Prejudice

Yönetmen: Joe Wright
Oyuncular: Keira Knightley, Matthew Macfadyen, Donald Sutherland, Brenda Blethyn, Rosamund Pike

Neden Listede?:
Jane Austen’ın defalarca uyarlanan romanını yeniden sinemaya taşımak kolay değildi, ancak Joe Wright eseri müze gibi duran bir dönem filmine dönüştürmekten kaçındı. Kamera evlerin, baloların ve tarlaların içinde sürekli hareket eder; Bennet ailesinin dünyası kusursuz aristokrat salonlarından çok yaşayan, dağınık ve fiziksel bir mekân olarak hissedilir. Keira Knightley’nin Elizabeth Bennet’i zekâsı kadar gençliğinin aceleciliğini de taşır. Matthew Macfadyen’ın Darcy yorumu ise karakterin kibri ile sosyal beceriksizliği arasındaki çizgiyi başarıyla kurar. Film sınıf, evlilik ve kadınların ekonomik güvenliği gibi Austen’ın temel meselelerini romantizmin içinde kaybetmez. Dario Marianelli’nin müziği ve Roman Osin’in görüntüleriyle birlikte Pride & Prejudice, 21. yüzyılın en başarılı klasik edebiyat uyarlamalarından biridir.

45. The 40-Year-Old Virgin

Yönetmen: Judd Apatow
Oyuncular: Steve Carell, Catherine Keener, Paul Rudd, Romany Malco, Seth Rogen

Neden Listede?:
Judd Apatow’un yönetmenlik kariyerini başlatan film, 2000’ler Amerikan komedisinin tonunu büyük ölçüde belirledi. Temel fikri kolayca kaba ve aşağılayıcı bir komediye dönüşebilecekken Steve Carell’ın Andy karakteri filmin beklenmedik derecede sıcak bir merkez kazanmasını sağlar. Andy’nin arkadaşları onun bekâretini çözülmesi gereken bir problem gibi görürken film zamanla yetişkinlik, erkeklik ve duygusal yakınlık üzerine bir hikâyeye dönüşür. Catherine Keener’ın Trish karakteri, romantik ilişkinin yalnızca fiziksel deneyim üzerinden kurulmadığını gösterir. Paul Rudd, Romany Malco ve Seth Rogen’ın doğaçlamaya dayalı komedisi sonraki yıllarda “Apatow ekolü” olarak anılacak tarzın temelini oluşturur. Film döneminin sorunlu bazı mizah kalıplarını taşısa da modern romantik komedi üzerindeki etkisi tartışılmazdır.

46. Corpse Bride

Yönetmen: Tim Burton, Mike Johnson
Seslendirenler: Johnny Depp, Helena Bonham Carter, Emily Watson, Albert Finney

Neden Listede?:
Tim Burton’ın stop-motion dünyasına dönüşü, gotik estetiğini romantik bir ölüm masalıyla birleştirir. Victor yanlışlıkla ölüler dünyasındaki Emily ile evlendiğinde film yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyasını beklenmedik biçimde tersine çevirir. Yaşayanların ortamı gri, baskıcı ve kurallarla doluyken ölüler dünyası renkli, müzikli ve özgürdür. Helena Bonham Carter’ın Emily’si filmin gerçek duygusal merkezidir; karakter yalnızca trajik bir hayalet değil, kendi geçmişiyle yüzleşip başkasının hayatını özgür bırakmayı öğrenen bir figürdür. Danny Elfman’ın müzikleri ve kukla animasyonunun detayları Burton estetiğini güçlendirir. Hikâye oldukça kısa ve sade olsa da Corpse Bride, aşkı sahip olmak yerine vazgeçebilme üzerinden tanımlaması sayesinde yönetmenin filmografisindeki en içten yapımlardan biri olmayı sürdürür.

47. The Devil’s Rejects

Yönetmen: Rob Zombie
Oyuncular: Sid Haig, Bill Moseley, Sheri Moon Zombie, William Forsythe

Neden Listede?:
Rob Zombie, House of 1000 Corpses‘daki grotesk korku dünyasını bu devam filminde 1970’ler yol filmi ve exploitation sinemasıyla birleştirir. Firefly ailesinin üyeleri polis operasyonundan kaçarak yola çıktığında film geleneksel korku anlatısındaki katil-kurban ilişkisini bilinçli biçimde rahatsız eder. Sid Haig ve Bill Moseley’nin karakterleri hiçbir biçimde sempatik suçlular değildir; yaptıkları şiddet son derece çirkindir. Buna rağmen Zombie, filmin ilerleyen bölümlerinde onları western anti-kahramanlarının görsel kodlarıyla çeker ve seyircinin kendi ahlaki konumunu rahatsız eder. William Forsythe’ın Şerif Wydell karakteri de intikam arzusuyla giderek karşı tarafa benzemeye başlar. Finalde kullanılan “Free Bird” sekansı, popüler müziğin şiddet ve mit yaratma gücünü olağanüstü biçimde kullanır. Modern exploitation sinemasının temel filmlerindendir.

48. The Sun

Yönetmen: Aleksandr Sokurov
Oyuncular: Issey Ogata, Robert Dawson, Kaori Momoi

Neden Listede?:
Aleksandr Sokurov’un iktidar üzerine kurduğu tarihsel filmler dizisinin önemli halkalarından The Sun, Japon İmparatoru Hirohito’yu İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde izler. Film büyük savaş sahneleri veya politik nutuklarla değil, neredeyse kapalı odalarda geçen küçük davranışlarla ilgilenir. Issey Ogata’nın Hirohito yorumu, tanrısal statüye sahip bir hükümdarı garip, kırılgan ve zaman zaman dünyadan kopuk bir insan olarak gösterir. Japonya’nın yenilgisiyle birlikte imparator yalnızca politik bir kriz değil, kendi kimliğinin metafizik çöküşünü de yaşar. Sokurov tarihsel figürü aklamaz; bunun yerine iktidarın insanı nasıl gerçeklikten uzaklaştırdığını inceler. General MacArthur ile görüşme sahneleri özellikle çarpıcıdır. The Sun, savaş tarihinden çok iktidar psikolojisine odaklanan eşsiz bir tarihsel portredir.

49. Everything Is Illuminated

Yönetmen: Liev Schreiber
Oyuncular: Elijah Wood, Eugene Hütz, Boris Leskin

Neden Listede?:
Jonathan Safran Foer’ın romanından uyarlanan film, ailesinin geçmişini araştırmak için Ukrayna’ya giden genç bir Amerikalı Yahudi’nin yolculuğunu komedi ile tarihsel travma arasında kurar. Elijah Wood’un Jonathan’ı nesneleri toplayarak geçmişi korumaya çalışan sessiz bir karakterdir; Gogol Bordello’nun solisti Eugene Hütz’ün canlandırdığı Alex ise filmin enerjik ve komik karşı kutbunu oluşturur. Başlangıçta kültürel yanlış anlamalar üzerinden ilerleyen yol filmi, ekip Jonathan’ın büyükbabasını Nazilerden kurtaran kadını aradıkça Holokost hafızasına doğru karanlık bir dönüş yapar. Film ton geçişlerinde her zaman kusursuz değildir, ancak kişisel hafıza ile tarihsel hafıza arasındaki ilişkiyi etkileyici biçimde kurar. “Geçmiş neden önemlidir?” sorusuna, geçmişin bugünün kimliğinin içinde yaşamaya devam ettiğini göstererek cevap verir.

50. The World’s Fastest Indian

Yönetmen: Roger Donaldson
Oyuncular: Anthony Hopkins, Diane Ladd, Paul Rodriguez, Aaron Murphy

Neden Listede?:
Yeni Zelandalı motosiklet tutkunu Burt Munro’nun gerçek hikâyesinden uyarlanan film, klasik “hayalini gerçekleştir” anlatısının çok daha sıcak ve yaşlı bir versiyonunu sunar. Anthony Hopkins’in Munro’su gençlik enerjisini kaybetmemiş, yıllardır kendi Indian motosikletini geliştirerek hız rekoru kırmayı hayal eden yaşlı bir adamdır. Amerika’daki Bonneville Salt Flats’e ulaşmak için çıktığı yolculuk, farklı sınıflardan ve topluluklardan insanlarla küçük karşılaşmalar üzerinden ilerler. Roger Donaldson filmi büyük dramatik engeller yerine Munro’nun merakı ve insanlarla kurduğu kolay ilişki üzerine inşa eder. Hopkins’in gösterişsiz performansı karakteri eksantrik bir kahraman olmaktan çıkarıp son derece insani hale getirir. The World’s Fastest Indian, tutkuyu gençlik ayrıcalığı olarak görmeyen, yaşlanmak ve hayal kurmak üzerine iyimser ama samimi bir kapanış filmidir.

Tagged