Dünya edebiyatının en bilinen eserlerinden birine Frankenstein’a imza atan Mary Shelley, eşi Percy Bysshe Shelley’nin ölümünün ardından yaşadığı derin üzüntüyü oldukça sıra dışı bir şekilde gösterdi. Büyük aşkı Percy’yi genç yaşta kaybeden Mary, onun kalbini bir kavanoz içinde sakladı ve hayatı boyunca yanından ayırmadı.
Percy Bysshe Shelley, yalnızca 29 yaşındayken trajik bir şekilde hayata veda etti. Denizde bir fırtınaya yakalanan ve boğulan ünlü şair, arkasında büyük bir üzüntü ve yas bıraktı. Eşi Mary Shelley, onun bedenini Roma’daki Protestan Mezarlığı’na defnetti. Ancak tüm bedenini toprağa vermedi—çünkü Percy’nin kalbini kendine sakladı.
Şairin kalbi bir kavanoza konularak Mary’nin masasının üzerine yerleştirildi. Mary, ömrünün geri kalanında kalbinin yanında olmasını istediği bu kavanozu gittiği her yere götürdü. Taşındığı her yeni evde, çalışma masasının bir köşesinde hep Percy’nin kalbi duruyordu. Bu hüzünlü anı, Mary’nin ölümüne kadar onunla kaldı.
Mary Shelley de hayata gözlerini yumduğunda, yakın arkadaşları onun eşyaları arasında Percy’nin kalbini buldu. Kalp, şairin ölümünden önce yazdığı son şiirlerden biri olan Adonais’in sayfalarına sarılı haldeydi.