Van Gogh’un Hayran Olduğu Ressam: Léon Augustin Lhermitte

Manşet Sanatın Akışı

Léon Augustin Lhermitte, 19. yüzyıl Fransız resminin en güçlü ama bugün adı hak ettiği kadar sık anılmayan isimlerinden biridir. 31 Temmuz 1844’te Fransa’nın Aisne bölgesindeki Mont-Saint-Père’de doğdu; 28 Temmuz 1925’te Paris’te yaşamını yitirdi. Bir köy öğretmeninin oğlu olarak dünyaya gelmesi, onun sanatında belirleyici bir iz bıraktı. Lhermitte, köylülüğü dışarıdan seyreden romantik bir gözle değil, gündelik hayatın ağırlığını, emeğin ritmini ve kırsal dünyanın sessiz haysiyetini bilen biri olarak resmetti. Paris’e giderek École Impériale de Dessin’de eğitim aldı; çizim, gravür, pastel ve yağlıboya alanlarında ustalaştı.

Lhermitte’in dünyasında büyük kahramanlar yoktur; tarlada çalışan kadınlar, hasat molasında oturan aileler, harman yerindeki işçiler, dokumacılar, gündelik yorgunluk içinde ayakta kalan köylüler vardır. Bu yüzden onun sanatı, Jean-François Millet çizgisindeki köylü resmi geleneğine yakın durur; ancak Lhermitte’in figürleri çoğu zaman daha anıtsal, daha ağırbaşlı ve daha sahneye yerleştirilmiş gibidir. Köylüleri acındırmaz, onları süs de yapmaz. Toprağın içinde çalışan bedenleri, yorgun ama onurlu yüzleri, ellerin ve giysilerin taşıdığı emek izlerini büyük bir ciddiyetle ele alır. Bu yönüyle Fransız natüralizminin görsel hafızasında önemli bir yer tutar.

Onun en bilinen yapıtlarından biri, 1884 Salon’unda sergilenen The Grape Harvest adlı büyük ölçekli tablosudur. Tabloda üzüm hasadı, basit bir tarım faaliyeti olmaktan çıkar; insan bedeni, doğa, yorgunluk ve bereket aynı kompozisyon içinde ağır ağır birleşir. Lhermitte’in köylüleri dekoratif figürler değildir; neredeyse tarih resmi kahramanları kadar büyük bir ağırlık taşırlar. Bu da onun resmini yalnızca kırsal hayat betimlemesi olmaktan çıkarıp emeğin görsel anıtına yaklaştırır.

Lhermitte’in gücü yalnızca konuda değil, teknikte de belirgindir. Pastel, konté kalemi, kömür ve yağlıboyayı büyük bir ustalıkla kullandı. National Gallery of Art koleksiyonundaki The Weaver’s Cottage gibi eserler, onun çizgiyle atmosfer kurma becerisini açık biçimde gösterir. Figürlerin duruşu, kıyafetlerin ağırlığı, ağacın kabuğu, toprağın pütürlü yüzeyi ve havadaki sessizlik, abartısız ama yoğun bir dikkatle resme girer. Lhermitte’in kompozisyonlarında ışık çoğu zaman dramatik bir spot gibi değil, yavaşça yayılan bir hakikat gibi işler. İnsanların yüzlerine, ellerine ve omuzlarına düşen ışık, onların hayatını yüceltmeden görünür kılar.

Fransız sanatçının ilham verdiği isimlerin başında ise tarihin en büyük ressamlarından Vincent van Gogh geliyor. Vincent van Gogh’un Lhermitte’e duyduğu hayranlık da onun dönemindeki ağırlığını anlamak için önemlidir. Van Gogh, kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektupta Lhermitte’i figür konusunda “mutlak usta” olarak anar; özellikle modelleme, ışık ve insan bedenini kavrama biçiminden etkilenir. “Le Monde Illustre her ay onun bir eserini yayınlardı. Merakla beklerdim. Her ay Lhermitte eserlerine kavuşmak bana büyük mutluluk verirdi. Yıllar boyunca onun çizdikleri kadar güzel resimler görmedim. Katıldığım yemeklerde her şeyden çok Lhermitte’ten bahsediyordum.”

Bu hayranlık tesadüf değildir. Van Gogh’un yoksul köylüler, çalışan bedenler ve toprağa bağlı hayat karşısındaki duyarlılığı ile Lhermitte’in dünyası arasında açık bir akrabalık vardır. Biri daha içten patlayan, diğeri daha ölçülü ve akademik görünen iki ayrı resim dili konuşur; ama ikisi de insan emeğini sanatın merkezine almaktan kaçmaz.

Bugün Lhermitte’e bakarken onu yalnızca “köylü ressamı” diye sınırlamak haksızlık olur. O, modernleşen Fransa’nın hızla geride bıraktığı kırsal hayatı, nostaljik bir kartpostala çevirmeden kayda geçirdi. Sanayi, kentleşme ve yeni sanat akımları çağında, onun resimleri yavaşlığın, beden emeğinin ve toprağa bağlı yaşamın görkemli ama kırılgan tanıkları gibi durur. Lhermitte’in en iyi tablolarında insan konuşmaz; eğilir, taşır, biçer, dinlenir, bekler. Fakat bu sessizlik boş değildir. İçinde yorgunluk, direnç, gündelik hayatın ağır terbiyesi ve insanın toprağa benzeyen sabrı vardır.

Tagged